Nuh Suresi Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Meali

0

Nuh Suresi Hakkında Kısa Bilgi

NUH – SÜRESİ
Bu mübarek sure, En-Nehl> suresinden sonra, Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Yirmi sekiz ayet-i kerimeyi havidir. Nûh Aleyhisselâm’ın kıssasıni muhtevi olduğu için kendisine böyle «Sûre-i Nuh» ünvanı verilmiştir. Münkirlerin azabına dair bir vâzıh nümune gösterdiği için kendisinden evvelki Súre-i Mearic ile aralarında büyük bir irtibat vardır.
Başlıca mündericatı şunlardır:
(1) : Nâh Aleyhisselâm’ın kavmini ne suretle îmana dâvet etmiş olduğunu beyan.
(2) : Hazret-i Nuh’un muttasil dâvetine, nasihatlerine ve ilahi nimetleri beyanına rağmen kavminin ne kadar münkirâne, putperestâne hareketlere bulunmuş olduklarını tasvir.
(3) : O münkir kavmin bilâhara nasıl garkolarak ateş-i azaba kavuşmuş olduklarını ihtar.
(4) : Nûh Aleyhisselâm’ın tazarruatini ve Cenab-ı Hak’dan temenniyatını hikâye.

Nuh Suresi  Arapça Yazılışı 

Nuh Suresi Türkçe Okunuşu 

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1.Biz Nûh’u, “Başlarına pek acı bir azap çökmeden önce halkını uyar!” diye kavmine peygamber olarak gönderdik.
2.O da şöyle dedi: “Ey kavmim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.”
3.“Yalnızca Allah’a kulluk yapın, O’na gönülden saygı besleyip emirlerine karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”
4.“Tâ ki Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve ceza vermeksizin belirli bir vakte kadar sizi ertelesin! Şüphe yok ki, Allah’ın takdir ettiği ecel gelip çattığında asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz!”
5.Nûh Rabbine şöyle niyâz etti: “Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz imana çağırdım.”
6.“Fakat ben çağırdıkça, onlar gerçeği kabulden daha fazla uzaklaştılar.”
7.“Kendilerini bağışlaman için onlara yaptığım her çağrı karşısında parmaklarını kulaklarına tıkadılar, bana görünmemek için elbiselerine büründüler, küfürde direttikçe direttiler ve büyüklenip beni dinlemeyi kibirlerine yediremediler.”
8.“Kâh oldu, dâvetimi yüksek sesle ve vurgulu bir üslupla yaptım.”
9.“Kâh oldu onlara açıktan söyledim, kâh oldu gizliden gizliye, husûsî dâvette bulundum.”
10.“Onlara dedim ki: «Rabbinizden bağışlanma dileyin! Çünkü O, günahları çokça bağışlayıcıdır.»
11.«Bağışlanma dileyin ki üzerinize bol bol yağmur yağdırsın.»
12.«Mallarınızı, evlatlarınızı çoğaltsın, size bağlar, bahçeler versin, sizin için ırmaklar akıtsın.»
13.«Size ne oluyor ki, Allah’ı tanımıyor, O’nun büyüklüğünden korkmuyorsunuz?»
14.«Oysa O’dur sizi merhale merhale, şekilden şekle geçirerek yaratan!»
15.«Hem görmez misiniz, Allah yedi göğü nasıl birbiriyle tam uyumlu, mükemmel bir ölçüyle ayarlanmış tabakalar hâlinde yaratmış?»
16.«O gökler içinde ayı yansıyan bir nûr, güneşi de bir ışık kaynağı yapmış.»
17.«Allah sizi de yerden bitki bitirircesine bitirip büyüttü.»
18.«Sonra sizi tekrar toprağa döndürecek ve yeniden diriltip tekrar oradan çıkaracaktır.»
19.«Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi gibi döşedi.»
20.«Onun geniş yollarında, dağları vâdileri arasında yürüyüp gidesiniz diye.»”
21.Nûh dedi ki: “Rabbim! Bunlar bana karşı geldiler; malı da çocukları da kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramayan kimselerin peşine düştüler.”
22.“Dâvetimi engellemek için büyük büyük tuzaklar kurdular.”
23.“«Sakın ha ilâhlarınızdan vazgeçmeyin. Hele hele Vedd’i, Suva’ı, Yeğûs’u, Yeûk’u ve Nesr’i asla bırakmayın!» dediler.”
24.“Böylece pek çoklarını şaşırtıp saptırdılar. Sen de o zâlimlerin şaşkınlığını artır ya Rabbi!”
25.Böylece günahları yüzünden tûfanda boğuldular, peşinden cehenneme tıkıldılar! Kendilerini Allah’ın azabından koruyacak bir tek yardımcı bile bulamadılar.
26.Nûh dedi ki: “Rabbim! Yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma!”
27.“Bırakacak olursan, onlar senin kullarını yoldan çıkarırlar ve ancak kendileri gibi ahlâksız, günahkâr ve azılı kâfir nesiller yetiştirirler.”
28.“Rabbim! Beni, anne-babamı, mü’min olarak evime girenleri, bütün mü’min erkeklerle mü’min kadınları bağışla! Zâlimlerin ise ancak helâkini artır! Köklerini kurut!”

