Namaz Kılmanın Önemi Nedir?

0

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam peygamberlerin en şereflisi üzerine olsun.

Değerli kardeşim;
Allah rızası için sana samimi bir tavsiyem olacak. Çünkü sen, kendisini Allah için sevdiğimiz bir kardeşimizssin. Rahmetini umduğun ve azabından korktuğun yaratıcının emrine bir icabet olan cemaatle namaz konusunda göstermiş olduğun itina, bir iyiliğin ve doğru yolda olduğunun göstergesidir. Doğru yoldan ve Allah’ın emrine boyun eğmekten uzak olmadığın ve bu yolda sapıklığa düşmediğin için Cenab-ı Allah’a çokça şükret.

Allah’ın Rasûlü şöyle buyurur;
”Bizim onlarla aramızdaki sözleşme namazdır. Kim bu namazı terk ederse kafir olur.” ”Yedi sınıf insan vardır ki kıyamet gününde kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı bir günde Allah Azze ve celle onları gölgesi altında gölgelendirir…” ”Onlar arasında kalbi mescidlerde asılı kalan adam” ı da zikretmiştir. (Müttefekün Aleyh’dir) (BUHARİ/MÜSLİM) Namaz kılan kardeşim sevinmelisin. Kıyamet gününde kopkoyu karanlık bir gecede sen tam bir aydınlık içerisinde yürüyeceksin. Nitekim bu durumu Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) beyan buyurmuşlardır;

”Mescidlere camilere karanlıkta gidenlere kıyamet gününde ki tam aydınlığı müjdeleyiniz.” (Bu hadisi Ebu Davud ve et tirmizi rivayet etmişlerdir.) Allah’ın evleri mesabesinde olan camilere mescidlere yarış eden bu nurlu yüzleri görmekle bizde sevinç duyuyoruz. Bunlar arasında senelerin ağırlaştırdığı yaşlı kimselerle kendilerini oyun eğlenceden ve fitnelerden çeviren gençler var. Aralarında yaşları onu geçmeyen milletin ümidi çocuklar var. Hepsi birinci safa geçmek için rekabet ediyorlar. Bu büyük lütfundan dolayı Allah’a hamd ederim. Müslüman kardeşim, evet müslümanlar camilere mescidlere gidiyorlar. Bizim sizlere doğru bir nasihatdan ve dostlara serzeniş fısıltısından ibaret bir beraberliğimiz olacaktır.

Günümüzde namaz kılanların durumları üzerinde bir nebze durmalıyız zira namazın önemini ihlal edecek bazı durumlar oluşmaktadır, bunların en önemlileri şunlardır;

1) Namazı itmi’nansız, sükünetsiz karganın dene deşirmesi gibi alelacele eda etmek adeta gagalamak.

2)Namazda sergiyle, çakılla, taşla vb. şeylerle ilgilenmek , gözleri nakışlara süslemelere çevirmek.

3)Namazda sağa sola bakınmak ve gözünü göğe dikmek.

4)Namazda yanılmak ve konsantre olamamak ve kaçıncı rekatda olduğunun farkında olmamak.

5)Namazda gönlüne birçok şeyleri getirmek ve dünya işlerini hatırına getirmek.

6)Saatle oynamak ona bakmak, elbisenin bir tarafını düzeltmek, kımıldatıp oynatmak v.b

7)Rûkû ve secdede imamla yarışmak.

Namazda itmi’nansızlık huşusuzluk belirten bazı diğer durumlar da vardır, her namaz kılan bunları görür.. Allah’u Teala bunları kitabında Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ın lisanıyla zemmetmiştir.

Sen mescide ancak Allah’u Teala’ya taat ve O’nun emrine uymak için geldin, o halde ne oluyor da namazda birçok gereksiz hareketle ve gafletle bunu kaybediyorsun… Bilmezmisin ki huşu, namazın ruhudur, hayatının maddesi ve göz bebeğidir… Bu huşu imanın semeresi ve ruhun huzur sükün bulmasıdır. Sen belkide senin için bir sevap yazılmadığı halde namazından ayrılıp az bir menfaata dönüp gidiyorsun.

