Orucun faydası önemi | Orucun kazandırdığı güzel davranışlar

0

Orucun farz  olmasının  İnsana faydaları  ve hikmeti

İslâm Dinimizde  yapılması emredilen her büyük faydaları, yasaklanan şeylerin de büyük zararı yapılması emredilen her şeyin insan için vardır. Bir şey ki, insanın aklına ahlakına veya sağlığına zararlıdır, iyi biliniz ki onu İslam yasaklamıştır. İnsana faydalı olan şeyi de İslâm emretmiştir. Namaz olsun, oruç veya diğer ibadetler olsun, yapılması emredilmiş ve Müslümanlara farz kılınmıştır. Yüce Allah orucun farz kılınışındaki hikmeti şöyle açıklıyor:

“Ey iman edenler! Sizden önceki milletlere farz kalındığı gibi kötülüklerden sakınasınız diye size de oruç farz kılındı.”

Bu âyetten anlaşılıyor ki, orucun farz kılınışındaki amaç insanları günahlardan korumaktır. Günahlardan korunmak ise, Allah’ın emirlerini yapmak, yasakladığı şeylerden de sakınmakla olur.

Orucun insana sağladığı iyi alışkanlıklardan bazıları şunlardır:

a)Nefse hakim olma (İradenin güç kazanması): Oruc tutmaya çalışmış bir insan, sabırlı, nefsine hakim ve iradeli bir kimse olur.

Müslümanlar her sene oruc tuta tuta iradelerine hakim olmaya, isteklerini önlemeye çalışırlar. Bunlar istekleri zaman nefislerine hakim olmakta güçlük çekmezler isteklerine uymazlar. Bir Müslümanın Allah böyle buyurmuş diye imsak tan başlayarak, akşamın belirli bir vaktine kadar yememesi, içmemesi ve her türlü zevkinden vazgeçmesi, iyice acıktığı halde gözünün önünde duran en güzel yemeğe el sürmemesi, yazın en sıcak günlerinde susuzluktan yanıp tutuştuğu zamanlar, gözünün önünde bulunan buzlu sulara dönüp bakmaması ne demektir? Bunu yapabilmek için insanın çok kuvvetli bir iradeye sahip olması gerekir.

Kendi malından dahi sırf Allah rızası için tenhada da yiyip içmeyen bir insan, şüphesiz Allah’ın haram kıldığı şeylere dönüp bakmaz. Böyle bir insana bir hazine veya bir emanet teslim edilse, bir zarar gelmesinden korkulmaz. Çünkü, insanlık hali, içine kötü bir düşünce gelecek olursa, hemen “Hayır! O senin malın değil, Allah onu saklamıştır.” diyerek içinden kopup gelen o kötü düşünceye  uymaz. Zaten her kötülük, insanın iradesine hakim olmayışından, içinden kopup gelen her isteğe boyun eğmesinden doğar.

Oruç, insanı kötülüklere karsı koruyan bir kalk siperdir.

Oruç tutan bir insan kendisini kötülüklere kolayca koruyabilir. Peygamberimiz, evlenecek yaş gelip de evlenemeyip kendisine hakim olamayan genç oruç tutmalarını bildirmiştir. Çünkü oruç insanı kötü tek ve düşüncelerden uzaklaştırır.

b)Zorluklara karşı dayanma gücü kazanma: Nefsinin arzu ettiği güzel şeyleri yememeye, içmemeye alışan kendini bu yolda terbiye eden bir insan ahlâkın en yüksek derecesine çıkmış sayılır. Çünkü böyle bir insan, istediği şeye, istediği kadar sabredecektir. Senede bir ay oruç tutarak nefsini bu yolda terbiye etmiş bir insan, ha – yatta karşısına çıkan zorluklara istediği zaman sabredebilir.

Böyle olan insanlar, yerine göre zamanın acılarına, yoksulluklarına karşı sabır ve tahammül gösterirler. Orucun sabırla ilgisini Peygamberimiz şöyle açıklıyorlar: “Oruç sabrın yarısıdır.

