Oruç ibadetinin ne gibi faydaları vardır?

0

Oruç ibadetinin ne gibi faydaları vardır?

Ramazan Oruç Ayı: Takvayı Kazanma
Oruç bütün ümmetlere farz kılınmıştır. Çünkü orucun bireysel ve toplumsal alanda insana kazandırdığı olumlu davranışlar vardır. Esas amacı da Allah’ın emir ve yasaklarına gönülden bağlılığı ve saygıyı sağlamasıdır. Bunun Kur’ân-ı Kerim ve Sünnette belirlenmiş kavramı “takvâ”dır.
Kur’ân-ı Kerîm bu gerçekliği şöyle ifade eder:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.
Umulur ki korunursunuz.”
Genel anlamda bütün ibadetler insanda olumlu manada davranış değişikliği meydana
getirmelidir. Kur’ân-ı Kerîm bunu açık şekilde Namaz örneğinde anlatır:

“Ve Namazı hakkını vererek kıl. Şüphesiz namaz kötü ve çirkin eylemlere engel olur.”
Hz. Peygamber de:

“Kimi kıldığı namaz kötülük ve çirkinliklerden alıkoymuyorsa onun ancak Allah’tan
uzaklığı artmıştır” buyurur.1 Yine diğer bir hadiste O:

“Nice oruç tutanlar vardır ki onun yanına kalan açlık, nice gece namazı kılanlar
vardır ki onun yanına kalan da uykusuzluktur” buyurur. (İbn Mâce, “Sıyâm”, 21.)
Hz. Peygamber’in orucun açlık ve susuzluktan ibaret olmadığına dair hadisine bakarak
orucun ne olduğu üzerinde durmalıyız.
Bunlardan öne çıkanlarını şöyle hulasa edebiliriz:

A. Helal Kazanç Bilinci,
Oruç fecr-i sâdık’tan akşam ezanı vaktine kadar yeme-içme ve cinsel ilişkiden uzak durmayı gerektiren bir ibadettir. Bu süre içinde kişi diğer zamanlarda kendisine helal olan bir yudum suyu, bir lokma ekmeği yiyemez, eşiyle cinsel ilişkiye giremez. Aksi takdirde orucu bozulur. Bu şunu ifade eder: Oruçlu kişi sair zamanlarda kendisine helal olan bu tür basit şeyleri bile yapamazken oruçunu açtıktan sonra haram olanlara hiç el sürmemeli, oruç kendisini helalde kalma kararlılığı konusunda duyarlı hale getirmelidir. Aksi takdirde Allah’ın onun açlık ve susuzluğuna ihtiyacı yoktur. Bir yudum su içemeyen, bir lokma ekmek yiyemeyen birisinin orucunu açtıktan sonra harama el uzatması çelişkidir, eşiyle beraber olamayanın orucunu açtıktan sonra gidip zina etmesi orucun hikmetiyle bağdaşan bir durum değildir.

B. Açlığı ve Susuzluğu Hatırlama,
Oruç, açları ve temiz içme suyu bulamayanları hatırlatan bir özelliğe sahiptir. Gün boyu yiyecek ve içecekten uzak kalan oruçlu mü’minler dünyanın neresinde olursa olsun açlık ve susuzluk çeken insanların yardımına koşarlar. Hz. Yusuf’un (a.s.) çok nafile oruç tuttuğu, kendisine bunun sebebi sorulduğunda aç ve susuz kalanları anlayıp yardımına koşmak için dediği nakledilir.

C. Organları Kontrol ve Arınma,
Gerçek manada oruç en azından bütün organlarla tutulandır. İmam Gazzâlî (ö.505/1111) Oruçu üç kategoride alır. Ona göre orucun en alt derecesi;
1. Avamın orucudur. Bu aç-susuz kalmak ve cinsel ilişkiden uzak durarak tutulan
oruçtur.
2. İkincisi havâssın orucudur: Bu da gıybet, iftira gibi haramı dinlemeyerek kulağa; harama bakmayarak, tecessüs yapmayarak göze; gıybet, iftira, çekiştirme, küfür, müstehcen fıkra gibi kötü sözden uzak tutarak dil; rüşvet, kumar, içki kadehi vb. gibi haramı tutmayarak ellere; haramlara gitmeyerek ayaklara ve haramı terk
etmek suretiyle bütün organlara oruç tutturanların ibadetidir.
3. Üçüncüsü ise Havâssu’l-havâss’ın (kullukta en hassas olanlar) orucudur. Bu da
kalbi mâsivâ’dan (Allah’tan başka ne varsa) temizlemek ve oraya girişine izin
vermemek şeklinde tutanların orucudur. (İhyâü ‘ulûmi’d-dîn, Beyrut, ts. (Dâru’l-Ma‘rife), I, 234.)