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) buyurmuşlardır ki: ”Adam namazdan ayrılır gider ve kendisi için ancak namazın onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri, yarısı bir ecir yazılır.” (bu hadisi ebû davût ev el-neseî rivayet etmişlerdiri)

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’den Onun şöyle buyurduğu tesbit olunmuştur: ”Hırsızlık yönünden insanların en kötüsü namazından çalandır.” Namazından nasıl çalar ya Rasûlüllah?” dediler. ”Rükûunu ve secdesini tam yapmaz. ” (imam ahmed ebu hüreyre hadisinden rivayet etmiştir.) Peygamberimiz (s.a.v) buyurmuşlar ki: Rükû ve secdesi arasında belini tam doğrultmayan adama Allah rahmet nazarıyla nazar eylemez.

Allah Resulü (s.a.v) buyurmuşlardır ki: münafığın namazı şudur: güneşi gözetler, güneş şeytanın iki boynuzu arasına gelince kalkar karganın gagalaması gibi acele geçiştiriverir ve ondan Allah’ı azıcık zikreder. (bu hadisi müslim rivayet etmiştir.) ebû hüreyre (r.a)’den rivayet olunan buhari ve müslimdeki bir hadisi şerife göre Rasûlüllah (a.s) mescidde bir adam içeri girer namaz kılar ve sonra gelip Peygamberimiz (a.s)’a selam verir. selamını alırlar ve ona ”geri dön namazını tekrar kıl çünkü sen namaz kılmadın.” derler adam gider ve önceki kıldığı gibi kılar, sonra gelip Peygamber (s.a.v) selam verir. Selamını alır ve ona ” Geri dön namazını tekrar kıl çünkü sen namaz kılmadın” buyururlar. üçüncüsünde adam dedi ki: seni hakkıyla gönderen Allah’a yemin ederimki ey Allah’ın Rasûlü bundan daha iyisini yapamıyorum, bana öğretiniz. ”Peygamber (s.a.v) buyurdular ki: ”Namaza kalktığın zaman tekbir al, sonra kur’andan kolayına gideni oku, sonra mutmain oluncaya kadar rükû yap, sonra dosdoğru oluncaya kadar kalk sonra mutmain oluncaya kadar secde yap mutmain oluncaya kadar… bunu bütün namazlarında yap.” (Buhari huzeyfetü’bnü -ı- yemandan rivayet etmiştir) Namaz kılan fakat rükûunu sücudunu tam yapmayan bir adam görür ve Huzeyfe ona der ki: Namaz kılmış sayılmazssın, sen bu namazı kılarken ölmüş olsan Muhammed (s.a.v)’ ın sünneti dışında ölmüş olurdun. (İmam Ahmed Merhum Ebi Mes’ud’dan rivayet etmiştir.)

Rasûlüllah (a.s) buyurmuşlardır ki: rükûunda ve secdesinde belini tam doğrultmayan adamın namazı sahih olmaz. (Bu hadisi ebû davûd ve et tirmizi rivayet etmişlerdir.) Bir başka rivayette ”sırtını tam doğrultuncaya kadar…” geçmektedir. Rûkû ve secdeden sonra eskisi gibi belini tam doğrultmayan kimse hakkında Peygamberimiz (s.a.v)’in ifadeleri budur ve o kimsenin namazı batıldır bu farz itmi’nan yani her uvzun yerli yerince sükun bulmasıda böyledir.

Peygamber (s.a.v) buyurmuşlardır ki: ‘Allah’ın kulları üzerine farz kıldığı beş vakit namaz vardır ki kim bunları eda ederse küçük görerek bunlardan hiç bir şeyi zayi etmezse, o kimseyi cennete koyacağına dair Allah katında onun için bir ahid vardır; kimde bunları eda etmezse Allah katında onun için hiçbir ahid yoktur, dilerse azab eder dilerse cennete girdirir. (bu hadisi ebû davûd ve el-nesai rivayet etmiştir.)

