Oruç İbadeti ve Nefis Terbiyesi

0

Oruç nefsi nasıl terbiye eder? ilâhî bir terbiye metodu: Oruç.

Oruç, İslam’ın şartlarındandır. Hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

“Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de
farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara suresi, 183. ayet )

Oruç Nedir? Oruç Ne demek?

“Oruç” kelimesi Farsça’dır. Arapça karşılığı ise “Savm” kelimesidir. Savm, sözlükte, “Bir
şeyden uzaklaşmak, bir şeye karşı kendini tutmak” manalarına gelir. Terim anlamı ise, “imsaktan iftara kadar, yani ikinci fecrin doğuşundan güneş batana kadar yemeyi, içmeyi ve cinsi birleşmeyi terketmektir”.
Oruç kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de dokuz yerde geçmektedir.  Oruç, Yüce Allah`ın verdiği nimetlere şükretmeye bir vesiledir. Çünkü oruç, insanı yemekten, içmekten ve kötü arzulardan engeller. Bu nimetlerden bir müddet mahrum olmak, insanlara bu nimetlerin kıymetini öğretir. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
‘‘Herşey için bir zekat vardır, bedenin zekatı da Oruçtur. Oruç sabrın yarısıdır.‘‘ (Sünen-i İbn-i Mâce – Sıyâm – 44 )

Oruç aynı zamanda takvaya götüren bir ibadettir. İnsanı fenalıklardan ve günah işlemekten alıkor. Oruç, Allah`ın haram kıldığı şeylerden uzaklaşmaya sebep olur. Peygamberimiz (s.a.v.):
‘‘Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da
bağlanır“  (Buhârî- Tecrid-i Sarih Tercemesi – C.1., Sh.252)  buyurmaktadır.
Oruç, nefisle cihad, şehvet ve nefsani arzuları kırmada bir kalkandır. Çünkü nefis doyduğu zaman azgınlaşır, acıkınca keyfi arzulardan kesilir. Oruç, Allah’ a itaat ve ibadettir. Oruç, Allah içindir, insana sınırsız sevap kazandırır. Bir yıldan diğer yıla kadar işlenen küçük günahlara keffarettir.
Peygamberimiz (s.a.v.) de:

“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu
tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Sünen-i İbnî Mâce, C.4, Sh.523,) buyurmuştur.

oruç

oruç

Orucun Farz Olmasının Şartları

Oruç tutmaya gücü yeten her müslümana oruç tutmak farz kılınmıştır. Bununla beraber
orucun farz olmasının bazı şartları vardır. Bunlar:
1- Müslüman olmak
2- Akıllı olmak
3- Baliğ olmak
Farz olan orucun edasının, yani tutulmasının iki şartı vardır. Bunlar:
1- Sıhhatli Olmak
2- Mukim Olmak
Oruç, sıhhatli olanlara farzdır. Hastalara, hastalıkları anında oruç tutmak farz değildir.
Ancak sağlıklarına kavuştuktan sonra tutamadıkları günleri kaza ederler.
İyileşmesi umulmayan sürekli hastalara fidye vaciptir. Çünkü böyle bir hastaya oruç tutmak farz değildir. İyileşme ümidi olmayınca, orucu kaza etme imkanı da olmaz. Fidye vermekle mükellef olur. Çünkü ayet-i kerimede:

“Oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin bir fakiri doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir” (Bakara Sûresi – 184. Âyet )  buyurulmuştur.
Oruç mukim olanlara farzdır. Yolculara farz değildir. Yolcular, Yolculukları bitince, Ramazan ayının dışında; tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Oruç tutmak isteyen yolcular ise oruçlarını tutabilirler. Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’de:
“Her kim Ramazan ayına erişirse oruç tutsun. Her kim de hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) başka günlerde kaza etsin”  (Bakara Sûresi – 185. Âyet)  buyurmaktadır.

Kendisine oruç farz olan bir kişinin tuttuğu orucun geçerli olabilmesi için iki şart vardır.

1- Hayız ve Nifastan Temizlenmiş Olmak
2- Niyet Etmek
Hayız ve nifas halinde tutulan oruç geçerli olmaz. Hatta bu hallerde iken oruç tutmak
haramdır. Ancak bu durumda olan kadınlar, temizlendikten sonra tutamadıkları oruçlarını
kaza ederler.

Oruca ne zaman ve nasıl niyet edilir?

