Türk İslam bilginleri kimlerdir hangi alanlarda çalışmışlardır

0

BÜYÜK MÜSLÜMAN TÜRK BİLGİNLERİ

Müslüman Türklerin İslâm’ı yaymaları ve O’nu bütün saldırılara karşı korumaları ilim ve teknik yönden güçlü olmalarına bağlı olmuştur. Büyük bilginler yetiştiremeyen, ilim ve teknikte ilerleyemeyen hiçbir millet inandığı bir dini de yaymayı ve korumayı başaramaz. Müslümanlar yaşadıkları dönemlerde büyük ilim adamları yetiştirmişler, ilim ve teknikte, yaşadıkları çağlardaki milletlerden çok ileri gitmişlerdir. Hatta Müslüman olmayan milletler birçok konulardaki yenilikleri Müslümanlardan öğrenmişlerdir, diyebiliriz. Müslüman bilginler arasında, çoğunluğu Müslüman Türkler meydana getirir. Şimdi bunlardan birkaçını kısaca görelim:

a) İmam-ı zam Ebû Hanife (699-767): Bilgisinin ve zekâsının çok yüksek olmasından dolayı kendisine Imam-ı zam denilmiştir. Asıl adı Numan’dır. Kûfe’de dünyaya gelmiştir.
Başlangıçta ticaretle uğraşmış, cömert ve ibadetine düşkün bir insandır. Daha sonra kendini ilmî çalışmalara vermiş ve İslâm dünyasının en büyük hukuk bilginlerinden olmuştur. Kendisi bine yakın öğrenci yetiştirmiş, bunların da birçoğu ünlü bilgin olmuştur.

Bugün Müslümanların birçoğu, bilhassa ülkemizdeki Müslümanlar ibadetlerini O’nun kurduğu “Haneff” mezhebine göre yaparlar. İmam-1 âzam, Müslümanların din konusunda birçok sorularını cevaplamış, sağlığında 500 bin konuya fetva vererek çözüm getirmiştir.

b) İmam-ı Mâtüridi: 10. yüzyılda yaşayan ve asıl adı Muhammed olan Mâtüridî, Semerkant’da dünyaya gelmiştir. O da ünlü bir Türk bilginidir.
Allah’a, meleklere, âhirete, Peygamber ve kitaplara nasıl inanmamızın gerektiğini Kur’an ve Peygamberimiz belirtmislerdir. Ama bunları her Müslümanın anlayacağı bir şekilde detaylı olarak açıklayan bilgin İmam-ı Mâtüridî’dir. Bugün Müslümanların çoğunluğu inançla ilgili esasları O’nun açıkladığı şekilde öğrenmektedir. Böylece inanç konusunda Müslümanların önderi olmuştur. Onun do mezhebe de Mâtüridî mezhebi denilmistir. Temizdeki Müslümanlar da inanç yönünden Mâtürîdî mezhebindendirler.

c) İmam-ı Buhari: Asıl adı Muhammed olan Buharî. 9. yüzyılda Buhara’da dünyaya gelmiştir. Peygamberimizin hadislerini derleyip kitap haline getiren ünlü bir Türk bilginidir. Daha on yaşında iken Peygamberimizin hadislerini ezberlemeye başlamıştır. 16. yaşındayken ünlü âlimler arasında yer aldı.
Şehir şehir ülke ülke dolaşarak Peygamberimizin sözlerini bilen âlimleri gördü, onlardan topladığı 600 bin hadisin 300 bin tanesini ezberledi. Topladığı bu sözlerden en çok güvendiği, doğruluğundan asla şüphe etmediği 9 bin kadar hadisi Sahih adındaki kitabında topladı. Bu kitabını hazırlamak için tam 16 yıl çalıştı. İmam-ı Buharî, bu hadisleri yazmadan önce boy abdesti aldığını da belirtmiştir.

d) Zemahşeri: Türkistan’da dünyaya gelen Zemahşerî 12. yüzyılda yaşamıştır. Zemahşeri Allah’ın kelamı olan Yüce Kur’an’ımızı açıklama ve yorumlama konusunda unutulmaz bir isim bırakmıştır. Aslen Türk olmasına rağmen Kur’an dilini Araplardan daha iyi biliyordu. Onlardan daha güzel şiir ve yazılar yazmıştır. Hatta sık sık Mekke’ye gider oradaki halka şöyle derdi: “Babalarınızın, dedelerinizin dilini benden öğ. renin.” Mekke’de bulunduğu sıralarda Kâbe’de kalırdı. Bu bakımdan kendisine Allah’ın komşusu anlamına gelen “Cârullah” denir. “Keşşaf” adında güzel bir Kur’an-1 Kerim tefsiri yazmıştır.