Cenabı Hak buyurur ki: ”muhakkak mü’minler zafer bulmuştur, o müminler ki, namazlarında tevazu ve korku sahibidirler. (el mü’minûn/1-2) yani çekinirler, sakindirler demektir. huşu, sükun, itmi’nan teenni vakar ve tevazü demektir ki huşûa sevk eden ise allah’dan ve onun murakabesinden korkmaktır. Ayrıca huşu; Rabb’ın huzurunda huzû’ ile boyun eğerek kalbin duruşudur.

Mücahid’den rivayet olunmuştur o demiştir ki: kunût / ”sukûnet huşû, gözü haramdan korumak ve muhtaçlara kol kanat germek bütün bunlarla birlikte Allah korkusunu hatırda tutmaktır.”
namazda huşû’a gelince: kalbi tamamen namaza yönelen, tamamen meşgul olan ve namazı başka şeylere tercih etmeyen kimse için hasıl olur. Allah Aze ve celle huşu içerisindeki iyi kullar olan erkek ve kadınlar hakkında Allah onlar için büyük bir ecir hazırlamıştır.

 

NAMAZDA HUŞÛ İÇERİSİNDE OLANLARIN DURUMLARI:

Onların hatıralarını bizimkiler arasında arzetme sağlam olursa yürüdüğü zaman kötürüm gibi olmaz.
Ömer b. Hattab (r.a) minber üzerinde şöyle buyurmuştur: ”Bir adamın islam uğrunda şakakları ağrır da Allah için bir namazı tam eda etmemiş olur.” Bu nasıl olur ? denildi.” namazın huşûunu tevazûunu Allah’ın huzuruna yöneldiği halde tam yerine getirmez.” buyurdular.
İslâmın başlarında Hz. Ömer’in sözü böyle, günümüzde olanlara ne demeli ? Rabbimin merhamet buyurdukları hariç, birçoğunu dünya ahvali her bir tarafa çekip götürüyor; O kalıbıy’a namaz kılıyor. Fakat kalbini dünyaya, çarşıya pazara göndermiş alıp satıyor, artırıp eksiltiyor… İşte bu ancak gaflettendir.
El-Hasen demiştir ki: ”Amir b. Abdi Kays kayıp olan bir şeyi namazda hatırladıklarına dair onların sözlerini duyunca onlara: ”Bari buluyor musunuz ?” diyor. ”Evet” diyorlar. Bunun üzerine ” Vallahi ardarda bağrıma mızraklar saplansa bunun namazımdayken olması benim için daha iyidir.” Demişlerdir.
Sevgili kardeşim, bizlere ne olmuş da böylece namazdan yüz çevirmişiz, vaciplerimizi kaybetmişiz, Abdullah b. Mes’ud (r.a) namaza kalktıkları zaman sanki atılmış bir elbise gibiydi; Saîd b. Cübeyr (r.a) namaz kılarken kazık gibi dimdik kendinden geçerdi.

Sevgili kardeşim, Onlar nerede biz neredeyiz ? işte sana Abdullah b. Zübeyir rükû ederken neredeyse sırtına akbaba konacakmış gibi dümdüz ve secde ederken sanki atılmış bir elbise gibi kendinden geçmiş haldedir.

Biz bu çeşit huşûu ve imtihanı ve sükûunu tuhaf karşılıyoruz, bu ancak gerçek hayatımızda bunları göremediğimizdendir. Yoksa Anbes b. Ukbe secde ederken neredeyse sırtına serçeler konacakmış gibi hareketsiz dümdüz olurdu adeta bir duvar parçası gibiydi. Salihlerle beraber yolumuza devam edelim. İşte Ebu Bekir b. Iyaş buyuruyorlar: ”Habib b. Ebi Sabit’i secde ederken gördüm; eğer sen onu görseydin, secdesini uzatmasından dolayı, bu ölüdür, derdin. İbrahim Et-Teymî secde ettiği zaman sanki sırtına serçelerin konduğu bir duvar kalıntısı gibi olurdu.