Orucun geçerli olabilmesi için niyet etmek şarttır. Niyetsiz tutulan oruç geçerli değildir.
Niyette asıl olan kişinin, ibadet kasdıyla oruç tuttuğunu kalbinden geçirmesidir. Ayrıca sahura kalkmak da niyet yerine geçer. Niyetin vakti, güneşin batmasıyla başlar, ertesi günün kuşluk vaktine kadar devam eder.
Niyetin dil ile söylenmesi sünnettir. Dil ile niyet: “Niyet ettim Allah rızası için yarınki Ramazan orucunu tutmaya” şeklinde yapılır.

Ramazan ayının diğer aylardan özelliği nedir?

Ramazan ayının birçok özelliği vardır. Bunlardan bir kısmı şöyledir:

1- Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Yaradanın kullarına mesajı, dünya ve ahiret saadetinin rehberi, kurtuluş reçetesi ve hidayet kaynağı Kur’an-ı Kerim, işte bu ayda insanlığa hediye edilmiştir. Öyle bir hediye ki; Allah, onu meleklerin en hayırlısı olan Cebrail(a.s.)‘la yeryüzüne indirmiştir. En hayırlı şehir Mekke-i Mükerreme‘ye, Mekke‘nin de en hayırlı dağı nur dağında, onunda en hayırlı mağarası Hira mağarasında, ayların en hayırlısı Ramazan ayında, onun da bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi‘nde, Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa’ya O’nunla da ümmetlerin en sonuncusu Muhammed ümmetine en hayırlı hediye olarak göndermiştir. Ramazanla birlikte birkez daha yaşadığımız hayatı gözden geçirerek, Kur’anla barışıp, Yüce Rabbimiz’e verdiğimiz kulluk sözümüzü pekiştirmeliyiz. Kur’an
ayında, Kur’an’ı çok okumak, onu anlamak ve onunla bütünleşmek zorundayız.

2- Ramazan ayı, disiplin, nefsi terbiye ve güzel ahlak ayıdır. Müslüman, hem kendi nefsine
karşı, hem aile ferdlerine ve çevresine hemde gayri Müslimlere karşı Ramazanın farkıyla
güzel ahlak timsali olduğunu göstermelidir. Oruçlu Müslüman güzel ahlakla süslenir, nefsi
dizginlenir, kişiliği gelişir, şahsiyeti güçlenir ve karekteri güzelleşir.

Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Hiç biriniz, oruçlu olduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri
kendisine söver veya çatarsa, ben oruçluyum desin.” (Buhârî, Savm 9, Müslim, Sıyam 163 )

3- Ramazan ayı, dua ayıdır. Allah,’’Dua edin kabul edeyim ’’ (Sünen-i Tirmîzi – C.6, Sh.6)  buyuruyor. Müslüman, her yerde ve her zaman Allah’a dua etmekle yükümlüdür. Ancak duaların kabule en şayan
olduğu zamanlardan birisi de Ramazan ayıdır. Bu ayı iyi değerlendirip, hem nefislerimizin, hem de nesillerimizin ıslahı ve kurtuluşu için dua etmeliyiz. Geçmişlerimize dualar ve salih ameller işleyip sevabını ruhlarına bağışlamak suretiyle vefa bocumuzu ödemeliyiz. Kurtuluş bekleyen dünya Müslümanlarına hem kalbi, hem kavli ve hem de fiili dualarımızı göndermeliyiz. Peygamberimiz (s.a.v.):

“Dua kulluğun özüdür.”(Mü’min suresi, 60. ayet )

Evet dünya Müslümanlarının bu gün duaya ihtiyaçları, her zamankinden daha az değildir. Bir hadis-i şerifte Hz.Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ’’Muhakkak, oruç tutanın iftar anında yaptığı dua reddedilmez.’’ (İbni Maceh.)

4- Ramazan ayı, şeytanların bağlandığı, cehennem kapılarının kapandığı ve cennet kapılarının açıldığı aydır. Cenab-ı Hakk’ın şeytana: ’’Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna’’ (Hicr suresi ayet:42.) buyurduğu aydır. İnsan, dünyada şeytan ve avanelerinin tuzaklarına düşmeyip, dünyadaki varlık nedeni olan kulluk vazifelerini yerine getirirse ve orucunu gayesine uygun olarak tutarsa, cennet ve Cemalullah’la mükafatlanacaktır. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuştur: ’’Oruç tutan için iki sevinç vardır. Birisi, iftar ettiği zaman, ikincisi ise, Rabbi ile buluştuğunda.’’ (Riyâzü’s-Sâlihîn, C.2, sh.486 )

5- Ramazan ayı: Muhasebe ayıdır. Ramazan, bir yılın özetidir. Onun için onbir ayın sultanıdır. Hem sevap bakımından, hem ibadet olarak, hem de ümmet ruhunun gelişmesi ve yaşanması bakımından Müslümanlar, neredeyse onbir aya bedel bir kulluk icra ederler. Zira bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’ni içinde barındırması bu manayı ifade etmeye yeterlidir.

