Kuran okumanın fazileti ile ilgili hadisler

0

Kur’an-ı Kerim okumanın fazileti nedir? Kur’an-ı Kerim okumanın insan üzerinde ki maddi ve manevi etkileri nelerdir? Kur’an-ı Kerim okumanın fazileti ile ilgili hadis-i şerifler

Kur’an şefaat edecektir

Ebu Ümame radıyallahu anh, ben Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’i:

“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir. (Müslim, Müsafirin 252.)

Kur’an okumanın sevabı

İbni Mes’ud radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ şöyle buyurdu: “Kim Kur’an-ı Kerim’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lam mim bir harftir demiyorum; bilakis elif bir harftir, lam bir harftir, mim de bir harftir.” (Tirmizi, Fezailü’l-Kur’an 16)

Kur’an sureleri birbiryle yarışırlar

Nevvas İbni Sem’an radıyallahu anh şöyle dedi: Ben Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’i: “Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve al-i İmran sureleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim. (Müslim, Müsafirin 253)

En hayırlınız Kur’an öğrenen ve öğretendir

Osman İbni Affan (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 21)

Kur’anı kekeleyerek zorla okumanın sevabı

Aişe (r. anha)’dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ şöyle buyurdu: “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkar meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır. (Buhari, Tevhid 52)

Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir

Ebu Musa el-Eş’ari (r.anha) den rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ şöyle buyurdu: “Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münafık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münafık Ebu Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhari, Et’ime 30 Fezailü’l-Kur’an 17, Tevhid 36)

Allah (c.c) Kur’an ile yükseltir

Ömer İbni Hattab (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’şöyle buyurdu: “Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsafirin 269)

Gıpta edilecek iki kişiden biri de Kur’an ile meşgul olandır

İbni Ömer (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhari, İlm 15, Zekat 5, Ahkam 3, Temenni 5, İ’tisam 13, Tevhid 45)

Kur’an huzur verir

Bera İbni azib (r.anha) şöyle dedi: Bir adam Kehf suresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz: “O sekinedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu. (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 11)

Kur’an okunmayan ev harabedir

İbni Abbas (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizi, Fazailü’l-Kur’an 18)

Oku ve yüksel

Abdullah İbni Amr İbni as (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ şöyle buyurdu: “Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertil ile okuduğun gibi burada da tertil ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun ayetin son noktasındadır.” (Ebu Davud, Vitr 20)

Ezberlediğiniz sureleri unutmayın

Ebu Musa  (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ şöyle buyurdu: “Şu Kur’an’ı hafızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Kur’an’ın hafızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.” (Buhari, Fazailü’l-Kur’an 23)

Kur’an ilgisiz kalmaz

İbni Ömer radıyallahu anhüma’dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ şöyle buyurdu: “Kur’an hafızı, bağlı devenin sahibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.” (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 23)

Kur’an güzel okumak

Ebu Hüreyre (r.anha), Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’i: “Allah, güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı teganni ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir. (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 19; Tevhid 32)

Davudi sesli Sahabe

Ebu Musa el-Eş’ari (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) ona şöyle buyurdu: “Şüphesiz Davud’a verilen güzel seslerden bir nağme de sana verilmiştir.”(Buhari, Fezailü’l-Kur’an 31)

Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizden daha güzel okuyan biri yoktur

Bera İbni azib (r.anha) şöyle dedi: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’i yatsı namazında “Ve’t-tini ve’z-zeytuni” suresini okurken dinledim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim. (Buhari, Ezan 102)

Kur’an’ı teganni ile oku

Ebu Lübabe Beşir İbni Abdülmünzir (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)şöyle buyurdu: “Kur’an’ı teganni ile okumayan kimse bizden değildir.” (Ebu Davud, Vitr 20)

Peygamberimizin bana Kur’an oku dediği Sahabe

Abdullah İbni Mes’ud (r.anha) der ki: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) : – ”Bana Kur’an oku” buyurdu. –Ya Resulallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim. – ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisa suresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” [ayet 41]anlamındaki ayete gelince: – ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu. (Buhari, Tefsiru sure(4), 9; Fezailü’l-Kur’an 33, 35)

