Zilzal Suresi Okunuşu Ve Anlamı

0

Zilzal Suresi Duası Arapça Yazılışı, Türkçe Okunuşu, Anlamı

Zilzâl Sûresi’nin Nüzûlü

Zilzal Suresi: Bu mübârek sure, «En-Nisa> suresinden sonra Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. Atiyen vuku bulacak bir zelzeleyi haber verdiği için kendisine bu ünvan verilmiştir. Kendisinden evvelki «El-Beyyine> suresinde mü’minlerin mükâfati, kâfirlerin de mücazatı bildirilmişti. Bu sûrede de o mükafat ile mücazatın vakti ve onun alametleri bildirildiği cihetle bu iki sure arasında mühim bir münasebet vardır. Sekiz ayet-i kerimeyi ihtiva eder.

Zilzal Suresi Arapça Okunuşu

Zilzal Suresi Türkçe Okunuşu

Bismillahirrahmânirrahîm.

﴾1-3﴿ İzâ zulziletil ardu zilzâlehâ. Ve ahracetil ardu eskâlehâ. Ve kâlel insânu mâ lehâ.

Ve insan: “Ona ne oluyor?” dediği (zaman).

﴾4﴿ Yevme izin tuhaddisu ahbârahâ.

﴾5﴿ Bi enne rabbeke evhâ lehâ.

﴾6﴿ Yevme izin yasdurun nâsu eştâten li yurav a’mâlehum.

﴾7﴿ Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerahu.

﴾8﴿ Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerahu.

Zilzal Suresi’in Anlamı

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

﴾1-3﴿ Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman,

﴾4﴿ İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.

﴾5﴿ Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.

﴾6﴿ O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.

﴾7﴿ Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.

﴾8﴿ Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.

2. Vaktaki: Yer, kendisine ait şiddetli bir zelzele ile sarsılır.

1. Bu sure-i celile, kıyamet kopacağı zaman yeryüzünün nasıl bir mustarib hale geleceğini ve insanların nasıl vaziyetler içinde kalarak hesap ve ceza mevkiine sevk edileceğini ve herkesin kendi amellerinin karşılığını tamamen göreceğini şöylece beyan buyurmaktadır:

(Vakta ki:) Kıyamet kopmaya başlar (yer) yüzü (kendisine ait şiddetli bir zelzele ile sarsılır.) Allah’ın takdiri ile öyle bir zelzelenin üstünde bir enteresan hareket meydana gelir, artık bunun neticesi düşünülsün!.

“Zelzele” ıztırap, şiddetli bir hareket, yeryüzünün titremesi demektir.

2. Ve yer ağırlıklarını dışarıya çıkarır.

2. (Ve) O günkü: (yer) Bu ikametgahımız olan yeryüzü, pek şiddetli titremesinden dolayı (ağırlıklarını) içindeki madenleri, hazineleri, ölüleri (dışarıya çıkarır.) nasıl ki; Daha kıyamet kopmadan evvel de bazı yerlerde dağlar; yarılır, içlerinden ateşler dışarıya fışkırıp durur, o civardaki, kasabalar mahvolup gider.

“Eşkal” Esasen ev veya yolcu eşyası demektir. Bundan maksat, yere ağırlık veren madenler gibi çeşitli şeylerdir.

3. Ve insan, buna ne oluyor demiş olur.

3. (Ve) O günkü: (insan) O müthiş hadiseyi görecek olan herhangi bir şahıs, hayretler içinde kalarak (buna) yeryüzüne (ne oluyor?.) ne için bu kadar benzeri görülmemiş müthiş bir harekette bulunuyor, (demiş olur.)

Mü’min kimse, bu hadiseyi büyük görür, ne büyük bir ilahi kudret eseri olduğunu bilerek böyle söylemeğe başlar. Kafir bir şahıs ise taaccüpte bulunur, inkar ettiği hadisenin böyle vücuda gelmekte olduğunu görerek heyecanlar içinde kalır.

4. O gün yeryüzü, kendi haberlerini anlatıverir.

4. İşte (O gün) o pek şiddetli zelzele vaktinde yeryüzü (kendi haberlerini anlatıverir.) ne için öyle ıstıraba, değişikliğe uğramış olduğunu halka bir lisan-ı hal ile anlatmış olur.

Onun o vaziyeti, o görünen hali, onun ne için öyle ıstırap dolu bir değişime maruz kaldığını anlatmış bulunur veyahut Cenab-ı Hak yere bir konuşma kabiliyeti verir, uğradığı korkunç hadiseyi ve sebebini bir konuşma lisanıyla insanlara bildirir, üzerinde hayır ve şer adına yapılmış olan muameleleri teşhir etmiş bulunur.

5. Çünkü, şüphe yok, Rabbin ona vahyetmiştir.

5. Evet.. Yer, öyle uğradığı hadiseleri ve onun sebeplerini halka bildirir (çünkü, şüphe yok, Rab’bin) O Hikmet Sahibi Yaratıcı (ona) o yeryüzüne (vahy eylemiştir.) yani: Ona öyle konuşma kuvvetini vermiştir, o değişikliğin sebeplerini halka anlatması için kendisine müsaade buyurmuştur. Yahut o yerin öyle değişikliğe uğraması için kendisine Hak Teala
emretmiş, onu öyle bir hitap ile muhatap bulundurmuştur.