6- Ramazan ayı, ümmetin ayıdır. Çünkü ümmet bu ayda Yaratıcısı’nın huzurunda birleşiyor, daha çok dayanışma ve yardımlaşma içerisine girip bütünleşiyor. Böylece İslam kardeşliği perçinleniyor. Müslümanlar, çevrelerindeki insanlarla birlikte iftarlar yapıyor; Ramazan sohbetleri tertip ediliyor ve teravihlerle de yan yana, omuz omuza ve tek yürek ve tek saf halinde özlenen manevi atmosferi birlikte yaşıyorlar. Binlerce km. uzaktaki Müslümanlarla da adeta mesafeler aradan kalkıyor. Maddi ve manevi bağlarla İslam kardeşliği ruhu bir kez daha canlanıyor.

7- Ramazan ayı, sabır ayıdır. Müslümanlar, Ramazan‘da hem nefsi arzularına karşı, hem haramlara karşı hem de çevresinden zuhur edecek olumsuzluklara karşı sabır ve dayanıklılığın en güzel örneğini gösterirler.Rasulullah (s.a.v), bu ayın adını ‘‘Sabır ayı‘‘ olarak koymuştur.

8- Ramazan ayı, Fitre ve Zekat ayıdır. Allah, kulları arasındaki sosyal dengeyi ve adaleti zekat ibadeti ile sağlamıştır. Zekattan maksadın gerektiği gibi hasıl olması için; nasıl ki namaz ibadeti cemaatle yirmiyedi derece üstün oluyor. Teravihlerimiz cemaatle olunca daha çok anlam kazanıyor ve Allah’ın rahmeti cemaat üzerinde oluyorsa, zekat ibadeti de cemaat halinde yapıldığı zaman daha çok anlam kazanıyor, gayeye daha uygun oluyor. Daha çok hizmete vesile oluyor ve maksat daha iyi hasıl oluyor. Fitre ise, sağlığımızın daha doğrusu insan olarak yaratılışımızın bir şükrüdür. Kur’an-ı Kerim’de:

“Namazı dosdoğru kılın. Zekatı verin. Kendiniz için önden ne hayır yollarsanız, Allah katında onu bulacaksınız. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızı görücüdür.” (Bakara Sûresi – 110. Âyet) buyurulmaktadır. Başka bir ayette ise:

“Onların mallarından sadaka (zekat) al ki, bununla kendilerini (günahlardan) temizlemiş
(iyiliklerini de) bereketlendirmiş olasın” (Tevbe sûresi – 103. Âyet)  buyurulmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) de: “Zekat vererek mallarınızı koruyunuz. Sadaka vererek hastalığınızı tedavi ediniz. Dua ve
niyaz ederek, bela dalgalarına karşı koyunuz” (Tergîb ve Terhîb, Hâfız el-Münzîri , C. 2, Sh. 186 )
buyurmaktadır. Zekat sayesinde mallar korunmuş olur. Sadakalar da maddi ve manevi hastalıklar için
birer ilaç yerine geçer. Zekat ve sadaka verenlerin mallarında ve canlarında bereket, sağlık ve afiyet olur.

Ayrıca, zekat, insanlar arasında huzur ve mutluluğu, birlik ve beraberliği sağlar. Fakirlere
ve kimsesizlere zekat veren zengin müslüman, sevilir, sayılır ve kendisine dua edilir. Kur’an- ı
Kerimde: ‘‘Onların (mü’minlerin) mallarında dilencinin ve dilenemeyen fakirin bir hakkı vardır.“(
Zâriyat Sûresi – 19.âyet)  buyurulmaktadır.

9- Ramazan ayında, Kadir Gecesi vardır. Allah, bu gece hakkında: ’’Bin aydan hayırlıdır’’ (Kadr suresi 3. ayet )  buyurmuştur. Yapılan ibadetler, ameller, dualar, iyilikler bin ile değil bin ay ile çarpılır. Ameller, ihlas ve samimiyete göre daha da artırılır. İşte bunun içindir ki, bu geceyi cemaat olarak dünya mazlum ve mağdurlarının dertlerine ortak olarak geçirmeyi uygun görüyoruz. Çünkü Allah’ın rızasını en çok celbeden amel, mazlum ve mağdur kullarını memnun eden davranış ve güzelliklerdir. Onların; bizim uzatacağımız kardeşlik ve yardım elimize, bizim de Avrupa’da yaşayan, nefisleri ve nesilleri tehlikede bulunan Müslümanlar olarak onların duasına şiddetle ihtiyacımız vardır.

