Namazın Önemi, Fazileti ve Faydaları

0

Namazın insanlara kazandırdığı faydalar nelerdir?

Dinin direği, mü ‘minin miracı olan namazın bir çok faydası vardır. Her ibadet, insanın faydasına olduğu için
emredilmiştir. Bunların başında da namaz gelmektedir. Namaz, adeta dünya ve ahiret hayatı için bir sigortadır. Namazın hem kişiye hem de toplum hayatına büyük faydaları vardır. Kur’an’ın “hidayet sırrı” namazda sergilenmektedir. Allah bu büyük hikmeti bize göstermek için dört yönümüzü namazla kurtuluşa ulaştırır. Yani insanın beden, nefs, ruh ve kalb yönü namazda ilahi hidayetle felah bulmaktadır. Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler…” (Mü’minûn Suresi, 1-2. ayetler)

Namaz, Allahu Teala’ya ibadet etmenin sırlarını taşıyan ve ibadetlerin bütün güzelliklerini içinde toplayan en
güzel ibadettir.

İmamı Gazali, bu güzellikleri şöyle sıralar:

1. Kalp Huzuru: Bu makamda kalp dünya işlerinden tamamen ayrılıp meşgul olduğu işe, okuduğu Kur’an’a bağlanır. Gönül başka düşüncelerden ayrılır, yaptığı işten gaflet etmez ve yalnız onu düşünür. İşte o zaman musallide (namaz kılanda) huzuru kalb zuhur eder.
2. Tefehhüm: Okuduğunu anlamaktır. Çok kere kalb, söz ile hazır olur, fakat manasını düşünmez. Büyük zatların namaz esnasında anladığı öyle latif manalar olur ki, başka zaman hatırlarına bile gelmez, işte böyle kılınan namaz, kişiyi her çeşit kötülükten alıkoyar.
3. Tazim: Saygı. Bir amir, emri altındakine bir şey emreder, o da, kalbi huzur içinde emredileni anlayıp yapar. Ancak; emri verene bir saygısı olmayabilir. Onun için saygı tefehhümden sonra gelir. Yani Allah Azze ve celle’nin emrini saygı duyarak yapmak gerekir.
4. Heybet: Bu tazimden üstündür. Saygı ile korkmaktır. Bu da tazimden sonra meydana gelen bir korkudur. Ancak akrepten veya kötü ahlaklılardan korkmaya “heybet” denmez. Aksine azametli sultandan korkmaya “heybet” denilir. Heybet, ulvi bir korkudur.
5. Reca: Ümit etmek ve sevap beklemek demektir. Allahu Tealanın nimetlerini, rahmetinin bolluğunu, namaz kılanlara Cenneti söz verdiğini ve verdiği sözde durduğunu bilmektir. İnsan padişaha saygı gösterip korksa da bir mükafat beklemez. Halbuki Allah’ın azabından korktuğu halde, kıldığı namazdan sevap umar.
6. Haya: Utanmaktır. Kusurunu bilip, Allah’tan utanarak, namazı kusursuz kılmaya çalışmaktır. Namazda Allahu Tealaya karşı saygılı olabilmek için, O’nun azamet ve celalini bilmek, kendisini de, hakir, zelil ve Allahu Tealanın emrine boyun eğen bir kul olduğu bilincinde olmaktır. O’nun azametini bilmeyen veya inanmayan kimse, O’na gerekli saygıyı gösteremez. Allah’a imanı daha parlak, daha kuvvetli olanın huşusu da kuvvetli olur.

 

Namazın bedene faydaları maddeler halinde

Bedene faydalarını şöyle sıralayabiliriz:
Namaz, eklemleri güçlendirir, yıpranmışlığı giderir. Namaz, eklemler için muhteşem bir reçetedir.
-Namaz gözleri dinlendirir. Çünkü hiç dinlenme fırsatı bulamayan göz merceği, ancak bir buçuk metre mesafeyi seyrederek dinlenir. Namazda secde yerine bakmak bunu sağlar.
-Namaz, vücudu tüm yorgunluklardan kurtarır. Abdest ve namazla vücud, yorgunluğu atar, daha dinç hale
gelir.
-Namaz, kalbin rahat çalışmasını sağlar. Kalp, devamlı değişik şekiller ve dönmeler nedeniyle yorulur. Kalbin bu yorgunluğu göğüs boşluğunun sabit şekilde belli bir istikamette kalışı ile rahatlaşır. Bu ise, namaz boyunca kalbin maddesel yapısının huzurunu ve kalbin güçlü çalışmasını sağlar.
-Namaz her türlü temizliği kazandıran bir nurdur. Bu sayede müslüman günah kirlerinden arınır ve cennete
girmeye layık bir kul olur.

