Şirk-i ekber (en büyük şirk) nedir?

0

Kulun Allah’tan başka alemlerin Rabbine eşit kıldığı, Cenab-ı Allah’ı sever gibi sevdiği, Allah’tan korkar gibi korktuğu, kendisine sığınıp, dua ettiği, ondan korkup, ondan birşeyler ümit ettiği, ona yaklaşmak isteyip tevekkül ettiği yahut Yüce Allah’a isyanı gerektiren hususlarda itaat ettiği ya da Allah’ın razı olmamasına rağmen ona uyduğu ve buna benzer hallerde görüp gözettiği bir başka varlık edinmesidir.

 

Allah Azze ve celle şöyle buyurmaktadır:

“Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez. Ondan başkasını da dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (en-Nisa, 4/48);

“Kim Allah’a ortak koşarsa, muhakkak ki uzak bir sapıklıkla sapmıştır.” (enNisa, 4/116);

“Çünkü kim Allah’a ortak koşarsa hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer ise ateştir.” (el-Maide, 5/72);

“Kim Allah’a ortak koşarsa o sanki gökyüzünden düşüp, kuşların kaptığı yahut rüzgarın kendisini uzak bir yere attığı kimseye benzer.” (el-Hac, 22/31) ve daha başka ayet-i kerimeler bunu anlatmaktadır.

Peygamber (s.a.v) de şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın kullar üzerindeki hakkı yalnızca O’na ibadet etmeleri, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakları ise kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseyi azablandırmamasıdır.”1

Bu şirk nedeniyle dinden çıkış bakımından bunu Kureyş kafirleri ve başkalarının yaptığı gibi açıkça yapanlar ile dışa müslüman olduklarını gösterip, küfrü içlerinde gizleyen aldatıcı münafıkların yaptığı gibi içlerinde gizleyenler arasında hiçbir fark yoktur. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı bulamazsın. Ancak tevbe edenler, hallerini düzeltenler, Allah’a (dinine) sımsıkı sarılanlar ve dinlerini Allah için halis kılanlar müstesnadır. İşte onlar mü’minlerle beraberdir.” (en-Nisa, 4/145-146) ve daha başka ayet-i kerimeler bunu ifade eder.

Paylaş

Yorumlar