Kuran’ı tercih ediniz

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), Tebük Seferi’ne çıkarken Neccaroğulları’nın bayrağını Umare bin Hazm’a vermişti. Daha sonra Zeyd bin Sabit’i görünce, bayrağı Umare’den alıp ona verdi. Umare -radıyallahu anh-: “–Ya Rasulallah! Bana kızdınız mı?” diye sorunca Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) : “–Hayır! Vallahi kızmadım! Fakat, siz de Kur’an’ı tercih ediniz! Zeyd, Kur’an’ı senden daha çok ezberlemiştir! Burnu kesik zenci köle bile olsa, Kur’an’ı daha çok ezberlemiş olan kimse başkalarına tercih edilir!” buyurdu. Evs ve Hazrec kabilelerine de, bayraklarını Kur’an’ı daha çok ezberlemiş olan kimselere taşıtmalarını emretti. Bunun üzerine Avfoğulları’nın bayrağını Ebu Zeyd, Beni Selime’nin bayrağını da Muaz -radıyallahu anh- taşıdı. (Vakıdi, III, 1003)

Hiçbir peygambere verilmeyen iki nur

İbni Abbas (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, bir keresinde Cebrail aleyhisselam Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturmakta iken,Hz. Muhammed (s.a.v) yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrail: – Bu, şimdiye kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine Cebrail: – Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selam verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi: – Müjde! Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri Fatiha suresi, diğeri Bakara suresi’nin son ayetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir. (Müslim, Müsafirin 254)

Kur’an okunan evi rahmet kaplar

Ebu Hüreyre (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekinet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teala da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.” (Müslim, Zikr 38)

Kur’ana sımsıkı sarılın

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emanet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allah’ın Kitabı’dır! Kur’an, semadan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emanet de ailem, Ehl-i Beyt’imdir. Kur’an ve Ehl-i Beyt’im cennette Havuz’un başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muamelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin!” (Tirmizi, Menakıb, 31/3788)

Huzur-i kalb ile Kur’an oku

Hadis-i şerifte buyrulur: “Sizden birisi Rabbi ile münacat ve mükalemeyi (O’na yalvarıp O’nunla konuşmayı) severse huzur-i kalb ile Kur’an okusun.” (Suyuti, I, 13/360)

Kur’an oku ve onunla amel et

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim Kur’an-ı Kerim’i okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü ebeveynine bir tac giydirilir. Bu tacın ışığı, güneş dünyadaki bir eve konulduğunda onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’an-ı Kerim ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebu Davud, Vitr, 14/1453)

Ticaretten daha karlı şey

Ebu Ümame (r.anha) da şöyle anlatıyor: Birisi Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’ geldi ve: “–Ya Rasulallah! Falan oğullarının hisselerini alıp sattım, şöyle şöyle kar elde ettim.” dedi. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-: “–Sana bundan daha karlı bir şeyi haber vereyim mi?” dedi. Adam: “–Öyle bir şey var mı?” diye sordu. Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’: “–Kur’an’dan on ayet öğrenen bir kimse senden daha kazançlıdır!” buyurdu. Bunun üzerine adam gitti ve hemen on ayet öğrenip geldi ve bunu Rasulullah’a bildirdi. (Heysemi, VII, 165)

Kur’an, Al­lah’ın zi­ya­fe­ti­dir

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)  şöyle buyurmuştu: “Her zi­ya­fet çe­ken, zi­ya­fe­ti­ne (in­san­la­rın) gel­me­si­ni is­ter ve bun­dan mem­nun olur. Kur’an da Al­lah’ın zi­ya­fe­ti­dir. On­dan uzak dur­ma­yı­nız.” (Da­ri­mi, Fe­za­ilü’l-Kur’an, 1)

Kur’an ehli kimdir?

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v): “−Şüphesiz insanlardan Allah’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashab-ı kiram: “−Ey Allah’ın Rasulü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “−Onlar, Kur’an ehli, Allah ehli ve Allah’ın has kullarıdır!” (İbn-i Mace, Mukaddime, 16)

Kur’an bilenlerin önceliği

Uhud Harbi sonunda ashab-ı kiram: “−Ya Rasulallah! Şehidlerimiz pek çok. Bize ne yapmamızı emir buyurursunuz?” diye sordular. Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v): “−Derin ve geniş kabirler kazınız, her kabre ikişer, üçer koyunuz!” buyurdu. Ashab: “−Önce hangilerini koyalım?” diye sorunca Hazret-i Peygamber -aleyhissalatü vesselam-: “−En çok Kur’an bileni önce koyunuz!” buyurdu. (Nesai, Cenaiz, 86, 87, 90, 91)