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Sizden herhangi birinizin kapısı önünde bir nehir bulunsa ve o kimse nehirde günde beş defa yıkansa
kendisinde kirden bir şey kalır mı?” diye sordu. Dinleyenler:
“Hiç kir kalmaz, ya Rasulallah.” diye cevap verdiler.
Peygamberimiz(s.a.v.) de:
“İşte beş vakit namaz da buna benzer. Allah namazda günahları siler.”(Buhârî, Mevâkit, 6; Müslim, Mesâcid,283) buyurdu.
-Namaz, beden, ruh, kalp ve çevre temizliği kazandıran bir ibadettir.
Niçin namaz kılıyoruz sorusuna cevap verebilmek için namazın ne olduğunu anlamak gerekir:

a 1. Namaz, Şeytana Düşman Olmaktır:
Mü’min namaz kılmakla, şeytana düşmanlığını ilan eder. Çünkü şeytan, Allah’ın secde emrine karşı gelerek
isyan etti. ayette:
“Meleklere, ‘Allah’a secde edin’ demiştik. Meleklerin hepsi secde ettiler, ancak şeytan secde etmekten yüz
çevirdi, kibirlendi ve inkarcılardan oldu.” (Bakara Sûresi 34. Âyet) buyurulur. İşte bu sebepten dolayı şeytan, secde edene; yani namaz kılana düşmandır.

a 2. Namaz Temizliktir:
İslam dini, temizliğe büyük önem vermiştir. Temizlik imanın yarısıdır. Namaz ise temiz olmayı sağlar. İnsanın her yönüyle temiz olmasını şart koşar. Günde beş defa abdest alan müslüman, vücudunun en çok kirlenen yerlerini her abdest ile yıkayarak beden temizliğini sağlamaktadır. Bu temizlik aynı zamanda beden sağlığı için çok önemlidir.
Peygamberimiz (s.a.v.):

“Temizlik imanın yarısıdır.“ (Müslim, Tahâret, 1) buyurarak temizliğin dindeki yerini belirlemiştir.

 

Temizlik emriyle, mü‘minlerin ibadet şuuru içinde, içi, dışı kadar temiz olmaları istenmiştir. Peygamberimiz
(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Ümmetim kıyamet günü abdest azalarındaki parlaklıklarından (tanınıp) çağrılacaklar. Sizden kimin
parlaklığını artırmaya gücü yetiyorsa yapsın.“  (Buhârî, Vudû, 3; Müslim, Tahâret, 35)

„Mü‘minin (Cennet’teki) süsleri abdest suyunun ulaştığı yere kadardır“. (Müslim, Taharet, 40)

‘’Bir müslümanın abdest alırken ellerini yıkaması, ellerinin yapmış olduğu günahlara keffaret olur. Yüzünü
yıkaması, gözlerinin baktığı günahlara keffaret olur. Başını meshetmesi, kulaklarının duyduğu günahlara
keffaret olur. Ayaklarını yıkaması, yürüyerek kazandığı günahlara keffaret olur. Sonra kalkar namaz kılar. Bu
namazın sevabı kendisine fazladan kalır.“ (Tergib ve Terhib C.1 Sh. Hd. No:19)

 

Abdestin faydaları nedir? Neden abdest almalıyız?

 

Abdestin dünya hayatımızda da pek çok faydası vardır. Bu faydaları şöyle sıralayabiliriz:

1. Abdestle vücutta biriken elektronlar atılır ve bunun verdiği gerginlikler yok olur. Normalde vücudun temel yapısında bir elektrik vardır. Buna vücudun “Statik Elektrik Dengesi“ denir. Ancak sağlıklı bir vücud için bu dengenin korunması şarttır. Ancak gerek havanın elektriği, gerekse plastik giyim ve oturma araçları, makina biçimi hayat; bu statik elektrik dengesini bozar. Yani vücutta fazla miktarda elektronlar birikir. Bu durum birçok problemlere sebep olur. Eğer bu fazla elektronlar vücuttan atılmazsa sinirlilik, yüzün kırışması ve pek çok hastalıklara sebep olur. Bu olumsuz sonuçların tek pratik çaresi‚ abdest, gusül ve
teyemmümdür. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

“Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince
hemen kalkıp abdest alsın.” (Ebû Dâvûd, Edeb 4)