10- Ramazan, ayı zamanda şifadır. Bu ay, vücutta biriken bir yıllık hastalık ve kirlerden arındıran, insan sağlığını dengeleyen eşsiz bir tedavi ayıdır. Rasulullah (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: ’’Oruç tutun sıhhat bulun.’’(Cem’u’l-Fevâid, Rûdânî, C.2, sh.40 )  Oruç, insan bedeni için ilahi bir reçetedir. Bu reçete, emredilen şekilde uygulandığı zaman, vücudun birçok mekanizması kendisini yenileme fırsatını bulur. Kur’an-ı Kerim‘de: “…Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır” (Bakara Sûresi 184. Âyet) buyurularak bu hakikat ortaya konmuştur.

Orucun faydaları nelerdir

Orucun bedene sayısız faydaları vardır. Bunlardan en önemlileri şunlardır:

a- Orucun Sindirim Sistemine Faydaları:
Sindirim sistemi, insan vücudunun en kalabalık organlarının yer aldığı bölümdür. Bu organlar, adeta birbirlerine elektronik beyinlerle bağlı harika bir düzendir.

1- Sindirim sisteminin en zor görevlerini yüklenen organ karaciğerdir. Karaciğer, 24 saat hiç dinlenmeden 500 ayrı görev yapar. Yılda bir ay Ramazan’da oruç tutmak, ortalama 180 saat karaciğerin dinlenmesi ve kendisini yenilemesi demektir.
2- Mide, oruçta bütün kaslarını dinlendirir. İç zarlarındaki yıpranmaları tamir etme fırsatı bulur. Bazılarının zannettiği gibi mide oruçta asit çıkarmaz. Çünkü mide oruca niyetle birlikte “Şartlı Refleks’’e geçerek asit salgısını durdurur.

b- Orucun Dolaşım Sistemine Faydaları:
Kan hacmindeki azalma kalbe ciddi istirahat sağlamaktadır. Bu da ancak oruçla
mümkündür.
1- Orucun bir diğer faydası ise, sağlıklı kişilerde kandaki besinlerin tamamen
yakılmasıdır.
2- Dolaşım sisteminde önemli bir yeri olan böbrekler de Ramazan süresince belli
aralıklarla dinlenmeye geçerler.
c. Orucun Sinir Sistemine Faydaları:
3- Oruçta sinir sistemi tam ayarında (rolantide) çalışır. Merkezden itibaren az da olsa
dinlenmeye geçer.
4- Orucun sinir sistemine en büyük faydası stresleri yok etmesidir. Çünkü oruçtan gelen
ibadet zevki tüm endişeleri yokeder. Çok derin üzüntüleri hafifletir.

11- Ramazan ayı, eğitim ayıdır. Bu okulun sahibi bizzat Allah‘tır; adını da Ramazan
koymuştur. Baş muallimi, Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v.)’dir. Sınıfları, camilerdir. Ders müfredatı,
Kur’an ve Sünnettir. Kur’an bu ayda inmiştir. Onun gereği olarak da ’’Vel-Furkan’’ yani, Hakkı batıldan ayıran demektir. Hakkı batıldan ayırmanın özellikleri ise, iyiyi kötüden, hayrı şerden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ve faydalıyı zararlıdan ayırma kaabiliyetine, ferasetine ve dirayetine ermektir.

12- Ramazan ayı, rahmet, bereket, mağfiret ve ateşten kurtuluş ayıdır. Rasulullah (s.a.v ) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuşlardır: ’’Ramazanın, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da ateşten kurtuluştur’’11 İşte bu kurtuluşun mükafatı bir hadis-i şerifte şöyle müjdelenmiştir:
’’Şüphesiz ki cennette bir kapı vardır, ona REYYAN denir. Kıyamet gününde o kapıdan
sadece oruçlular girer, onlardan başka hiçbir kimse giremez. Oruçlular o kapıdan içeri girince
kapı kapanır ve başka bir kimse giremez olur.’’ (Riyâzü’s-Sâlihîn, C.2, sh.488)

Paylaş

Yorumlar