Kur’an’ı yaşayana cennet vardır

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) : “Kim Kur’an’ı okur, onu güzelce ezberler, helalini helal, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allah bu sayede o kimseyi cennetine koyar. ailesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizi, Fedailü’l-Kur’an, 13/2905; Ahmed, I, 148)

Kur’an oku­yu­nuz

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), birgün Kur’an aşıklarından Übey bin Ka’b (r.aha) hitaben: “–Allah Azze ve celle, «lem yekünillezine keferu» suresini sana okumamı emir buyurdu.” dedi. Übey bin Ka’b -radıyallahu anh-: “–Allah Teala benim ismimi zikretti mi?” dedi. Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v): “–Evet!” buyurdu. Übey bin Ka’b, bu ikram-ı ilahi karşısında çok duygulandı ve içli içli ağladı. (Buhari, Menakıbu’l-Ensar, 16, Tefsir, 98/1, 3; Müslim, Müsafirin, 246)

Kur’an bu­lu­nan bir kal­be azabedilmez

Hadis-i şerifte buyrulur: “Kur’an oku­yu­nuz… Çün­kü Al­lah, için­de Kur’an bu­lu­nan bir kal­be azab et­mez…” (Da­ri­mi, Fe­za­ilü’l-Kur’an, 1)

Ümmetin en şereflileri

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) buyrulur: “Ümmetimin en şereflileri, Kur’an-ı Kerim’i ezberleyen hafızlar ve gecelerini ihya edenlerdir.” (Suyuti, I, 36/1063)

Kur’an bir zenginliktir

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kur’an bir zenginliktir ki ondan sonra fakirlik olmaz (yani ona sahip olan en muazzam bir hazineye sahip olmuştur) ve ondan başka zenginlik de yoktur (yani o ilahi hazine hiçbir maddi zenginlikle kıyas edilemez).” (Heysemi, VII, 158)

Kur’an Kerim okumak Allah Teala’yı zikirdir

Bir hadis-i kudside Allah Azze ve celle: “Kur’an-ı Kerim okumak ve Ben’im zikrim, her kimi, Ben’den bir şey istemekten meşgul eder, geri bırakırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.” buyurmaktadır. (Tirmizi, Fedailu’l-Kur’an, 25/2926)

Şifa Kur’an’dadır

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) buyurmuşlardır: “Devanın en hayırlısı Kur’an’dır.” (İbn-i Mace, Tıb, 28)

Allah Azze ve celle Kur’an okuyanı dinler

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah, geceleyin iki rekat namaz kılan (ve Kur’an okuyan) bir kulu dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemez. Allah’ın rahmeti, namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, Kur’an’la hemhal oldukları andaki kadar hiçbir zaman Allah’a yaklaşmış olamazlar.” (Tirmizi, Fedailu’l-Kur’an, 17/2911)

Kur’an yeryüzünde nur, gökyüzünde azıktır

Ebu Zerr (r. anha) : “−Ya Rasulallah! Bana nasihatte bulun!” dediğinde alemlerin Efendisi: “−Kur’an okumaya ve Allah’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’an yeryüzünde senin için bir nur, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibban, II, 78)

Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’an kıraati… Çünkü hamele-i Kur’an (yani Kur’an hafızları) hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde peygamberler ve asfiya (yani safaya ermiş olan Allah dostları) ile birlikte Arş’ın gölgesindedir.” (Münavi, I, 226)

Kur’anı küçük yaşlarda öğrenmek

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) : “Kim Kur’an’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’an onun etine ve kanına işler (Yani Kur’an’ın feyziyle nurlanır.)” (Ali el-Müttaki, I, 532)

Kuran Okuyanın Kıyamette Durumu

Rasulullah Efendimiz (s.a.v) Kur’an ehline ve ailesine şu güzel müjdeleri vermişlerdir:

“Kıyamet günü kabir yarılıp Kur’an’ı okuyan kişi dışarı çıktığında, Kur’an onu rengi solmuş bir adam gibi karşılar. «Beni tanıyor musun?» diye sorar.

Mü’min «Tanıyamadım» der.