 

Askerde oruç tutmanın önemi

Orucun askerlikteki önemi daha çoktur. Askerler, muhasara ve harbin çeşitli durumlarında yiyecek ve içecek maddelerin yokluğuna katlanmak, müdafaa görevlerine

devam etmek zorundadırlar. Atalarımız orucun verdiği alışkanlık sayesinde İstiklal Savaşı’nda aç ve susuz kalarak bu vatanı düşmanlara karşı savunmuşlardır. Vatan ve namus uğrunda çeşitli zorluklara göğüs germişler, düşman karşısında yılmamış ve bıkkınlık getirmemişlerdir. Onlara açlığa ve susuzluğa dayanma gücünü veren oruç olmuştur.

 Orucun Çevremiz ile iyi ilişkiler kurma:

Oruç tutan kimse, yemek, içmek ve cinsi yakınlıktan sakınmakla beraber; gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını ve diğer organlarını da günahtan korur. Başkalarının hakkına tecavüz etmez, onların kalbini kırıcı olmaz. Çevresindekiler ile iyi ilişkilerde bulunur. Toplumda birlik, beraberlik ve kardeslik duyguları hakim olur.

Oruclu kimse, kalbini meşgul edecek, kendisini Allah’ hatırlamaktan alıkoyacak, dinen yasaklanmış olan her şeyden kendisini korur. Peygamberimiz beş şeyin orucun sevabını azalttığını bildiriyor. Bunlar, “Yalan konuşmak, gıybet etmek, kovuculuk yapmak, yalan yere yemin etmek ve bakılması yasak olan şeye bakmak’tır.

Peygamberimiz oruç tutan kimsenin yalancı olamayacağını haber veriyor: “Oruçlu bir kimse yalan ve yalancılıkla iş yapmayı terketmezse, yemeği içmeyi terkedip aç durmasın, Allah yanında onun orucunun bir kıymeti yoktur.”

Oruçlu olan kimsenin çevresiyle iyi geçinmesi konusunda da Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Sizden biriniz oruçlu bulunduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer başka birisi kendisine söver ve çatarsa, “Ben oruçluyum” desin.”

 

Fakirlerin halinden anlamak için oruç tutmak

Oruç tutan bir insan; el, ayak ve diğer organlarını kötülükten korumakla kalmaz. Helâlinden kazanır, helâl olan şeylerle orucunu bozar.

Allah’ın emrettiği şekilde orucunu tutan bir kimseden çevresine bir kötülük gelmez. Aksine çevresine karşı iyi davranışlarıyla örnek bir insan olur.

d) Yardımlaşma: Oruç, açlık ve susuzluğun meşakkatine katlanmak konusunda zenginle fakiri eşit tutar. Bir gün oruc tutmakla ölüvereceğini zanneden zengine, fakirliğin ne demek olduğunu öğretir. Onlar hakkında düşünmeye zorlar. Yoksula yardım duygusunu canlandırır. Aylarca ocağında yemek pişmeyen, midesine yemek girmeyen fakirlere yardım elini uzattırır.

Zengin bir aile içinde büyümüş bir Müslüman oruç sayesinde açlığın, susuzluğun, yoksulluğun bütün acılarını duyar. Birlikte yaşadığı insanların çektiği ıstırapları anlar. Onlara karşı insanı ve ahlâki vazifelerini yapmaya çalışır, elinden gelen yardımı esirgemez. “Tok acın halinden bilmez.” derler. Daima karni tok olanlar, açların halinden anlamazlar. Açlık ve tokluk göze görünür bir şey değildir. Açlığın ne demek olduğunu oruç tutanlar bilir. Böylece oruç fakirlere karşı şefkat ve merhamet duygularını ortaya çıkarır.

Diğer taraftan insan her zaman nimetlerin içinde bulunduğundan onun değerini bilmez. Halbuki oruçlu insan zorluğa rağmen mevcut nimetleri yiyemeyince kıymetini daha iyi anlar. nimetlerini yerli yerinde harcar israftan  kaçınır. Aynı zamanda o nimetlerin de israftan kaçınır. Aynı zam şükrünü eda etmekte gecikmez.

 

 

 

 

Paylaş

Yorumlar