Kıyametin Küçük ve Büyük Alametleri Ayet ve Hadislerle

0

Kıyamet kelimesi “kalkmak, dikilip ayakta durmak” anlamında giren, “dirilip mezarından kalkma, Allah’ın huzurunda durma” yada “bu olayın başlangıcını teşkil eden değişikliğin vuku bulması” manasında dır.
Dini bir terim olarak kıyâmet; Cenab-ı  Allah’ın ezelde takdir ettiği zaman gelince, dünyadaki tüm
canlıların ölmeleri, sonra bütün ölülerin Cenab-ı Mevla  tarafından diriltilmeleri, mahşer  meydanında  toplanmaları, hesaba çekilmeleri ve dünyadaki  yaptığı işlerinin karşılıklarının vermesi demektir.
Kuran-ı Kerim  kıyamet kelimesine çok yakın bir muhtevada kullanılan âhiret -beş yerdeki farklı
kullanılışı hariç- 110 yerde geçmekte, yirmi altı âyette “el-yevmü’l-âhir” terkibiyle yer bulur.
Dinimizin  temel esaslarından biri olan kıyamet veya âhiret konusu sayısı yüzleri aşan
âyetlerde ve müstakil sürelerde ele alınmıştır.

Kuranda zaman zarfı olan “yevme”, “yevmeizin” kelimeleriyle oluşup kıyâmeti tasvir eden
ayetlerin sayısı 400’e yakın vardır.  Bunların yetmişi “yevmü’l-kıyâme” şeklindedir.
Kıyamet kopması, İsrafil (as) tarafından  Sür’a üflemesiyle kopacaktır. Sür’a ikinci defa üflenince de, ruhlar cesetlerine dönerek diriliş meydana gelecektir.

 

 Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor

“Sür‘a üflenince, Allah´ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!” ( Zümer, 39/68 )

 

 

 İki Türlü Kıyamet vardır
İki farklı  kıyâmet vardır. Bunlar küçük ve büyük denir. Küçük kıyâmet ölümdür. Büyük kıyâmet ise İsrafil (as)’ın ilk sür’a üfürmesiyle kopacak olan kıyamettir.

Her insanın kıyameti kendi ölümüyledir. Ölüm, insan hayatının en önemli olayıdır. Kulluk ve
imtihan için yaratılmış olan insanoğlunun imtihan sürecinin sona ermesi ölümle son bulur.
İnsanoğlu dünya hayatında yaşadıklarının ve yaptıklarının karşılığını  ahirette görmeye başlar. Ölüm, gerçekleri görmek üzere, imtihan uykusundan gerçeğe uyanıştır.
Ölüm; bir yok oluş değil, geciçi hayattan sonsuz hayata geçiş kapısıdır. Ömür, ebedi  hayatın kazanılması için verilen bir mühlettir.

 

Kıyametin ne zaman kopacağını Cenab-ı Allah’tan kimse bilemez.  Kuranda  kırk yerde geçen “sâat”
kelimesiyle anlatılan kıyametin kopuşunun yakın olduğu, ansızın geleceği ve alâmetlerinin
belirdiği ifade edilmektedir.

Ayetti kerimede  şöyle buyurulur:

“Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!”(Muhammed, 47/18) 

 

 

Küçük Kıyamet Alemetleri 
Kıyametin küçük alâmetleri, gerçekleşmesi büyük alâmetlerden daha önce olan ve genellikle
insanların irade ve istekleriyle yaptıkları işlerdir. Bunları şöyledir.

1. Hz. Muhammed (sav)’in peygamber olarak gönderilmesi ve peygamberliğin onunla sona
ermesi.
Peygamberimizin  (sav): “Kıyamet günü ile ben şöyle gönderildim.” buyurmuş ve şehâdet parmağı ile orta parmağını işaret etmiştir.(9 Buhârî, Tefsir Sure 79; Talâk, 25, Rikâk 39; Müslim, Fiten 22, Tirmîzi, Fiten 39 )
2. İslami ilimlerin gerilemesi, bilgisizliğin artması,
3. Açıkça içki içilip, zina edilmesi10
4. Adâlet ve ehliyetin kalkması.

Hz. Peygamberimiz (sav):v “İş ehil olmayana verilince Kıyâmeti bekle.” buyurmuştur. (11 Sahih-i Buhârî ve Tecrîd-i Sarih Tercemesi – C.1, Sh.67, Hd.No: 54 )
5. Helâl ve harama dikkat edilmemesi,

6. Ana-babaya isyanın artması,
7. İnsanlara hürmet ve merhametin azalması,
8. Ölçü ve tartıda hilenin yaygınlaşması,
9. Kumar, fal ve oyun âletlerinin yaygınlaşması,
10. İsrafın artması, dünya malına çok değer verilmesi, malın artmas  âhiretin unutulması.11. Müslümanlardan iki grubun birbiriyle savaşması
12. Adam öldürme olaylarının artması.

 Kıyametin Büyük Alemetleri
Bu alametler, insanların irade ve isteklerinin dışında meydana gelecek olan ve kıyametin
kopmasına çok yakın bir zamanda meydana gelecek olan alâmetlerdir. Bunlar on tane ve şöyledir.

Hz. Muhammed (sav) bu konuyla alakalı  şöyle buyurmuştur: Kıyâmet, on alamet görülmedikçe kopmaz: Duman, Deccal, Dabbetül-Arz, Güneşin batıdan doğması, İsâ’nın yeryüzüne inmesi, Ye’cücMe’cüc, doğuda bir, batıda bir, Arap yarımadasında bir (toprak) batışı olmak üzere üç batış. Bunların sonuncusu ise insanları mahşere sürecek olan ateşin çıkmasıdır.”(Müslim, Fiten 39 )

 

( Kıyâme, 75/1-15) “Kıyamet gününe yemin ederim. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz). İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağı-mızı mı sanır? Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister. «Kıyamet günü ne zamanmış?» diye sorar. İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman! İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman! İşte, göz kamaştığı, ay
tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman! O gün insan, «Kaçacak yer neresi!»
diyecektir. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece
Rabbinin huzurudur. O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. Artık
insan, kendi kendinin şahididir. İsterse özürlerini sayıp döksün.”

 

Paylaş

Yorumlar