Kuran-ı Kerim’de çekirge istilası! Çekirge İstilası Kuran-ı Kerim’de hangi surede yer alıyor?

0

Çekirge İstikalası Kuran-ı Kerimde Araf suresinin 133. ayeti kerimelerinde geçiyor.

Kur’an-ı Kerim’de daha önce (130. ayette), kuraklık sıkıntısından söz edilmişti. Anlaşıldığına göre bu bir ilk uyarıydı. Ne var ki Firavun ve çevresi, bundan ders alacakları yerde, inkar ve inatlarını daha da pekiştirdiler; bu uğurda bütün sıkıntılara katlanmaya hazır olduklarını açıklayarak adeta Allah Azze ve celle’ye karşı meydan okudular. Allah Azze ve celle de onları 133. ayette özetle bildirilen felaketlere maruz bıraktı.

A’râf Sûresi 133. Ayet

فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلْجَرَادَ وَٱلْقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتٍ مُّفَصَّلَٰتٍ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ

Fe erselnâ aleyhimut tûfâne vel cerâde vel kummele ved dafâdia ved deme âyâtin mufassalâtin festekberû ve kânû kavmen mucrimîn(mucrimîne).

 

A’râf Sûresi 133. Ayet Meali

Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı mûcizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan felaketlerini gönderdik. Yine de iman etmeyi kibirlerine yediremediler ve daima günah işlemekle meşgul inkarcı bir toplum olarak kaldılar.

A’râf Sûresi 133. Ayet Tefsiri

Kıtlık ve açlık Firavun hanedanının başına gelen ilk musibetti. Fakat bundan lazım gelen ibreti alamadılar. İsyan ve taşkınlıklarına devam ettiler. Allah’a ve peygamberine meydan okuyacak kadar ileri gittiler. Hz. Mûsa’yı sihirbazlıkla itham edip, gözlerini boyamak için ne tür bir mûcize, bir işaret getirirse getirsin, ona asla inanmayacaklarını söylediler. Bu sebeple 133. ayette beyan edilen musibetler, Allah’ın birer kudret nişanesi, varlığının apaçık delilleri olarak onların üzerine peş peşe gelmeye başladı:

اَلطُّوفَانُ (tufan): Bir hafta aralıksız devam eden şiddetli bir yağmur yağdı, Nil nehri taştı ve büyük bir sel tufanı meydana geldi. Bu tufan Mısır halkının evlerini basıp hepsini tahrip etti. Fakat İsrailoğullarına bir zararı olmadı.

اَلْجَرَادُ (cerad): Çekirgeler demektir. Bunlar, bütün yeşil ürünleri yiyip bitirir, araziyi kısa sürede çırılçıplak hale getirirler. Anlaşılan o ki, bu çekirgeler, tufandan sonra biten kuvvetli ve gür ekinleri yiyip bitirmişlerdir.

اَلْقُمَّلُ (kummel): Bit, pire ve güve gibi çeşitli cinsteki küçük böceklerdir. Bunlar Firavun kavminin hem bedenlerine hem ürünlerine Musallat olmuşlar, onları son derece sıkıntıya sokmuşlardır.

اَلضَّفَادِعُ (dafadi‘): Kurbağalar demektir. Her tarafı kurbağalar doldurmuş, adeta başlarına kurbağa yağmıştır.

اَلدَّمُ (dem): Kan demektir. İçecekleri bütün sular ve Nil nehri kan olarak akmaya başlamıştır.

Onlar, çeşitli isyan ve günaha teşebbüs ettikçe, Allah da onlara çeşitli cezalar vermiştir. Bir türlü günahlardan kurtulup temizlenmeye yönelememişlerdir. Esasında onlar, kalp cihetiyle, hakikatin delillerini görmekten uzaklaştırılmak suretiyle cezalandırılmışlardır. Bu ise, zahirlerine dokunan pek çok felaketten daha büyük bir beladır.

Gelen bu musibetler karşısında inkarcı halkın sergilediği tavır pek gülünçtür:

Paylaş

Yorumlar