İbnü Vehb demiştir ki: ”El-Sevriyi akşam namazından sonra Harem-i Şerif de namaz kılarken gördüm sonra bir secdeye kapandı yatsı ezanı okununcaya kadar başını kaldırmadı.”
Onları namazda alıkoyan bir meşgale yoktu, Allah ile onlar arasında bir engel yoktu, bütün dikkatleri namaza Allah için huşû ve onun huzurunda itâate yönelmişti.

Half b. Eyyûb’a soruldu: ” Namazdayken kara sinekler sana zarar veriyor mu onları kovalamıyor musun?” cevap verdi: ” Namazımı bozacak hiçbir şeye kendimi kaptırmam.” Ve kendisine ”buna nasıl sabredebiliyorsun?” denildi. ”Haber aldığıma göre fasıklar hükümdarın kırbaçları altında sabır gösteriyorlarmış. Filanca sabırlıdır denilir ve bunları firar ederler. Ben Rabbim’in huzurunda namazdayken sinekten dolayı kıpırdanayım mı?” dedi.

İbnü’z-Zübeyir namaz kılarken sanki huşudan bir çöp gibi olurdu. Talha (r.a) Ağaç bulunan bir duvarda namaz kılar hoşuna gider ve bir süre gözüyle onu süzer sonra kaç rekat kıldığını farkedemez. Başına gelen bu felaketi Rasûlüllah (s.a.v)’e arzeder ve derki: ”İşte bu sadakadır onu istediğin yere koy.”
Kasım b. Muhammed demiştirki: ”Bir gün bir yere giderken Aişe (r.a)’ya uğradım ve ona selam verdim. Bir gün gittim baktım ki kuşluk namazını kılıyor ve ” Artık Allah bize lütüf buyurdu ve bizleri o ateşin azabından korudu. (ET-TUR 27) Ayetini okuyor, ağlıyor, dua ediyor ve ayeti tekrar ediyor kalktım nihayet usandım o hâlâ aynı vaziyette, ben bu durumu görünce çarşıya gittim ve kendi kendime ”ihtiyaçlarımı görür sonra geri gelirim” dedim ihtiyaçlarımı gördüm sonra o aynı vaziyette Ayeti tekrarlıyor ağlıyor dua ediyor…

Hatem’El-Esem (R.A)’den namazı hakkında soruldu, buyurdular ki: ” Namaz vakti yaklaşınca güzelce bir abdest alırım, namaz kılacağım yere gelirim kendimi toparlayıncaya kadar otururum sonra namaza kalkarım ve Kâbeyi alnımın arasına Sırat’ı ayağımın altına cenneti sağıma, cehennemi soluma, ölüm meleğini arkama koyarım ve zannederim ki bu benim son namazımdır. Sonra korkuyla ümid arası kalkar iftitah tekbirini alırım, ağır ağır okurum, tevazû ile rükû ederim, huşû ile secde ederim, sol çenedim üzerine otururum, sol ayağımın sırtını yere yayar, sağ ayağımı baş parmak üzerine dikerim sonra ihlaslı olmaya çalışırım sonrada bilemem bu benden kabul olundu mu olunmadı mı?

Namaza istekli olmayı ve sahih bir şekilde onu tamamlamayı haykıran Bekr’El-Müznî’nin vasıyeti şöyledir: ” Namazının sana fayda vermesini istiyorsan de ki (belki de bundan başkasını kılmam)
Namaza bunca itinaya ve titizliğe rağmen Osman b. Ebi Dehriş demiştir ki: ”Hiç bir namaz kılmadım ki ondaki kusurumdan dolayı Allahü Tealâ’ya istiğfarda bulunmamış olayım.”
Kardeşlerim: Allahü Tealâ’nın bazı kavimleri vardır emrolunanlara sarılır, hatadan men edilirler itaat ederler, geceye gelince uyanık ibadetle geçirirler, günah sayfalarını okurlar kırılırlar, sevgilinin kapısını çalıp özür beyan ederler.” İşte ben, o mü’minlere, sabretmelerine karşılık, bugün bu mükâfatı (cenneti) verdim. (EL-MÜMİNÛN/111)
Fakat; namazda huşûa giden yol nicedir, buna yardım eden vesileler nelerdir ?

