Muharrem ayı ve aşure gününün anlamı faziletleri ve orucu

0

 

Şüphesiz ki Allah’ın kullarına mükafatlarını vermek ve onları lütfundan fazlalaştırmak için günler ve aylar
süren hayır ve bereket mevsimlerini birbiri ardınca onlara bahşetmesi, Allah’ın kulları üzerindeki sayısız nimetlerinden birisidir.Mübarek hac mevsimi biter bitmez, onu kıymetli ay olan Allah’ın Muharrem ayı takip etmiştir. Nitekim Ebu Hureyre’den (r.anha) rivayet olunduğuna göre Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) Muharrem orucu hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Ramazan ayından sonraki en faziletli oruç, Muharrem diye adlandırdığınız Allah’ın ayının orucudur. Farz namazdan sonra en faziletli namaz ise, gece namazıdır.” ( Müslim)

Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, fakat Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.

Aşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Aşura Gününün Allah Azzer ve celle katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Allah Azze ve celle on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), bu ayın şeref ve faziletine delalet etmesi için Muharrem ayını, Allah’ın ayı olarak adlandırmıştır. Zira Allah Teala, yarattıklarından kimisine birtakım özellikler verir, kimisini de diğerinden üstün tutar. Hasan Basri -Allah ona rahmet etsin- Muharrem ayı hakkında şöyle demiştir:

“Allah Teala seneyi, mukaddes bir ay (Muharrem) ile açmış, mukaddes bir ay (Zilhicce) ile
sona erdirmiştir. Dolayısıyla Allah katında yılın içerisinde kudsiyeti Ramazan ayından daha büyük başka bir ay yoktur.”

Bu ayın bir gününde büyük bir olay ve açık bir zafer gerçekleşmiş, hak batıla üstün gelmiştir. Öyle ki
Allah Teala bu günde Musa -aleyhisselam- ile kavmini kurtarmış, Firavun ve kavmini de denizde boğmuştur.

Bugünün fazileti büyük ve kudsiyeti eskidir. Bugün, aşura günü diye adlandırılan Allah’ın ayı Muharrem’in
onuncu günüdür. aşura gününün fazileti ve bugünün orucu: aşura günü ve bugünün orucunun fazileti hakkında Rasul-i Ekem Efendimiz’den (s.a.v) bir çok sabit hadis gelmiştir. Örnek olarak şunları zikredebiliriz:
İbn-i Abbas’tan -Allah ondan ve babasından razı olsun- rivayet olunduğuna göre, kendisine aşura günü
orucu hakkında sorulduğunda o şöyle demiştir:

“Allah Resulü (s.a.v)’i, bu günün yani aşura gününün orucu ile bu ayın yani Ramazan
ayının orucunun dışında, üstün tuttuğu başka bir günün ve başka bir ayın orucunun faziletini ararken
görmedim.” (Buhari ve Müslim)

Daha önce de zikrettiğimiz gibi aşura gününün fazileti büyük ve kudsiyeti eskidir. Musa -aleyhisselam-,
faziletinden dolayı bugün oruç tutardı. Sadece bu değil, hatta ehli kitab bile bugün oruç tutardı. Aynı şekilde Kureyş de cahiliye devrinde bugün oruç tutardı. Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke’de iken aşura günü oruç tutar, fakat insanlara tutmalarını emretmezdi. Medine’ye geldiğinde ehli kitabın bugün oruç tuttuklarını ve bu güne tazim gösterdiklerini görünce, aksi emrolunmadığı sürece ehli kitaba mutabık kalmayı severdi bugün oruç tutmuş ve ashabına da tutmalarını emretmiştir. Bugünün orucuyla ilgili emir pekişmiş ve bu oruca teşvik edilmiş ki sahabe  çocuklarına bile bugün oruç tuttururlardı.

İbn-i Abbas’tan (r.anha) rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

“Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiğinde Yahudileri aşura günü oruç tutarlarken buldu. Allah Resulü (s.a.v) onlara:
-Bugün tuttuğunuz oruç nedir? diye sordu.
Onlar:
-Bugün Allah’ın, Musa ve kavmini Firavun’dan kurtardığı, Firavun ve kavmini (denizde) boğduğu
büyük bir gündür. Musa, Allah’a şükrün bir ifadesi olarak bugün oruç tuttuğu için, biz de oruç tutuyoruz,
dediler.
Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v)  şöyle buyurdu:
-Biz Musa’ya, sizden daha hak sahibi ve layıkız.

Allah Resulü (s.a.v)  bugün oruç tuttu ve (ümmetine de) bugünde oruç tutmayı emretti.” (Buhari ve Müslim)

İbn-i Kayyim (r.anha)  bu konuda şöyle demiştir:

“Aşura günü orucunun dereceleri üç şekildedir:

Birincisi: En mükemmeli; bir gün öncesi ve bir gün sonrası ile birlikte (yani 9, 10 ve 11. günlerin birlikte)
tutulmasıdır.

İkincisi: 9 ve 10. günlerin tutulmasıdır. Hadislerin çoğu buna delalet etmiştir.

Üçüncüsü: Sadece 10. günün tutulmasıdır.

Bu konuda en ihtiyatlı olan; aşura günü orucunu idrak edebilmek için 9., 10. ve 11. günleri birlikte
tutmaktır.

Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Allah Aze ve celle on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:

1. Allah, Hz. Musa’ya (aleyhisselam) Aşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

2. Hz. Nuh (aleyhisselam) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.

3. Hz. Yunus (aleyhisselam) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.

4. Hz. Âdem’in (aleyhisselam) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.

5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.

6. Hz. İsa (aleyhisselam) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

7. Hz. Davud’un (aleyhisselam) tevbesi o gün kabul edilmiştir.

8. Hz. İbrahim’in (aleyhisselam) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.

9. Hz. Yakub’un (aleyhisselam), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

10. Hz. Eyyûb (aleyhisselam) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur. (2)

Paylaş

Yorumlar