Nasr Suresi, Nasr suresinin anlamı ve tefsiri ile okunuşu, izaca nasrullahi suresi

0

Nasr Suresi Arapça Türkçe Okunuşu, Anlamı, Meali ve Fazileti

Nasr suresi Medine döneminde nüzul olmuştur. Sure, 3 ayettir. Nasr, yardım demektir.

Nasr Suresi Arapça Okunuşu

Nasr Suresi

Nasr Suresi

Nasr Suresinin Türkçe Yazılışı ve Okunuşu

-Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

1- “İzâ câe nasrullâhi ve’l-fethu.

2- Ve raeyte’n-nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ.

3- Fe sebbih bi-hamdi Rabbike vestağfirhu innehû kâne tevvâbâ.

Nasr Suresinin Türkçe Anlamı

-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1- “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman,

2- Ve insanların, Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğün zaman,

3- Hemen Rabbini överek tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

Nasr suresinin özellikleri

Nasr suresi, Medine döneminde nazil olmuştur. Üç ayettir. Allah´ın yardımından
bahsedildiği için bu sureye ‘’Nasr Suresi’’ denmiştir. Ayrıca bu surede, Peygamber (s.a.v.)´in vefatına bir işaret olduğu için buna ’’Tevdi (Veda)’’ suresi de denir. Abdullah ibni Abbas (r.a.)’ın bildirdiğine göre bu sure, toptan inen en son suredir. (Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi, C.11, sh.513)

Hz. Aişe (r.a.)’dan bildirildiğine göre bu sure indikten sonra Hz. Peygamber (s.a.v.), her namazda ‘’Ey Rabbimiz ! Seni Hamd ile tesbih ederim. Ey Allahım ! Beni bağışla’’ diye dua
ederdi. İbni Abbas (r.a.)´dan rivayet edildiğine göre, bu sure indiği zaman Resulullah (s.a.v.):
‘’Bana vefatım haber verildi’’ buyurmuştur. Beyhaki’ye göre bu sure nazil olduğu zaman, Resulullah (s.a.v.), kızı Hz. Fatıma (r.a.)´yı çağırarak: ‘’Bana vefatım haber verildi’’ buyurmuştur. Bunun üzerine Hz. Fatıma (r.a.) ağlamış, sonra da gülmüştü. Bunun sebebi sorulunca ‘’Babam vefatını haber verdi ağladım,
sonra da ‘Bana ailemden ilk ulaşacak sensin’ buyurdu, onun için de güldüm’’ demiştir. (Hak Dini Kur’an Dili, Elmalılı M. Hamdi Yazır, C.9, sh.229-230)  Nasr suresi, İslam ile insan arasına konan engellerin (Mekke iktidarının) ortadan kalkması ile insanların bölük bölük İslam’a gireceklerini haber vermektedir.

Nasr Suresinin İniş Sebebi

Mushaftaki sıralamada yüz onuncu, iniş sırasına göre yüz on dördüncü sûredir. Medine döneminde Tevbe sûresinden sonra nâzil olduğu ve tam sûre olarak Kur’an’ın en son inen sûresi olduğu kabul edilmektedir (Elmalılı, IX, 6234). Sûrenin Vedâ haccı esnasında Mina’da indiği rivayet edilir (bk. Şevkânî, V, 602).

Nasr Suresinin Konusu

Sûrede Allah’ın Hz. Peygamber’e nasip ettiği zafer, fetih ve fetih sonrası insanların grup grup İslâm’a girmelerinden bahsedilmektedir.

Nasr Suresi Tefsiri

1- Allah´ın yardımı ve zafer (fetih) gelince,
‘‘Nasr‘‘ yardım demektir. Bu yardımdan kasıt, yüce Allah’ın, Resûlü Hz. Muhammed (s.a.v.)‘e Ku- reyşe karşı yardımıdır. Çünkü yardımın güzel sonucu,Resûlullah (s.a.v.)‘in lehine olmuştur. Bu hitab, Resûlullah (s.a.v.)’e dir. Yüce Allah, Resûlullah (s.a.v.)´e ve diğer mü´minlere vermiş olduğu nimetleri ve ihsanı hatırlatmaktadır. Yani ‘‘Ey Muhammed ! Seni peygamber olarak gönderen Allah´ın yardımı ve fetih
mutlaka gelecektir…‘‘ demektedir. Buradaki yardım, düşmana galip getirmek; Fetih ise, başta Mekke´nin fethi olmak üzere ülkelerin fethidir. Yani Resûlullah (s.a.v.), müşriklere karşı zafer kazanacak ve Mekke
fethedildiği gibi diğer yerler de fethedilecektir. Çünkü ayetteki ‘‘İza: …diğinde‘‘ lafzı, ‘‘Kad:…miştir‘‘ anlamındadır. Yani Allah’ın yardımı gelmiştir. Çünkü bu sure Mekke’nin fethinden sonra inmiştir.
Mekke´nin fethinden sonra da bu ilâhi yardımın ve fetihlerin devam edeceği müjdelenmektedir. Mekke´nin fethinden sonra bütün Arabistan´a, oradan da bütün dünyaya yayılan İslâm’ın, maddî ve mânevî fetihleri, Kâbe kapısının müslümanlara açılması ile başlamıştır.