Namaz kılan kardeşim, birtakım sebepler vardır ki bunları işleyenin namazda huşû ile rızıklanması umulur. Bunlar iki kısımdır:

EVVEL’Â: NAMAZLA İLGİLİ OLMAYAN SEBEPLERDİR Kİ ŞUNLARDIR:

1) Allahü Tealâ’yı, Ulûhiyetinde, Rablığında, isimlerinde ve sıfatlarında tevhid etmektir.
2) Cenabı Hakkın tâzîminde, ihlasında kusur göstermemek, gizli olsun aşikâr olsun onun murakabesi altında olduğunu bilmektedir.
3) Peygamber (s.a.v)’a kayıtsız şartsız uymaktır.
4) Emredilenleri yapmakla ve yasaklananları terketmekle Allah’tan sakınmak.
5) Temiz, helal yemek, haramdan uzak durmak, şüphelilerden kaçınmak.
6) Sana huşû vermesi için Allahü Tealâ’ya dua ve niyazda bulunmak.
7) Huşû edenlerle sohbet etmek ve onlarla birlikte olmaktır.

İKİNCİ OLARAK: NAMAZLA İLGİLİ OLAN SEBEPLERDİR Kİ ŞUNLARDIR:

1) Namaza başlamadan önce kendini toparla, kalbini hazırla.
2) Önünde saf bağlıyacağın Allah’ın azametini hatırlamak.
3) Namazın sevabını tam elde etmek için niyazda bulunmak.
4) Abdesti iyi almak, suyu israf etmemek, ökçeleri kuru bırakmamak.
5) Namaza başlamadan evvel hazırlanmak ”Yemek hazırlanmışken ve küçük büyük abdest sıkıştırmışken namaz olmaz.”(Müslim). Namaz kılınan mekanda hazırlanmış olsun.
6) Cemaatle namaz eda etmede ve ezanla birlikte namaza gitmekte gevşek davranmaktan sakınmaktır.
7) Nafileleri terk etme özellikle vaktin sünnetlerini, vitir namazını, sabah namazını ve gece namazını kıl.
8) Okuduğun ve tekrar ettiğin Ayet ve zikirlerin mânâlarını düşün.
9) Namazda acele etme; Namaz senin nazarında, nasıl olursa olsun eda edeceğin basit bir şey olmasın.
10) Kıpırdanmamak, sağa sola bakmamak ve yasaklanmış olan şeylerle namazda meşgul olmamak, edepli olmaya çalışmak.
11) Namazın ahkâmını adâbına riayet et, namazda gözlerin secde edeceğin yerde olsun. Peygamberimiz (A.S) buyurmuşlardır: ”Benden namaz kıldığımı gördüğünüz gibi namaz kılın.”
12) İmama uy, imam ancak kendisine uyulmak içindir.
13) Dünya meşgalelerinden kalbini boşalt, bütün bunlar içindeki meşgalelerle birlikte Allah nezdinde bir sineğin kanadına denk değildir.
14) Oyun aletleri, resimler, gürültü ve seslerin bulunduğu yerlerde namaz kılmaktan kaçın.
15) Dünyaya veda eden bir kimsenin namazı gibi namaz kıl çünkü tanıdıklarının hepsi farz bir namazdan sonra irtihal ettiler; Senin de onlardan olman kaçınılmaz.

Peygamberimiz (s.a.v) buyurmuşlardır ki: ”Herhangi bir kimse vakit gelen namazları kılar ve abdestini, rükûunu ve huşû güzelce eda ederse, büyük günahları işlemediği takdirde geçmiş günahlara kefaret olur. Bu hüküm bütün sene için böyledir. (Müslim.) Allah bizim amelimizi en doğru en halis yapsın, ecir ve sevabımızı noksansız tastamam versin. Amin..

Ey Allah’ım ! Bizler sana huşû olmayan kalpten, ağlamayan gözden ve kabul olmayan duadan sığınırız; Ey Allah’ım ! Kötülüklerimizden vazgeçir bizi ve ebeveynimizi, ve bütün müslümanları bağışla. Peygamberimiz (s.a.v) üzerine salat-ü selam eyle Amin.

 

Paylaş

Yorumlar