Tevekkül Nedir ?

0

Tevekkül

Kaderle ilgili kavramlardan birisi de tevekküldür. Tevekkül kelime olarak güvenmek, dayanmak, teslim olmak gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise Allah’a (c.c.)
dayanıp güvenmek, çalışıp çabalarken Allah’ı (c.c.) daima yanımızda bilmek ve işlerin sonucunu Allah’a (c.c.) bırakmak demektir. Örneğin bir çiftçi zamanında tarlasını sürüp ekime hazırlarken, tohumu atacak, sulayacak, zararlı bitkilerden arındıracak, gerekirse gübresini de verecek; tüm bunları yaparken de iyi ürün vermesi için Allah’a (c.c.) güvenip dayanacak ve sonucu O’ndan bekleyecektir. Yine bir hasta, tedavisi için gerekli adımları atarken, şifayı Allah’tan (c.c.) isteyecek ve sonuç ne olursa olsun derin bir teslimiyetle Allah’ın (c.c.) takdirine razı olacaktır. Bir çiftçinin gerekli hazırlıkları yapmadan “Ben Allah’a (c.c.) tevekkül ediyorum.” diyerek bol ürün beklemesi doğru değildir. Bu durum, İslam’ın tevekkül anlayışıyla bağdaşmaz.

Bir başka yönüyle tevekkül, tüm yapılması gerekenleri yaptıktan sonra insanın
içinde duyması gereken iç huzur, mutmain olma ve en önemlisi Allah’ın (c.c.) takdir
edeceği sonuç ne olursa olsun buna razı olma ahlakıdır. Yüce Allah bir ayette, “…
Müminler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”36 buyurmuş; inananların yalnız kendine güvenmelerini istemiştir.

Hz. Peygamber tevekkül konusunda da bizlere örnek olmuştur. Mekkeli müşriklerin baskılarının arttığı bir dönemde Medineli bir heyetle Mekke’de görüşmenin tehlikeli olcağını düşünerek tedbirli
davranmış, Mekke’nin dışında Akabe denilen bir vadide görüşmüştür. Hz. Muhammed (s.a.v.) hicret yoluna çıkarken Allah’a (c.c.) tevekkül ederek gerekli tedbirleri almayı asla ihmal etmemiştir. Medine’yi
kuşatmaya gelen müşriklere karşı şehri korumak için hendekler kazdırarak tedbirli davranmıştır. Bütün işlerini Allah’ın (c.c.) şu emrine göre yapmıştır: “…Kararını verdiğin zaman artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” Tevekkül bir işin başında, sonunda ve ortasında üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeyi gerektiren bir durumdur. Hiçbir tedbir almadan ben
Allah’a (c.c.) güveniyorum demek doğru bir tevekkül ve kader anlayışıyla bağdaşmaz. Örneğin gerekli güvenlik tedbirleri alınmadığından yaşanan iş kazaları kaderin bir sonucu denilerek bizleri sorumluluktan kurtarmaz. Hem işveren hem de işçi her türlü tedbiri almak zorundadır.

Tevekküle yanlış anlamlar yükleyerek kader karşısında insanı, rüzgârın sürüklediği bir yaprak gibi iradesiz ve tercihsiz görmek doğru değildir. Böyle bir kaderciliğe dayanarak çaba ve gayretten uzak düşen tevekkül anlayışı, tembelliğe de sebep olur.

Bir tohumun kabuğundan çıkması için su, bir ağacın meyve vermesi için ışık, bir bebeğin büyümesi için beslenmesi ve bir insanın rızkını kazanabilmesi için emek sarf etmesi gerekir. Bütün bunlar Allah’ın (c.c.) evrende yarattığı ölçü ve düzenin bir sonucudur. Dolayısıyla bizler de bu düzene uygun olarak hareket etmeliyiz. Bir işe başlamadan önce gerekli tedbirleri almalı, sağlıklı bir sonuç almak için neler yapılması gerekiyorsa hepsini yerinde ve zamanında yapmalıyız. Sonucun hayırlı olması için de Allah’a (c.c.) güvenip ondan yardım istemeliyiz.

Paylaş

Yorumlar