Zulme ve Zalimlere Meyletmek

0

Zulme ve Zalimlere Meyletmek

“Zalimlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım olunmazsınız.”(Hûd Sûresi,113. âyet)
Âyette geçen ve ”meyletmeyin” anlamına gelen ”Er-Rükün” kelimesi, dayanmak, sırtını verip güvenmek, herhangi bir şeye yanaşıp durmak ve razı olmaktır.
Zulüm, bir şeyi kendisine ait olan yerin dışına koymaktır. Bu kelime az olsun, çok olsun haddi aşma
anlamında kullanılır. Bundan dolayı hem büyük hem de küçük günahlar için kullanılır.

Zulüm üç çeşittir:
1- İnsan ile Yüce Allah arasında olan zulüm: Bunun da en büyüğü; küfür, şirk ve nifaktır.
2- Kişi ile diğer insanlar arasındaki zulüm.
3- Kişi ile kendi arasındaki zulüm.
Âyet,”sakın ha zalimlere meyletmeyin, onlara boyun eğmeyin, yani gönülden bu adamları destekleme
tarafına gitmeyin. Allah’ın kanunlarına karşı başka kanunlar koyanlar zalimdirler. O zalimlere meyledenler
de onlarla beraber haşrolunurlar. Ayrıca, onlara meyleden ve boyun eğenlere cehennem ateşi dokunur” hakikati ifade edilir.
Katâde: Bu emir, zalimleri sevmeyin ve onlara itaat etmeyin anlamındadır” der.
İbni Cüreyc: Onlara hiçbir şekilde meyletmeyin anlamındadır” der.
Ebu’l-Aliye ise: Onların amellerine razı olmayın” diye açıklamıştır.
İbni Zeyd: Buradaki ”meyletmeyin” den maksat, zalimlere yağcılık yapmayın demektir. Bu da onların
küfürlerini tepki ile karşılamamak, reddetmemektir anlamındadır” der.
Bu âyet-i kerîme, zalimleri ve bid’at ehli her türlü günah işleyen kimseleri terkedip, onlardan
uzaklaşmaya delildir. Çünkü bu gibi insanlarla dostluk ve arkadaşlık insanı zarara ve günaha götürecektir.
Zira arkadaşlık ve dostluk ancak sevgiden dolayı söz konusudur.

Burada yasaklanan şey, zalimlerin üzerinde bulundukları zulme rıza göstermek, onların bu işini iyi görmek, hem kendileri hem başkalarına onun güzel olduğunu belirtmek ve bu gibi şeylerde onlara katılmaktır.
Bu yasaklama; onlara dalkavukluk yapmayı, gücü olduğu halde onları tenkit etmemeyi, onların durumunu
(gücünü) büyütmeyi içerir. Âyette geçen ”ateş” ile kastedilen cehennem ateşidir. Bu âyet bugün olduğu gibi, bütün asırlarda insanlar için çok önemlidir. Çünkü az da olsa zulme sapan bir kimseye meyletmenin akıbeti buysa, zulümde yerleşenlere, yani zulümleriyle dünyayı kasıp-kavuran, masum insanları acımasızca katleden zalimlere meyledenlerin hali ne olacaktır?
-Zalimlerle sohbet etmek için can atanların, onlarla konuşmayı, görüşmeyi şeref telakki edenlerin,
– Onları sevindirmek için hem ruhunu, hem de bedenini yoranların,
– Gözlerini onların dünyalığına dikip, onlara dünyada verilenlere gıpta edenlerin,
– Hakikatten gafil, sonunun nereye varacağından habersiz olanların,
-Sonucu bile bile buna aldırmayanların durumu nicedir?
Nitekim bir adam Süfyan-i Sevri’ye:
”Ben zalimlere elbise dikiyorum. Acaba onların yardımcılarından sayılır mıyım?” diye sorduğunda o:
”Hayır sayılmazsın! Çünkü sen onların ta kendisi olmuşsun. Onların yardımcısı sayılabilecek

kimseler,sana iğneyi satanlardır” diye cevap vermiştir.
Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
”Kim bir zalimin devamı için dua ederse o,Allah’ın yaratmış olduğu yeryüzünde ,Allah’a isyan etmeyi istemiş olur.”

Hasan-ı Basri, dinin iki la’da toplandığını söyler:
1-”La tetğav”:Aşırı gitmeyin.(Hûd-112)
2-”La terkenu”:Zalimlere meyletmeyin.(Hûd-113)
Allahu Teala, zalimlere meyleden, onlara destek olanlara mutlaka ateşin dokunacağına dair hüküm
vermiştir. Zalimlerin akıbeti ise daha fecidir.

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
”Zulmetmeyiniz, sonra dua edersiniz de duanız kabul edilmez. yağmur duası edersiniz, size yağmur
yağdırılmaz. Yardım istersiniz, size yardım edilmez.”
Âyetteki ”Sonra size ateş dokunur” kısmı zalimlere meyledenlerin cezasıdır. Yani onlarla içli-dışlı
olmak, onlarla dostluk kurmak, onların (haktan) yüz çevirmelerine rağmen onlara karşı çıkmamak ve
yaptıkları işlerde onlara muvafakat etmek sebebiyle ateş size dokunur.
Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:
”Kişiye kıyamet günü amel defteri takdim edilir ve o kişi kurtulacağını zanneder. Ademoğullarından
zulmettiği kimseler, ondan hak talep eder. Nihayet hiçbir güzel ameli kalmaz ve onların günahları üzerine yüklenir.”

Abdullah b. Mes’ud (r.a):
”Zalimi seven kimse, Kâbede duanın mutlaka kabul olunduğu yer olan Makam-rükn arasında yetmiş
yıl kalıp ibadet etse dahi kıyamet günü Allah onu sevdiği (zalim)ile beraber kılacaktır” demektedir.
Allah’ın mü’min ve Salih kulları ile beraber olanlar, onlara dost olanlar iki cihan saadetine kavuşurlar. Zalim ve zorbalarla dost olanlar ve onlara destek olup işbirliği yapanlar ise, iki cihan saadetinden mahrum olarak ateşe müstehak olurlar. Çünkü dost olduklarının şerri onlara da dokunur. Zalimlere meyleden ve yardım edip destek olanlar ilahi rahmetten, korumadan ve yardımdan mahrum kalırlar. Nitekim Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

”Her kim zalime bâtıl bir dâvâda,bir hakk’ı ortadan kaldırsın diye yardım ederse, Allah ve Resulü’nün
himayesinden uzaklaşmış olur.”

Kaynaklar:
1-El-Cami’u li-Ahkâmi’l-Kur’ân-İmam Kurtubî,C.9,sh.166-167.
2-Tefsir-i Kebir-Fahruddin er-Râzî,C.13,sh.137.
3-Tefsiru’l-Kur’ân-Ebu’l-Leys Semerkandî,C.3,sh.252.
4-Şifa Tefsiri-Mahmut Toptaş,C.4,sh.112.
5-Büyük Kur’ân Tefsiri-Ali Arslan,C.8,sh.163-167.
6-Terğîb ve Terhîb-İmam Hafız el-Münzîrî,C.4,sh.436,458,Hd.No:13,6.
7-Müfredât-Râğıb el İsfahanî,C.2,sh.159-163.

Paylaş

Yorumlar