O şahıs, «Ben öğle sıcağında seni susuz, gece uykusuz bırakan arkadaşın Kur’an’ım. Her tüccar ticaretinin peşindedir. Sen ise bugün her ticaretin peşinde olacaksın!» der. Hemen sağ eline saltanat, sol eline ebediyet verilir, başına vakar tacı konur, anne-babasına hulleler giydirilir ki dünya ehli onlara kıymet biçemez veya bunlar dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.

Onlar, «Bu değerli elbiseler bize niçin giydirildi?» diye sorarlar. «Çocuğunuzun Kur’an’ı eline alması sebebiyle» denir.

Sonra Kur’an okuyan kişiye, «Oku ve cennetin dereceleri ve odaları arasında yüksel!» denir. O, ister hızlı, ister tertil üzere olsun okumaya devam ettiği müddetçe yükselmeye devam eder.” (Ahmed, 5: 348; Darimi, Fedailü’l-Kur’an, 15; Abdürrazzak, Musannef, 3: 373; İbn Ebi Şeybe, Musannef, 6: 129)

BAZI SURELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER

Fatiha Suresi’nin fazileti

Ebu Said Rafi‘ İbni Mualla (r. anh)şöyle dedi: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) bana: – ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sureyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben: –Ya Resulallah! Bana Kur’an’daki en büyük sureyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine: – ”Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin’dir. O seb’ul-mesanidir; bana verilen Kur’an-ı Azimdir” buyurdular. (Buhari, Tefsir 1; Fezailü’l-Kur’an 9)

İhlas Suresi’nin fazileti

Ebu Said el-Hudri (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) “Kul hüvallahü ahad” suresi hakkında şöyle buyurdu: “Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sure Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 13)

Kur’an’ın üçte biri

Bir başka rivayete göre: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) ashabına şöyle buyurdu: “Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan aciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve: –Buna hangimizin gücü yeter ki, ya Resulallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 13) Ebu Said el-Hudri (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) : “Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sure Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 13)

Felak ve Nas Sureleri’nin fazileti

Ukbe İbni amir (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu gece indirilen ayetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul euzü birabbi’l-felak ve kul euzü birabbi’n-nas.” (Müslim, Müsafirin 264) Ebu Said el-Hudri (r.anha) şöyle dedi: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul euzü birabbi’l-felak ve kul euzü birabbi’n-nas) nazil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizi, Tıb 16)

Tebareke Suresi’nin fazileti

Ebu Hüreyre (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sure bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sure: Tebarekellezi biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebu Davud, Salat 327)

Amenerrasülü’nün fazileti

Ebu Mes’ud el-Bedri (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bakara suresinin sonundan iki ayeti geceleyin okuyan kimseye bunlar yeter.” (Buhari, Fezailü’l-Kur’an 10, 27, 34)

Bakara Suresi’nin fazileti

Ebu Hüreyre (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara suresi okunan evden kaçar.” (Müslim, Müsafirin 212)

Ayetel Kürsi’nin fazileti

Übey İbni Ka’b (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v) : “Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan ayetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben: –Allahü la ilahe illa hüve’l-hayyu’l-kayyum, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve: – “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsafirin 258)

Ayetü’l-Kürsi tüm kötülüklerden korur

Ebu Hüreyre (r.anha) şöyle dedi: Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v) beni ramazan zekatı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve: – Vallahi seni Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v)’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam: – Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v): – “Ya Eba Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de: – Ya Resulallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resul-i Ekrem: – “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v)’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine: – Seni Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v)’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam: – Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v) bana: – “Ya Eba Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de: – Ya Resulallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz: – “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve: – Seni mutlaka Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v)’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana: – Beni bırak! Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben: – O kelimeler nelerdir? dedim. O: – Yatağına girdiğinde ayetü’l-kürsi’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v) bana: – “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de: –Ya Resulallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz: – “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana: –Yatağına girdiğin zaman ayetü’l-kürsi’yi, “Allahü la ilahe illa hüve’l-hayyü’l-kayyum” ayetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: – “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebu Hüreyre?” dedi. Ben: – Hayır, bilmiyorum, dedim. Resul-i Ekrem: – “O şeytandır” buyurdular. (Buhari, Vekalet 10, Fezailü’l-Kur’an 10, Bed’ü’l-halk 11)

Kehf Suresi’nin fazileti

Ebü’d-Derda (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kehf suresi’nin başından on ayet ezberleyen kimse deccalden korunmuş olur.”

Bir rivayette: “Kehf suresi’nin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsafirin, 257)

Paylaş

Yorumlar