6. O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilmek için darmadağınık halde dönerler.

6. İşte (O gün) öyle müthiş bir zelzele ile bu yer alemi, öyle harap olduğu vakit (insanlar, amelleri kendilerine gösterilmek için) vaktiyle yapmış oldukları şeylerin karşılığı, hayırlı amellerinin mükafatı ve şerli amellerinin cezası kendi haklarında tatbik edilmesi için yerlerinden (perakende bir halde) amellerine göre dağınık, birbirlerinden ayrılmış bir vaziyette hesap yerine (dönerler.) muhasebeye tabi tutulurlar.

“Sudur” Dönmek, ortaya çıkmak, meydana çıkmak manasınadır. “Eştat” da müteferrik, yani dağınık, ayrılmış manasına olan “Şetit” kelimesinin çoğuludur.

7. Artık her kim bir zerre ağırlığında bir hayır işlemiş ise onu görecektir.

7. (Artık her kim) Dünyada iken ister (bir zerre ağırlığında) olsun (bir hayır işlemiş ise onu görecektir.) onun sevabına, mükafatına kavuşacaktır.

“Miskal” yüz arpa ağırlığı manasınadır ki, pek az şeyden kinayedir.

“Zerre” de küçük şey demektir. Karınca ve güneşin ziyasında görünen ufacık toz gibi şey manasında da kullanılmıştır.

8. Ve her kim bir zerre miktarı bir şer işler ise onu görecektir.

8. (Ve her kim bir zerre miktarı bir şer işler ise onu) Onun cezasını ahirette veya daha dünyada iken (görecektir.) kendisi o günü hareketinden haberdar edilmiş bulunacaktır.

Zilzâl Sûresi’nin Adı/Ayet Sayısı

Surede kıyamet sırasındaki büyük yer sarsıntısından bahsedildiği için “deprem” anlamına gelen zilzâl ismini almıştır. “Zelzele” adıyla da anılmaktadır. (İbn Âşûr, XXX, 489)

Zilzal Suresi’nin Konusu

Surede kıyamet kopması sırasındaki şiddetli yer sarsıntısının ardından kıyamet gününde yaşanacak olan sıkıntı ve dehşet verici haller anlatılmaktadır; ayrıca dünyada işlenen hayır veya şerrin karşılığının âhirette ödül veya ceza olarak alınacağı bildirilmektedir.

Şöyle ki: Bir mü’min, bir hayır işledi mi, onun mükafatını her halde görecektir. Bir şer de işledi mi ondan da haberdar edilecektir. Ancak iyiliği, kötülüğüne galip ve büyük günahlardan kaçınmış ise Allah’ın bir Lütfü olarak o şer sayılan ameli affedilebilir, veya onun cezasını dünyada görmüş bulunur.

Bir kafir ise bir hayır işlerse, mesela: Fakirlere sadaka vermiş olursa o hayır, imana bağlı olmadığı için Allah katında makbul değildir. ahirette kendisini ebedi azaptan kurtaramaz. Ancak azabını kısmen azaltmış olabilir. Yahut o iyi muamelesinin mükafatını dünyada görmüş olur.

Bilakis bir şey işlemiş olunca onun cezasını da ahirette görecektir. O yüzden dünyada da bir felakete uğramış olabilir. Maamafih kafir olduğu halde ahirete giden her şahıs ebediyyen cehennem azabına uğrayıp duracaktır. (Ez-Zilzal). Bu sure-i celilenin sebebi nüzulü hakkında deniliyor ki: Kafirler, Resul-i Ekrem’le karşılaşınca: O va’d olunan kıyamet gününün ne zaman vuku bulacağını bir alay yoluyla soruyorlardı.

İşte onlara, o günün müthiş alametleri ihtar edilmiş, fakat o günün ne vakit vuku bulacağı insanlara hikmet gereği tayin edilmemiştir.

Ta ki: Kıyametin kopma vaktini uzak görerek gaflet ve şehvet içinde yaşayıp durmasınlar, bu ayetlerde şuna da işaret vardır ki: İnsan, elinden gelen hayırlı işlerde bulunsun, isterse, o hayır pek az olsun, onun azlığına bakarak terki yönüne gitmesin, mutlaka onun da bir mükafatı vardır.

Ve bilakis en ufak bir kötülüğü de ehemmiyetsiz görerek işlemesin, zira onun da herhalde bir cezası vardır. Artık her insan bunu düşünsün, ona göre hareketini tanzim etsin, Hak Teala Hazretleri o kıyamet günü güzelce düşünüp onun için güzelce hazırlanan salih kullar arasına cümlemizi katsın, amin..

 

Nasr Suresi, Nasr suresinin anlamı ve tefsiri ile okunuşu, izaca

Paylaş

Yorumlar