Tövbenin şartları | Tövbe nasıl yapılır

0

TÖVBENİN ŞARTLARI

Tövbenin şartları şunlardır:

1) Geçmiş günahlara karşı nedâmet getirmek.

2) Bir daha günahlara dönmemek için azm etmek.

3) Hukuk-u ibâdi sahiblerine veyâ vârislerine iade etmek. Onlar yoksa, onların nâmına fakirlere tasadduk etmek.

4) Geçimsizlik etmiş kimselerle helâlleşmek ve mümkün ise kendilerine iyilik etmektir.

5) Geçmiş farzları kaza etmektir.

Teybeden sonra tâatla nefsi terbiye etmek gerekir. Günâha daldığı gibi, günahın lezzetini tattığı gibi, tâatın sıkıntısını kendisine çektirmek de lâzımdır.

Ayrıca, kötü arkadaşları bırakmak, yiyeceğini içeceğini ve giyeceģini ıslah edip helâl olmasına dikkat edecektir. Günaha dönmek korkusu ile tevbeden çekinmeyecektir. Çünkü kul tevbe ederse, Allah tevbesini kabül eder.

Allah’ın rahmetinden ümidi kesmek doğru değildir. Zira kafirler. den başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez; bilakis her an tevbe edip Allah’a dönüş yapması ve günahta ısrar etmemesi gerekir. Çünkü günahından dönen kimseye, ısrar ediyor denilmez; günde yetmiş kere dönüp günah işlese de. Ebû Bekr EsSıddik (R.A.), Peygamber (S.A.V.) ‘in söyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

İstigfar eden kimse ısrar etmemiştir. Günde yetmiş kere dönse de» (Ebû Dâvûd vo Tirmizi rivayet etmiştir.)

Bunun için, tekrar günaha gireceğim korkusu ile tevbeyi terk etmek uygun değildir. Bu bir zandır. Tevbeyi geciktirmesi için şeytan, onun kalbine bu vesveseyi veriyor. bu bakımdan onu geciktirmek! doğru değildir. Çünkü ecel gizlidir. Ölümün veya ölüme götüren hastalığın ne zaman geleceğini bilmez. Onu gerçekleştirmek için var gücünü harcıyacaktır. Çünkü mü’minin sermayesi imândır. Tevbe etmemek ve günahlarda ısrar etmekle iman da gidebilir. O zaman ebedi olarak Cehennem’de kalır. Hüccetü’l-İslam İmâm-ı Gazali (R.Aleyh) şöyle diyor:

Geciktirmek suretiyle tevbede acele etmeyen kimse iki tehlike arasındadır.

1) Günahlardan gelen karanlık kalbinde birikir ve silinmeyecek bir leke olur.

2) Hastalık veya ölüm acele eder, onu silmek için uğraşacak bir zaman bulamaz.»

Bu sebeble, eserde vârid olmuştur ki:

«Cehennemdekilerin ah-u figânlarının çoğu geciktirmelerinden ileri gelir. Bağırışlarının çoğu şöyledir; «Of geciktirene! Helâk olan, ancak geciktirmek yüzünden helâk olmuştur.

Ancak selim bir kalb ile Allah’a gelen kimse kurtulur. Öyle ise Cehennem’e müstahâk olmadan evvel tevbe etmeğe acele ediniz.

Bu yerin refahı yok, musibeti kesin, yolları karanlık, tehlikeli yerleri bilinmez onun esiri ebedi, yükselen alevi dâimi, sıcağı şiddetli, kükremesi yüksektir. İçecekleri sıcak su, azabları ebedidir.

Cehennem Zebânileri onlara vuracak, Cehennem’in Hâviye tabakası onları toplayacaktır. Orada «Veyl» demekle bağırışacaklar.

Onun alevi şiddetlenir. Onların oradaki arzuları yok olmaktır. Ama o esåretten kurtuluş yoktur. Ayakları, perçemlerine bağlanmış; yüzleri günahların zilletinden simsiyah olmuş, azâbi sürdüğü için ağlaşarak cadde ve sokaklarında :

«Ey Mâlik! Tehdid bizim için hak oldu. Ey Mâlik! Yakıt bize kızıştı. Ey Mâlik! İrin bizden akıp gidiyor. Ey Mâlik! Zincir bize çok ağır geldi. Ey Mâlik! Derilerimiz pişti, Ey Malik! Bizi ondan çıkar. Biz, artık yaptıklarımıza dönmiyeceğiz” diye bağırışacaklar, fakat Mâlik, bir zaman sonra : «Heyhât emniyet söz konusu olmadığı gibi, zillet yerinden çıkış zamanı değildir. Ceza veren Allah’ın gazâbi sebebiyle onda alçalın» diyecek.

Paylaş

Yorumlar