2. Abdestle genel dolaşım sistemindeki aksaklıklar düzelir, ihtiyarlama yavaşlar:

Dolaşım, kalpten dokulara, dokulardan kalbe iki yönlü bir akış sistemidir. Özellikle dokulara bu sistemin aracısı damarlardır. Damarlar, yakılmayan besin artıkları ve çeşitli nedenlerle daralır ve dokular beslenemez olur. İhtiyarlamanın temel nedeni bu olaydır. Bu tarz yaşlanma, yaşadığımız senelerin ötesinde bir damar meselesidir. Damarlar esnek kaldıkça işler kolaylaşır. Abdest ve gusülde farklı ısıdaki su derimize değdikçe bir yanda damarların açılıp kapanma hareketi artar, bir yandan da yeni başlayan tıkanmalar açılır. Vücud dokularında biriken artık maddeler, genel dolaşıma geçer ve dokularda zindelik sürer gider.
Bu birikimler en çok el, ayak ve yüz dolaşımında söz konusudur. Abdest ise bu organların yıkanması ve meshedilmesidir.

3. Abdestle vücudun korunma sisteminin temeli olan ‘’Lenf Dolaşımı“ en yüksek seviyede çalışır:
İnsan vücudunun temel korunma sistemi beyaz kan dolaşımı ile olur.

 

Bildiğimiz damarlara nazaran çok ince damarlar, “Lenfosit” denilen beyaz kan hücrelerini dokuların en uç köşelerine kadar götürür. Vücudun herhangi bir yerinde bir mikrop veya kanser hücresi varsa, bu minik savaşçılar taşıdıkları korkunç zehirlerle onları öldürürler. Bu savaşçı hücreler, vücudun her noktasını günde on kez dolaşırlar. Bir mikroplu hastalığa yakalanmak veya kanser olmak bu savunmanın bir yerde teklemesi demektir. Bu savunma sisteminin bozulmaması için, bu mini damarların çok iyi çalışması şarttır. Abdestle, el veya ayakların yıkanması vücud merkezine uzak bölgelerdeki kıldan ince damarların dolaşım
hızını artırır. Ayrıca lenf sisteminin en önemli bölgesi olan yüz, boğaz ve burnun yıkanması bu sisteme bir
masaj ve güçlendirme faktörü olur.

Bütün bunların yanında müslümanların sadece bu maddi faydalar için abdest aldıklarını ve namaz kıldıklarını
düşünmek yanlıştır. Abdestin esas ve namazın asıl gayesi gayesi Allah’ın emrini yerine getirmek ve O’nun
rızasını kazanmaya çalışmaktır.

a 3. Namaz, Bir Eğitim Programıdır:
Günde beş defa Allah’a yönelen, O’ndan yardım isteyen, O’ndan af dileyen bir müslüman; bu ruh ve beden eğitimini yapar. Yüce Rabbimizَ
‘‘Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah’a saygıdan kalbi
ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.‘‘ (Bakara suresi, 45. ayet)

‘‘Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle
beraberdir.‘‘ (Bakara suresi,153. ayet) buyurmaktadır.

Bedenin sağlıklı, ruhun huzurlu olabilmesi namazla mümkündür.

“…Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Onlar Firdevs
Cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır”. (Mü‘minun suresi, 9-11. ayetler)

Mü’min, hem kendisinden, hem de aile fertlerinin mü’min ve muvahhid olarak yetişmelerinden sorumludur.
Hem kendisinin, hem aile fertlerinin Cehennem ateşine sürüklenmelerine sebep olacak fitne ve isyana karşı
tedbirleri almakla mükelleftir. Cenab-ı Hak:

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim suresi, 6. ayet) buyurmaktadır.
Diğer bir ayette de:
“Ailene (ve ailende sorumlu olduğun kişilere) namazı emret, üzerinde sabır ile dur (uygulanmasını sağla).
Biz senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırırız. Güzel sonuç takva ile olur.” (Tâhâ sûresi 132.âyet ) buyurulmaktadır.
Resulullah (s.a.v.) de şöyle buyurmaktadır:
‘’Sizin en hayırlınız, ailesine hayırlı olanınızdır.’’ (İbn Mâce, Nikâh 50)
Salih kulları için Cenneti yaratan Allah, Cennete götürücü amelleri de farz kılmıştır. Bu amellerin başında da
namaz gelmektedir. Namazı ihmal etmek, çeşitli bahanelerle terketmek en büyük gaflettir.

 

Resulullah (s.a.v.):
“Namaz kılmayanın dini sağlam değildir. Dinde namazın yeri, vücutta başın yeri gibidir.” (Mu’cemu’s-Sağîr, Taberânî, Hd. No: 107)

a 4. Namaz istikamettir:
Kıbleye yönelerek namaza niyet eden bir müslüman, istikamet üzere olmayı istemektedir. İstkamet ise İslam yolu ve onun güzellikleridir. Müslüman kötülüklerden uzaklaşmayı ve sırat-ı mustakîm (İslam yolu üzere olmayı) her rekatta okuduğu
Fatiha suresi ile Allah’tan ister.

