KAFİRUN SURESİ OKUNUŞU ANLAMI VE TEFSİRİ

0

Kafirun suresinin meali ve Arapça yazılışı, Kafirun suresi hakkında bilgiler.

EL – KAFİRUN SURESİ

Bu mübarek sure, «El-Maun» suresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Altı ayet-i kerimeyi havidir. Kafirlere bir ihtar-ı mutazammın olduğu için kendisine bu unvan verilmiştir. Maamafih buna (El-Münabeze) yani: Muharebe ve «Mukaş Kişe» yani: Uyuz ve çiçek gibi illetlerden iyileştirici suresi unvanı da verilmiştir. Kevser suresinde Resul-i Ekrem’in Cenab-1 Hak’ka ibadetle mükellef ve uluvv-i şanı haiz olduğu gösterilmişti. Bu sürede de o Peygamber-i Zişan’ın Hak Teala’ya ibadet edip kafirlerin ibadet etmedikleri bildirildiği cihetle bu iki sure arasında mühim bir merbutiyet vardır.

Kafirun Suresi Arapça Okunuşu

 

Kafirun Suresinin Türkçe Yazılışı ve Okunuşu

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

1- Gul yâ eyyuhe’l-kâfirûn.

2- Lâ a’budu mâ ta’budûn.

3- Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud.

4- Velâ ene âbidun mâ abettum.

5- Velâ entum âbidûne mâ a’bud.

6- Lekum dînukum veliye dîn.

 

Kafirun Suresinin Anlamı

-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1- De ki: Ey kâfirler.

2- Ben sizin taptıklarınıza tapmam.

3- Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.

4- Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

5- Siz de benim ibadet ettiğime, ibadet edecek değilsiniz.

6- Sizin dininiz size, benim dinim bana.

Kafirun Suresinin Tefsiri

(1) : Bu mübarek sure, din-i islam’ın edyan-i saireden müteberri olduğunu gösteriyor. Din-i ilahinin başkalarına bir ihtiyacı bulunmadığını bildiriyor. Resul-i Ekrem’in himaye-i ilahiye’de olup başkalarından müstağni bulunduğuna şöylece işaret buyurmaktadır. Ey vahdaniyet-i ilahiye’yi beşeriyete telkine memur olan Peygamber-i Alişan!. O küfrlerinde israr edip duran müsriklere (Deki: Ey kafirler!.) ey hakiki dinden mahrum olan münkirler!!

«Vakia Resul-i Ekrem, Sallallah-ü Aleyhi Vesellem, insanlara karsı her hususta rıfkile, mülayemetle muamelede bulunmakla memur idi, daima vechi hasen üzere hitabede, mübahesede, mücadelede bulunurdu. Şimdi bir takım müşriklere karşı: Ey kafirler!. diye hitap etmesi, mahza bir emr-i ilahivel musteniddir. Çünkü: O muhatepler, küfrlerinde müsir kimseler idi, Peygamberi Zişan’ı bile kendi batıl dinlerine sevk etmek istemişlerdi, binaenaleyh onları böyle bir hitap ile reddetmek, bir muktezay-i hikmet bulunmuştu.

Evet.. Bu süre-i mübarek-enin esbab-ı nüzulü tefsirlerde şöyle gösteriliyor: Mekke-i Mükerreme’deki müşriklerden «Velid Binil’Mugayre> As Bin-i Vail, Esvet Bin-i Abdülmuttalib, Ummiyve Bin-i Half: Kureyş taifesinin ileri gelenlerinden idi. Bir gün bir cemaatle Resul-i Ekrem’in yanına geldiler, «Ya Muhammed!. Sen bu davadan vazgeç, biz sana istediğin kadar mal verelim, seni kendimize reis yapalım, eğer buna razı olmaz isen seninle bir özleşelim: Şöyle ki: Sen gel bizim dinimize tabi ol, biz de senin dinine tabi olalım, seni kendi işlerimize ortak yapalım, sen bizim putlarınıza bir sene ibadet et, biz de senin Allah’ına bir sene ibadet edelim, eğer senin getirdiğin bir hayr ise biz de onda sana ortak olmuş oluruz. Ondan nasib almış bulunuruz ve eğer bizim elimizde olan hayr ise sen de bizim işimize iştirak etmiş, ondan bir nasib almış bulunursun diye teklif yapmış oldular.

