Nas suresinin okunuşu ve anlamı ve açıklaması

0

Bu mübarek sure de Felak suresini müteakip Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. Altı ayet-i kerimeyi muhtevidir. Ve Kur’an-ı Azim’in son yüz on dördüncü sure-i celilesi bulunmaktadır. Nasın Rabbül’alemine sığınmalarını emrettiği için kendisine böyle «Nas suresi» ünvanı verilmiştir. Bu hikmet beyan surede ne gibi bir şeyden dolayı Cenab-ı Hak’ka iltica edilmesini beyan buyurduğu cihetle kendisinden evvelki Felak suresiyle aralarında büyük bir münasebet vardır.

Nâs sûresinde sığınılacak şer sadece “şeytanın vesvesesi” iken, sığınmak üzere Allah Azze ve celle’nin esmâ-i hüsnâsından üçü zikredilir. Bunlar Rabb, Melik ve İlâh isimleridir. Halbuki bir önceki Felak suresinde 4 ayrı şerden sadece “Sabah’ın Rabbi” vasfıyla Allah Azze ve celle’ye  sığınmak emredilmekteydi. Bu, şeytanın vesvesesinin, Cenab-ı Allah’a çokça ve ciddiyetle sığınılması gereken ne kadar büyük bir şer olduğunu izaha kâfîdir. Birinci sûrede korunması gereken ruh ve beden sağlığı; ikinci sûrede korunması istenen ise din sağlığıdır. Bu, dinin az zarar görmesinin dahi dünyanın çok zarar görmesinden daha önemli olduğunu gösterir.

Hz. Aişe der ki:

“Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) yatağına vardığı zaman iki elini birleştirir, İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okur ve onlara üflerdi. Sonra o iki eliyle, başından ve yüzünden başlayarak bedeninin ön tarafa gelen kısmını meshederdi. Bunu üç kez tekrarlardı.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 14; Tirmizî, Dua 21)

Nas Suresinin Arapça Okunuşu

Nas Suresinin Türkçe  Okunuşu

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1.De ki: “Sığınırım insanların Rabbine”,
2.“İnsanların mutlak Hükümdârı’na”,
3.“İnsanların ilâhına”:
4.“O sinsi şeytanın üflemelerinin şerrinden”,
5.“İnsanların kalplerine üfleyen o sinsi şeytanın.”
6.“Ki o, cinlerden de olur, insanlardan da.”

Nas Suresinin Türkçe anlamı

-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1- “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.

2- İnsanların malikine,

3- İnsanların ilahına;

4- İnsanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi vesvesecinin şerrinden.

5- O ki, insanların göğüslerine vesvese verir.

6- Gerek cin, gerekse insanlardan

(1) : Bu süre-i celile de insanları vesveseleriyle idlal etmek isteyen gerek cin taifesinin ve gerek bir takım şeytan tabiatlı insanların şerlerinden Haalik-ı Kainat Hazretlerinin hıfz ve himayesine sığınmanın lüzumunu ihtar buyurmaktadır. Şöyle ki: Ey Nebilerin, Resullerin hatemi!. Ve ey İns ve Cinnin Peygamberi!. Dua ve niyazda bulun (De ki) : Ben (nas’in Rab’bine sığınırım.) nas’ı yaratan, besleyen, koruyan, terbiye eden, te’dip buyuran Haalik-ı Ke rim’e iltica ederim.

(2) : Ve istirhamına devam ederek deki: (Nás’ın Melik’ine..) sığınırım. Yani: Bütün insanların maliki, hükümdarı, müdebbir-i umuru olan ve bütün beşeriyetin selamet ve saadetini temin edecek olan ahkamın vazıı ve amiri bulunan Mabúd-i Azimüşşan’a ilticayı bir vecibe-i ubudiyet bilirim.

(3) : Ve yine niyazına devam ederek de ki: (Nas’ın İlah’ine..) Sığınırım. Yani: Bütün mahlukatın Haalıkı, maliki olmakla beraber ülühiyet ve mabudiyet sıfatını haiz bulunan ve zati ehadiyyetinden başka bu sıfat-ı celileyi haiz bir kimse bulunmayan Allah-ü Teala Hazretlerine iltica ederim.

(4) : (0 gizlice vesvese verenin) Yani: Kalplere yanlış düşünceleri düşürmek isteyen şeytanın ve şeytan tabiatında bulunan muğfil kimselerin (şerrin. den.) dolayı himaye-i ilahiye’ye sığınırım. O vesveselere kapılmak tehlikesinden emin olmayı niyaz eylerim.
«Vesvas» esasen vesvese, yani: Gizli ses manasına olup insanın içersine kötü düşünceleri bırakan şeytandan ve o gibi vesvese veren kimselerden ibarettir. «Hannas» da geri çekilen, sinsi sinsi çalışan, fırsat gözeten, vakit vakit fazlaca vesvese veren, iğfale çalışan demektir.

(5) : Evet.. O şeytandan Cenab-ı Allah’a sığınmalıdır. (Ki.. O) Habis (nasın göğüslerinde vesvesede bulunur.) onun bunun içerisine yanlış kuruntular düşürür, batıl şeyleri süslü göstererek bir nice gafilleri aldatır, onları güzelce düşünmekten mahrum bırakır, felaketlere maruz bırakmış olur.

(6): Filhakika öyle pek büyük birer düşman olan muğfil kimselerden, o kalplere vesveseler düşüren din düşmanlarından kaçınılmalıdır, öyle vesvese veren (gerek cinden ve gerek insandan) olsun.. hangi bir taifeden bulunmuş ise bulunsun, onların hepsinden de kaçınılmalıdır, onların şerlerinden Allah-ü Tealaya iltica etmelidir. Başka türlü bir çare-i halas yoktur.

«Bu emr-i ilahi gösteriyor ki: İnsanları iğfale, idlale çalışanlar, iki taifedir. Birisi cin şeytanlarıdır ki, bunlar vakit vakit insanların içerlerine vesvese düşürür, insanları yanlış bir yola sürüklemek isterler. Diğeri de insan şeytanlarıdır ki: Bunlar daha büyük, daha kurnaz şeytanlardır. Bunlar çok kere kendilerini hayrhah göstererek batıl fikirlerini, vesveselerini başkalarına telkine çalışır dururlar. Şüphe yok ki: Aleni düşmanlara karşı mukavemette bulunmak, binnisbe kolaydır. Fakat gizli düşmanlara, kalplere vesvese düşürmeğe çalışan şeytan tabiatlı kimselere karşı mukavemette bulunmak pek müşkildir. Onlara karşı pek uyanık bir halde bulunmak lazımdır.

Çünki, böyle bir düşman, insanı yalnız maddi, muvakkat bir hayattan mahrum bırakmış olmaz. Belki insanın ebedi, manevi hayatını zehirleyerek onu en büyük mahrumiyetlere, cezalara maruz bırakmış olur. Binaenaleyh akil bir insan, dostu ile düşmanını tanır, re cin şeytanlarının vesveselerine kıymet verir, ne de insan şeytanlarının lakırdılarını dinlemeğe tenezzül eder.

 

Paylaş

Yorumlar