Nuh Suresi Türkçe Meali

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

1. Biz Nûh’u, “Başlarına pek acı bir azap çökmeden önce halkını uyar!” diye kavmine peygamber olarak gönderdik.

2. O da şöyle dedi: “Ey kavmim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.”

3. “Yalnızca Allah’a kulluk yapın, O’na gönülden saygı besleyip emirlerine karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

4. “Tâ ki Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve ceza vermeksizin belirli bir vakte kadar sizi ertelesin! Şüphe yok ki, Allah’ın takdir ettiği ecel gelip çattığında asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz!”

5. Nûh Rabbine şöyle niyâz etti: “Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz imana çağırdım.”

6. “Fakat ben çağırdıkça, onlar gerçeği kabulden daha fazla uzaklaştılar.”

7. “Kendilerini bağışlaman için onlara yaptığım her çağrı karşısında parmaklarını kulaklarına tıkadılar, bana görünmemek için elbiselerine büründüler, küfürde direttikçe direttiler ve büyüklenip beni dinlemeyi kibirlerine yediremediler.”

8. “Kâh oldu, dâvetimi yüksek sesle ve vurgulu bir üslupla yaptım.”

9. “Kâh oldu onlara açıktan söyledim, kâh oldu gizliden gizliye, husûsî dâvette bulundum.”

10. “Onlara dedim ki: «Rabbinizden bağışlanma dileyin! Çünkü O, günahları çokça bağışlayıcıdır.»

11. «Bağışlanma dileyin ki üzerinize bol bol yağmur yağdırsın.»

12. «Mallarınızı, evlatlarınızı çoğaltsın, size bağlar, bahçeler versin, sizin için ırmaklar akıtsın.»
13. «Size ne oluyor ki, Allah’ı tanımıyor, O’nun büyüklüğünden korkmuyorsunuz?»

14. «Oysa O’dur sizi merhale merhale, şekilden şekle geçirerek yaratan!»
15. «Hem görmez misiniz, Allah yedi göğü nasıl birbiriyle tam uyumlu, mükemmel bir ölçüyle ayarlanmış tabakalar hâlinde yaratmış?»

16. «O gökler içinde ayı yansıyan bir nûr, güneşi de bir ışık kaynağı yapmış.»

17. «Allah sizi de yerden bitki bitirircesine bitirip büyüttü.»

18. «Sonra sizi tekrar toprağa döndürecek ve yeniden diriltip tekrar oradan çıkaracaktır.»

19. «Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi gibi döşedi.»

20. «Onun geniş yollarında, dağları vâdileri arasında yürüyüp gidesiniz diye.»”
21. Nûh dedi ki: “Rabbim! Bunlar bana karşı geldiler; malı da çocukları da kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramayan kimselerin peşine düştüler.”

22. “Dâvetimi engellemek için büyük büyük tuzaklar kurdular.”

23. “«Sakın ha ilâhlarınızdan vazgeçmeyin. Hele hele Vedd’i, Suva’ı, Yeğûs’u, Yeûk’u ve Nesr’i asla bırakmayın!» dediler.”

24. “Böylece pek çoklarını şaşırtıp saptırdılar. Sen de o zâlimlerin şaşkınlığını artır ya Rabbi!”

25. Böylece günahları yüzünden tûfanda boğuldular, peşinden cehenneme tıkıldılar! Kendilerini Allah’ın azabından koruyacak bir tek yardımcı bile bulamadılar.
26. Nûh dedi ki: “Rabbim! Yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma!”

27. “Bırakacak olursan, onlar senin kullarını yoldan çıkarırlar ve ancak kendileri gibi ahlâksız, günahkâr ve azılı kâfir nesiller yetiştirirler.”

28. “Rabbim! Beni, anne-babamı, mü’min olarak evime girenleri, bütün mü’min erkeklerle mü’min kadınları bağışla! Zâlimlerin ise ancak helâkini artır! Köklerini kurut!”

Paylaş

Yorumlar