D. İradeyi Güçlendirme,
Oruç irade eğitimidir. Özellikle öfke ve ani hareketlerin kontrolünde oruçun etkili olduğunu belirtmek gerekir. Acıkan, susayan ya da şehveti kabaran bir insan oruçlu olduğu için sabırlı davranabiliyorsa bu iradeyi güçlendiren bir özellik taşır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) orucu sabrın yarısı olarak tanımlaması da bunu gösterir. İnsanın bir anlık öfke ile işlediği cinayetler, aile faciaları gibi sorunlar dikkate alınırsa sabrın değeri daha iyi anlaşılabilir. Bu açıdan Hz. Peygamberin: “Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve değerli bir nimet verilmedi” hadisi oldukça anlamlıdır. ( Buhârî, “Rikâk”, 20; Müslim, “Zekât”, 124.)

E. İftar Yoluyla Paylaşım,
Paylaşımın unutulduğu ve bencilliğin öne çıktığı bir dünyada iftar ile gelen paylaşımın çok değerli bir eylem olduğu kendiliğinden anlaşılabilir. Hz. Peygamber bu konuda teşvikte bulunmuş ve bir oruçluya iftar yemeği veren kimsenin, oruçlunun sevabında bir eksilme olmaksızın onun alacağı kadar sevap alacağını bildirmiştir. (İbn Mâce, “Sıyâm”, 45.)  Ancak Hz. Peygamber zenginlerin davet edilip fakirlerin de çağrılmadığı yemeği en
kötü yemek olarak vasıflandırmıştır. (İbn Mâce, “Nikâh”, 25.) Buna dikkat etmek gerekir. Ayrıca verilen yemeklerin bir yarışa dönüşmemesi, israf ve savurganlığa zemin hazırlamaması gerekir.

F. Kendini Dinleme: İ‘tikâf
İ‘tikâf, ibadet amaçlı olarak bir süre camide kalmayı ifade eden bir kavramdır. Hz.
Peygamber bizzat camide itikafa girdiği gibi ümmetini de teşvik etmiştir. İ‘tikafın özellikle
ramazanın son on gününde gerçekleştirilmesi önem arzeder. Çünkü kadir gecesi kuvvetle
muhtemel bu zaman diliminde bulunmaktadır. Bu dönemde ise camide ibadet halinde
bulunmak ona ayrı bir değer katar. Hz. Aişe, Peygamber efendimizin ramazan ayının son on
günü geldiğinde ibadet için yoğun bir gayret içine girdiğini, gecesini ihya ettiğini ve ibadet
için aile fertlerini uyandırdığını haber vermiştir.(Buhârî, “Fazlu leyleti’l-Kadr”, 5; Müslim, “İ‘tikâf”, 7.)
İ‘tikâfa girerken kendini dinleyebileceği bir ortamı oluşturmak, zikir yapmak, tefekkürde bulunmak için Allah’ın evinde sakin bir ortamda bulunmak çok önemlidir ve bu sükuneti bozacak, dış dünya ile iletişimi devam ettirecek internet bağlantılı cep telefonu ve computer gibi teknik cihazları dışarıda bırakmak ve bütün irtibatı Allah’a tahsis etmek
önemlidir.

G. Fıtır Sadakasıyla Tek Yürek ve Ortak Coşkuyu Yakalama
Fıtır sadakası ya da Türkçe’deki ifadesiyle “fitre” ramazan sonlarında bayram öncesinde fakirlere verilen belli miktardaki sadakadır. Bunun esas amacı yoksulların da hiç değilse o gün zaruri ihtiyaçlarını karşılamaları ve çocuklarının istediği bayramlıklarını alabilmeleri ve onların da bayram coşkusuna ortak olmalarıdır. Çünkü birileri sevinç ve coşku içinde bayram yaparken bir kısmının garip kalmaları bayrama gölge düşürür. Bu sebeple Hz. Peygamber: “Hiç değilse fakirleri bu gün bari dilenmeye muhtaç etmeyin” buyurmaktadır.(Dârekutnî, III, 89; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, IV, 292.)

H. Sağlığa Katkı,
Hz. Peygamber, “Oruç tutun sıhhat bulursunuz” buyurmuştur. (Ebû Nuaym el-Isfahânî, et-Tıbbu’n-Nebevî, Beyrut 2006, I, 236.) Ayrıca Hz. Peygamber her nimetin bir zekatının olduğunu bedenin zekatının da oruç olduğunu bildirmiştir.11 Zekat malın kirini temizlediğine göre oruç da bedenin kirini temizler. İnsan vücudunun on bir ay boyunca depoladığı ve yedeğe aldığı enerjinin kullanılıp vücudun temizlenmesi, karaciğerin zehir temizleyen özelliği ve kendisinin de temizlemeye ihtiyaç duyması ve bunu da en iyi ramazan ayı boyunca tutulan oruç esnasında başarabilmesi sadece orucun faydalarından ikisidir. İnsan kendisine faydası ver diye oruç tutmaz. Aksi takdirde bu ibadet değil perhiz olur. Müslüman Allah emrettiği için ibadet yapar ve Allah da kullarının fadasına olmayan bir şeyi emretmez. Ramazan ayında Kur’ânın inişi ve orucun yer alışı iki önemli özelliktir. Burada sadece öne çıkan birkaç hususa değinilmiştir.

Paylaş

Yorumlar