2- İnsanların, Allah´ın dinine bölük bölük girdiklerini (sen) görünce,
Âyette geçen «Nâs» kelimesi bütün insanlar demektir. Yâni, Araplardan başlamak suretiyle, insanlık âleminin İslâm’a gireceği haber verilmektedir. Nitekim Mekke´nin fethinden sonra (Huneyn Muharebesi ve Taif Muhasarası hariç) savaş olmadan Arabistan´ın her tarafından insanlar bölük bölük gelerek müslüman oldular. Mekke´nin fethinden Resûlullah (s.a.v.)´in vefatına kadar iki yıl içerisinde Arap Yarımadası’nda İslâm’ı kabul etmeyen hemen hemen kalmamıştı. Böylece dış devletlere karşı İslâm’a dâvet ve fetihlerin
kapısı açılmış oluyordu. Bu dâvet ve fetihlerle insanlar kıyamete kadar Allah´ın dini olan İslâm’a gireceklerdir ki ondan başka din isteyenlerin dini kabul edilmez.

3- Hemen Rabbini överek tesbih et, mağfiretini dile, muhakkak ki O, tevbeleri kabul
edendir.
Yani Allah´ın verdiği yardım ve fetih nimetlerinden dolayı, Rabbini hamd ile tesbih et ve
ona istiğfarda bulun…
– Tesbih: Yüce Allah´ı tüm noksanlıklardan tenzih etmektir.
Tesbih: söz, davranış ve niyeti kapsar ki, ibadette gayretli olmaktır. Meselâ sözle
“Sübhânallah” demek gibi…
– Hamd: Dil, kalp, beden ve ruh ile Allah´ı anmaktır. Meselâ; “El-hamdülillah” demek
gibi…
– İstiğfar: Dua ve niyaz ile Allah´tan af ve bağışlanma dilemektir. Meselâ:

“Rabbenağfirli” (Ey Rabbim, beni bağışla) veya “Estağfirullah ve etûbu ileyh” (Ey
Rabbim, Senden bağışlanma diliyor ve sana tevbe ediyorum) gibi…
– Tevbe: Günâha pişmanlık, bir daha yapmamaya kesin karar vererek vazgeçmek
demektir.
Yardım ve fethin gerçekleştirilmesiyle tesbih ve hamd vazifesi bitmeyip asıl bu başarıyı gördükten sonra tesbih ve hamdin fazlasıyla yapılması istenmektedir. Çünkü en yüksek hamd ve şükür zevki işte o andır. Kalbin ulvî bir ferahlıkla ve temizlikle yüce Allah´ın Cemâl ve Celâl neş´esini duyarak O´na yönelmenin gerektiği zaman da o zamandır. Çünkü her konuda yardım ve fetih ancak Allah´tandır. Nefislerin bunda payı yoktur. Öyleyse ondan bağışlanma dile… “Hem kendin, hem de erkek-kadın bütün inananların günâhı için bağışlanma dile” “Çünkü O, muhakkak ki, Tevvâb´tır (Tevbeleri kabul edendir)”.

Sonuç olarak:
Tesbih emri, dinin özü olan itaat etmektir. İstiğfar emri ise, isyandan kaçınmak suretiyle
dini tamamlamaktır. Tesbih ve istiğfar aynı zamanda ibadettir.

Nasr Suresinden Hangi Dersi Alacağız?

Nasr Sûreden Alınacak Dersler:

1- İnsanla İslâm arasına konan engellerin ortadan kalkmasıyla, insanların bölük bölük
İslâm’a girecekleri ortaya konmuştur.
2- Allah, kendi yolunda ihlasla çalışanlara, mücadele edenlere zafer ve fetihler nasip
eder.
3- Her konuda yardım ve zafer ancak Allah´tandır. “Ben başardım” demek yanlıştır.
4- İlahi yardım ve fetihle nimetlenen ve bölük bölük İslâm’a girenleri görünce, bu üç nimete karşı tesbih, hamd ve istiğfarda bulunmak ve kibirlenmemek gerekir.
5- Bu sûrede iki mükâfat vardır.

Bunlar:
a- Zafer ve fethin sonucu olarak dünya saltanatının (iktidarının-ganimetlerinin)
durumu…
b- Bu zafer ve fethi kazandıran Allah´tan mükafat beklemek… Yaptığı çalışmalardan
dolayı dünya menfaatlerine ve makamlara iltifat etmemek, mücadelenin karşılığını hiç bir dünyalık beklentisi ile kirletmemek.
6- Hak yolunda mücadele eden insanlar iki kısımdır:
a. Yardım ve zaferi gördükten sonra Allah´a tam teslim olup, kalplerindeki şüphelerden kurtulanlar.
b. Yardım ve zafer gelmeden önce Allah´a tam teslim olan, Hakkın hakim olacağından asla şüpheye düşmeyenler. Bu ikinci grup daha üstündür.

Paylaş

Yorumlar