Peygamber-i Alişan Efendimiz ise.. «Maazallah! Ben Allah-ü Teala’ya başkasını şerik ittihaz eder miyim?. Allah-ü Teala’dan başka Haalık, ibadete layık bir şey yoktur.» diyerek o müşrikleri reddetti. İşte bu vak’a üzerine bu sure-i celile nazil oldu. Resul-i Ekrem Hazretleri de Mescid-i Haram’a gidip bunu nasa karşı okudu, artık o kafirler, ümitlerini kesmiş bulundular.

(2) : Peygamber-i Zişan Hazretleri o kafirlere şöyle hitap ile memur olmuştu: Ey kafirler!. (Ben) Atiyen (sizin ibadet ettiğinize ibadet etmem.) vahdaniyet-i ilahiye’yi terkederek sizin şirkinize iştirak edecek değilim, çünkü, Sizin taptığınız şeyler, sıfat-ı mabudiyeti haiz değildirler. Onlar ibadete asla müstahik olamazlar. Onlar bir kısım mahlukattan ibarettirler, hepsi de muhtaç, fenaya maruzdurlar. Bir Haalık-ı Azim’in birer eser-i hilkatinden başka bir şey değildirler, onlara nasıl ibadet edilebilir?.

(3) : (Siz de) Ey küfr ve şirk içinde yaşayanlar!. (benim ibadet ettiğime ibadet ediciler değilsinizdir.) Siz, batıl tanrılara ibadet ediyorsunuz. Yalnız mabud-i Azimüşsan’a ibadet edecek kimseler bulunmuyorsunuz.

(4) : (Ve ben) İstikbalde olduğu gibi halen de (sizin taptığınıza tapıcı değilim.) ben daima serik ve nazirden münezzeh olan bir mabud-i kadim’e kullukta bulunurum, ondan başkasına ibadette bulunmam. Çünki, ondan başkası asla üluhiyyet, mabudiyyet sıfatını haiz değildir.

(5) : (Siz de) Ey küfrlerinde ısrar edip duranlar!. (benim taptığıma tapıcılar değilsinizdir.) Siz hiç bir vakit vahdaniyet-i ilahiye akidesini kabul ederek seref-i İslamiyete nail olamayacaksınız dır. Ben yalnız Allah-ü Teala’ya kemal-i hulus ile ibadet etmekteyim, sizin ibadetleriniz ise haddizatında makbul bir ibadet değildir. Sizin ibadetleriniz, şirk ile karışıktır. Gaflet ve cehalete mükarindir, emr-i ilahiye muhaliftir.

(6) : Artık ey müşrikler!. (Sizin dininiz sizin içindir.) Öyle küfr ve şirke mükarin olan ve haddizatında bir din-i ilahi mahiyetinde bulunmayan sizin dininiz, size mahsustur, onun cezası size müteveccihtir. (Benim dinim de benim içindir.) Tevhid-i ilahi esasına müstenid ve her veçhile hakkiyeti, ulviyeti haiz olan din-i islam da benim dinimdir. Onun mükafatı da bana aittir.

Bir tevcihe göre bu ayetteki «dinden mürad, cezadır. Mücazat ve mükafattır. Buyrulmuş oluyor ki: Ey münkirler!. Sizin cezanız size aittir. Artık siz bu akıbeti düşünün, çünkü, küfrile ahirete gidenler, ebedi surette muazzep olacaklardır. Ehl-i İslam da ahirette ebedi mükafatlara nail olacaklardır. Bazı zatlara göre bu beyan-ı ilahi, cihad ile emrolunmadan mukaddemdir.

Bilahara nesh olunmuştur. Fakat muhakkik zatların ifadelerine nazaran bunda bir nesh yoktur. Bu muhkem bir süredir. Bunda küfre bir izin ve cihattan bir men’i yoktur. Bu beyan-ı ilahi kafirlerin hakkında bir tehdidi mutazammındır.

Ve onlara karşı bir meydan okumak mahiyetindedir. Nesh ise hilaf-ı  zahirdir. Bir zaruret bulunmadıkça nesh cihetine gidilemez. (Tefsiri Kebir Siracül’Münir, Tefsir-i Alusi, Tefsirül’meraği.)

 

 

Paylaş

Yorumlar