Salih amel nedir? Salih amel ne demek?

0

Salih amel nedir? Salih amel ne demek?

Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir.
Kur’an ve hadislerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup, dünya ve ahirette
karşılığı mükafat veya ceza gerektiren ameller olarak ifade edilir. Kur’an ve Sünnete uygun olan her türlü söz, fiil ve davranışlara ‘’Salih Amel’’ denir.1

Salih amel, Allah’ın razı olduğu, kabul edip mükafat vereceği amellerdir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

‘’Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.’’ (Secde Sûresi, 17.âyet.)
Resulullah (s.a.v) :
‘’İyi kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir kimsenin
hatırından geçiremediği nimetler hazırladım’’ (Buhârî, Tevhid 35.) buyurmaktadır.

Olursa iman kamil, amel güzel ve sâlih,
Elbette ötelerde sana gülecek tâlih!..
(M.Necati Bursalı)

İnsan, imtihan için yaratılmıştır. Bu imtihanı kazanabilmek, iyi ve faydalı işler, salih ameller şart koşulmuştur. İnsan dünyada bununla denenmektedir. Cenab-ı Hakk

‘’O ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır’’  (Mülk Sûresi, 2.âyet. )
Amelin geçerli olması, imana bağlıdır. İman yoksa, amel geçerli değildir. Âyette:

‘’Ancak iman edip salih amel işleyenler hariç. Onlar için kesintisiz bir ecir vardır’’ (Tin Sûresi, 6.âyet.) Fıtrattaki güzelliği koruyan, Allah’ın rızısını gözeten, âhireti için güzel ve hayırlı işler yapan kimseler kurtuluşa ereceklerdir. Bunlar, Allah’ın birliğini tasdik ettiler, güzel ameller işlediler. Allah’ın rızasını birinci plâna aldılar. Onlara eksilmez sevap vardır.

Bunlar, alçaklık katına düşmez. İman ve amelin meyvelerini toplayacakları güzel bir sona doğru giderler. Kalplerinde iman nuru olan, dini vazifeleri yerine getiren, namaz, oruç, zekat, hac, cihad gibi farzları yapanlara; kesilmeyen bir mükâfat vardır. Bunlar, ahirette selamet ve saadete ulaşacaklardır.
Amel-i salih kısaca; Kur’an ve Sünnete göre yaşamaktır. Rivayete göre mü’min bir kul öldüğü zaman Allah, onun iki yazıcı meleğine Kıyamet’e kadar onun kabrinin yanı başında ibadetlerini yazmayı emreder. Çünkü o dünyada, ölümünden sonra da sevabı devam edecek salih ameller yaparak yaratılanların en hayırlısı olmuştur.

”Şüphesiz iman edip,salih amel işleyenler, işte onlar yaratılanların en iyisidirler.”  (Beyyine Sûresi, 7.âyet.) Apaçık bir delil olan son peygambere iman edip, dini sadece Allah’a halis kılarak, imanlarının gereği olan salih ameller yapanlar; farzları, nafileleri yerine getirenler, muamelat ve ukubatta Allah’ın rızasına uygun davrananlar, yaratılanların en hayırlısıdırlar. Onlar, yaptıkları işler bakımından da, Allah katındaki makamları yönünden de en hayırlı olanlardır. Halkın en hayırlısı, hem iman edip hem de faydalı işler yapanlardır. İman edip, hayırlı işler yapmayanlar, en hayırlı olma özelliğine sahip olamazlar. Çünkü herkes; iman edip, kendi gücüne göre iyiliğe ve hayra çalışmalıdır.  İman edip, salih amel işleyenler, Allah’ı tasdik ettiler. Gönüllerinde, şirkten, nifaktan, küfürden ve şüpheden arınmış bir iman bulundurdular. Amellerini riyadan koruyup, karşılığını Allah’tan beklediler. İşte onlar yaratılmışların en hayırlısıdırlar.
Abdullah b. Ömer(r.a) şöyle der:
”Vallahi mü’minler, Allah katında Kâbe ‘den değerlidirler.” Hasan-ı Basri’ye bu ayetin
ne anlama geldiği sorulunca şöyle cevap vermiştir:
”Melekler, ancak iman eden ve salih ameller işleyen mü’minlerle beraberdir. Onlara
dua ederler.”  (Tefsîrü’l-Kurân, Ebu’l-Leys Semerkandî, C.6,sh.456.)
En değerli sermayemiz zamanımızdır. Kaybedilen para tekrar kazanılabilir. Ama insan; geçen zamanı; bütün parasını, malını verse, ömründen bir saniyeyi bile geri getiremez. Onun için, insan her anını iyi değerlendirmelidir. Öyleyse; altın kazanmışsın, mal kazanmışsın, en iyi şekilde yaşamışsın ne faydası var? Bir gün bunların hepsini geride bırakıp gideceksin. Ahirete doğru bir sefer başlayacak. Bu yolculuğa hazırlıklı mısın? Yani, ömrün boş şeylerle, günahlarla, insanı yarın pişman edecek şeylerle niye geçsin? Ömrünü sefâletle değil, ibadetle, Hakk’a itaatle ve halka hizmetle geçireceksin.