“Bize doğru yolu göster.” sırrı ile kul; imanda, ibadette, aile hayatında, sosyal hayatta istikamet üzere
olmayı ister. Allah’a teslimiyetin zirvesine ulaşmayı hedefler.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerîm’de:

“Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de alemlerin Rabbi ALLAH
içindir.” O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.‘‘  (Enam suresi, 162-163. ayetler ) buyurarak bu teslimiyetimizi ister.

Resulullah (s.a.v.) de şöyle buyurur:

“İstikamet üzere olun. Bunu tam başaramayacaksınız. O halde en hayırlı ameliniz namazdır. Kamil müminden başkası iyi abdest almaya ve abdestli kalmaya özen gösteremez.”(İbni Mâce, Tahare 4)

Namaz, mü’minin vakitlerini düzenler. Düzenli hareket etme, her şeyini planlı ve programlı yapma fırsatını verir. İnsanın sosyal yönünü kuvvetlendirir. Müslüman, cemaatten kopuk bir hayat sürdüremez. Çünkü müslüman cemiyet adamıdır. Namaz kılanlar arasında yardımlaşma, dostluk ve kardeşlik duyguları gelişir. amiri-memuru, zengini-fakiri aynı safta durdurur. Bütün insanların eşit olduğunu, hiçbirinin diğerine üstün olmadığını gösterir. Namaz, bir disiplindir. Beş vakit namazını düzenli bir şekilde kılan bir müslüman düzenli bir hayat yaşar. Bütün günü adeta ibadetle geçmiş gibi olur. Yatsı namazı ile günün muhasebesini yaparak dünya ve ahiret hesabını düşünerek daha dikkatli olmaya yönelir. Namaz, toplumda sosyal problemlerin çözümüne yardımcı olur. Çünkü her meslek ve sınıftan insan, günde beş kere camilerde bir araya gelir, birbirlerini daha yakından tanır ve birbirlerinin dertleriyle ilgilenirler. Böylece toplum güçlenir, zayıflar yardım görür, yoksulların ihtiyaçları giderilir. Mescitler, Allah’ın evi ve dünyanın cennet bahçeleridir. Şeytandan ve şeytani anlayışlardan sığınılacak kalelerdir. Müslüman, mescidde huzur bulur, Müslüman kardeşleriyle orada kaynaşır. Salih amele, hayra, birlik ruhuna, ümmet şuuruna orada ulaşır. Bu sebeple Resulullah (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:

“Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmiyedi derece daha faziletlidir.” (Müslim, Mesâcid 42)
“Yatsı namazını cemaatle kılan, gecenin yarısını, sabahı da cemaatle kılan, gecenin tamamını ibadetle geçirmiş sayılır.” (Ebû Dâvûd, Salat 45)

“İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra
bunları yapabilmek için kur’a çekmek zorunda kalsalardı kur’a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken
yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah
namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi.” (Buhârî, Ezân 9 )

“Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Dikkat et, ey Ademoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin.” (Müslim, Mesâcid 261-262 )

“Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden
birine giderse, attığı adımlardan her biri, bir günahı silip yok eder. Diğer adımı da onu bir derece yükseltir.” (Müslim, Mesâcid 282)
“Kul namaza durduğunda, bütün günahları getirilir. Başı ve omuzları üzerine konulur. Rüku‘ ve secdeye gittikçe
dökülür, o insandan ayrılır.” (Mu’cemu’s-Sağîr, Taberânî, Hd. No: 794)

 

Cemaatle namaz kılmak neden önemlidir

Cemaate gitmek için yürümek bile sevaptır. Çünkü ibadet, namazdan önce başlar. Namaz için abdest almak,
bu niyetle yola çıkmak ayrıca amel defterine sevap olarak yazılır.

Cemaatle namazlarda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunlar:
1. Vakit yaklaştığında namaza hazırlık yapmak,
2. Namaza yetişememe korkusu olsa bile koşmamak,
3. Camiye, Euzü-Besmele çekerek sağ ayakla girmek, çıkarken sol ayakla çıkmak,
4. Ezan okunduğu zaman müezzinin söylediklerini tekrar etmek,
5. Müezzin, kamette “Hayyala‘s-salah” deyince ayağa kalkmak ve düzgün bir şekilde saf olmak,
6. Safları yara yara ön tarafa geçmemek,
7. İmamın arkasında namaz kıldırabilecek kadar kıraati ve bilgisi olanların durması,
8. Namaz kılanların önünden geçmemek,
9. Camiden çıkarken itişip kakışmamak,
10. Camiye gelirken soğan, sarımsak gibi şeyler yememek,

 

 

 

Paylaş

Yorumlar