e) Kemal Paşazâde: 16. yüzyılda yaşamis ir Türk alimidir. Başlangıçta savaşçı ve askerdi. Daha çevresinde bilgi ve ilim adamına sonsuz saygı göstenlapra ni görünce, bilgin olmaya karar verdi. Disiplinli bir ma sonunda Yavuz Sultan Selim devrinin ünlü alim den oldu.
İbn-i Kemal İslam dünyasında birliğin oluşturulması İran’daki kargaşalıkların bastırılması için Yavuz’u tesvil. eden en büyük Türk alimidir. O Yavuz’la beraber Misin ferine de katılmıştır. Dönerken atının ayağından Yavuz’un kaftanına bir çamur sıçramış ve Padişah şöyle demiştir: “Alimlerin atının ayağından sıçrayan çamurlar, benim için bir şereftir. Bu kaftan ben ölünce sandukamın üzerine çamuruyla birlikte konulsun.” İbn-i Kemâl 300’den fazla eser yazmıştır. Bunların bir kısmı Fransızcaya tercüme edilmiştir. “Tefsir ül Kur’an” adh bir tefsiri vardır.

f) İsmail Hakkı Bursalı: Bursa’da yaşamış olan ünlü din alimlerimizdendir. Felsefe, psikoloji ve din sahasında birçok eserler yazmıştır. “Ruh’ül Beyan” adında bir de Kur’an tefsiri yazmıştır.
Sağlığında bazı kişiler değerini bilememis, aleyhinde sözler söylemişlerdir. O ise, onlara şöyle cevap vermiştir: “Kendilerini yetiştirmek ve öğüt vermek için bir dost bulup da, o dostu insanı yaralayan bir boynuz sananlar hiç kurtulur mu?”

g) Akşemseddin: 1390 yılında doğmuş ve Fatih’in hocalığını yapmıştır. Din bilimlerinde ileri olduğu kadar tıp ilminde de eşine az rastlanan âlimlerimizdendir. Pastör’den 400 yıl önce yaşamış olan Akşemseddin ilk defa mikrobun varlığını keşfeden, hastalıkların insandan insana, mikroplarla bulaştığını bulan bilgindir. O zamanlarda seratan adı verilen kanser hastalığıyla ilgili araştırmalar da yapmıştır.

Fatih İstanbul’a girdiği zaman hocası Akşemseddin de beraberindeydi. Akşemseddin’i Padişah sanan Bizans halkı çiçeklerini ona sunmuşlardı. Bu büyük âlim eliyle Padişahı gösterdiğinde ise Fatih, gerçek padişahın hocası Akşemseddin olduğunu, çiçeklere onun lâyık olduğunu belirtmiştir. İşte bu büyük bilgin ünlü hükümdarla bir çağı kapatmış ve yeni bir çağ açmıştır.

h) Farabî 1870-950): Türkistan’da dünyaya gelen Farabî, musiki, hukuk, felsefe, matematik ve tıp dallarında ünlü bir âlimdir. Farabî 200 kadar kitap yazmıştır. “Kanun” adındaki musiki aletini ilk icad eden O’dur. O’nun fikirleri Avrupa’yı da etkilemiş, yakın zamanlara kadar onun kitapları Avrupa’daki üniversitelerde okutulmuştur.

i) El Birûnî (973-1051) : Astronomi, matematik ve fizik dalında yetişmiş olan büyük bir Türk bilginidir. Ayrica tip, coğrafya, jeoloji gibi ilimlerle ilgili kitaplar da yazmıştır.
Avrupalıların dünya dönmez, tepsi gibidir dedikleri zamanlarda O, dünyanın yuvarlak olduğunu, güneşin etrafında döndüğünü ileri süren ve isbat eden bir bilginimizdir. “Astronomi İlminin Anahtarı” adındaki eseri en çok bilinen kitabıdır.

i) Gazzalî (1058-1111) : Horasan’da dünyaya gelmiş büyük bir âlimdir. Yüz kadar kitap yazmıştır. Dinimizin akıl dini olduğunu, ama aklın da bazen yanıldığını, güzel dinimizin insan aklına ışık tuttuğunu eserlerinde dile getirir. Düşünen, çevresine ibret alarak bakan bir insahin mutlaka Allah’a inanması gerektiğini söyler. Gazzali görüşleriyle, kendisinden yıllar sonra yaşamış olan birçok Avrupalı düşünüre ışık tutmuştur. Lise sınıflarında göreceğimiz Descartes (Dekart) adındaki bir filozofun görüşlerini, ondan 500 yıl önce Gazzali dile getirmiştir. En önemli eseri “İhyâ” ve “Kimya-yı Saadet”tir.

Paylaş

Yorumlar