Fahrüddin er-Razi bu konuda şöyle demektedir:
”Ben Asr Suresi’nin manasını bir buz satıcısından öğrendim. Çünkü, o satıcı bağırıyor ve
şöyle diyordu:
– Ana sermayesi eriyip yok olana merhamet ediniz! Ana sermayesi eriyip yok olana
merhamet ediniz!” Ben bu sözü duyunca :

‘’Şüphesiz ki insan zarardadır’’  (Asr Sûresi, 2.âyet.) ayetinin mâniası budur, dedim.’’
Biz, günleri geçiriyoruz diye seviniyoruz. Halbuki her geçen gün ömürden eksilmektedir. Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, ve hesap gününün sahibi olan Allah’ı tasdik eden, O’na ihlasla ibadet ve itaat edeceklerine dair söz veren Müslümanlar kurtuluşa ereceklerdir. İmandan sonra, Allah’ın razı olduğu, kabul ettiği hayırlı ve faydalı işler yapanlar da bu ayetin kurtuluş müjdesine nail olurlar.
Salih ameller genel olarak iki çeşittir:
1- Bedenle yapılan ve kişinin bizzat kendisine faydası dokunanlar. Namaz, oruç, zikir
gibi…
2- Mal ve bedenle, veya hem mal, hem bedenle yapılan ve başkalarına faydası olanlar.
Zekât, sadaka, cihad gibi… Bu çeşit amellerin en önemlisi de, Hakk’a dâvet ve Hak yolunda
gayret göstermektir. Yani cihad etmek, başkalarını ıslah için çalışmaktır. Ama nefis bundan
hoşlanmaz. Hadis’te şöyle buyurulmuştur:

”Cennet, nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle, Cehennem de nefsin arzuları ile kuşatılmıştır.’’ (Sahih-i Müslim, Kitabül’ Cennet, 51. )
Salih amellerin şartı, ihlastır. İhlas ise; amelde sadece Allah’ın rızasını gözetmektir.
Cenab-ı Hakk şöyle buyurur:

‘’Her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse salih bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı
ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.’’ (Kehf Sûresi, 110.âyet.)

Ahmed b. Asım el-Antaki’ye :
-Allahu Teala’nın razı olduğu amellerle meşgul olan bir kimse en çok nelerden
sakınmalıdır? diye soruldu. O, şöyle cevap verdi:
-Yaptığı salih amelleri gözünde büyüterek kibirlenmekten; onlara güvenmekten; işlediği
günahları, iyiliklerinin yanında küçük görüp unutmaktan sakınmalıdır.
Resulullah (s.a.v.):

‘’Allah (c.c.) sadece kendi rızasını kazanmak için, samimi olarak yapılan amelleri kabul
eder’’ (Terğîb ve Terhîb, Hafız Münzîri, C.1, sh.50.) buyurmaktadır. Sadece Allah rızası için salih amel işleyenler, sevinç içerisinde Rab’lerine kavuşurlar.
Halife Süleyman b. Abdülmelik, Ebu Hazim’e:
– Yarın Allah’ın huzuruna nasıl çıkacağız? diye sorunca
– O, Güzel amel sahibi kimse, tıpkı sizden birinin yolculuktan dönüp evine, eşine ve çocuklarına kavuşması gibi sevinç, içinde Rabbi’nin huzuruna çıkar. Kötü ameller yapmış olan kimse ise, tıpkı kaçan kölenin, yakalanarak sahibinin huzuruna çıkarılması gibi, korku içinde Rabbinin huzuruna varır.

Hak ne yüze, ne mala, ne küp, ne tasa bakar;
Ancak amelinize, kalbe, ihlâsa bakar!
(M.Necati Bursalı)

Alınacak Dersler:
1- Ömür, Rabbimizden bize verilen bir sermayedir. Bunu, iman ve İslâm yolunda
tüketmeliyiz.
2- Biz, günlerimizi geçiriyoruz diye seviniyoruz. Halbuki geçen günler, ömrümüzden
eksilmektedir.
3- İslâm’a inanmayan, hakka tabi olmayan, dünyaya geliş gayesini kavramayan
insan, zararda ve hüsrandadır.
4- Nefsini, ömrünü, malını şer yolunda, günah yollarında harcayanlar, zararda ve
hüsrandadır.
5- İman edip salih amel işleyenler kurtulacaklardır. Öyleyse; hüsranda olanlardan
değil, kurtuluşa erenlerden olmaya çalışmalıdır.
6- Salih Amellerin en önemlisi; Hakk’a davet, Hak yolunda gayret
göstermektir. Bizler cihada devam etmeli, yeryüzünün ıslahı için çalışmaya
devam etmeliyiz.
7- Müslüman bir toplumda cihad ruhu yoksa, o toplum iflah olmaz, zilletten
kurtulamaz.
8- Hak ve hayır yolunda olanların başına çeşitli musibetlerin ve belâların gelmesi,
”Sünnetullah”tır. Bu zorluklara katlanmalı ve mücadeleye devam etmeliyiz.

Paylaş

Yorumlar