İnsanın İradesi ve Kader

0

İNSANIN İRADESİ

Allah yarattıklarının içinde en güzel ve en mükemmel olarak biz kullarını yaratmıştır. Çünkü hayvanlara vermediğini, taşa bitkiye vermediğini bize vermiştir. Akıl, ruh düşünme yeteneği. sadece bize verdiği bir nimettir.
İyiyi de, kötüyü de seçme, şunu veya bunu yapmaya karar verme konusunda bizi hür kılmıştır. Ancak kötülüklere yaklaşmamayı da öğütlemiştir.

Akıl ve iradenin yanında, peygamberleriyle iyilik ve kötülükleri de ayrıca bildirmiştir. İyi bir müslüman bir işi yapmadan önce düşünmelidir. Çünkü Allah bize irade yani isteme ve karar verme yeteneği vermiştir. Yapacağımız işin dinimize uygun olup olmadığını göz önüne almalıyız. Eğer düşündüğümüz is kendimiz, vatan ve milletimiz için hayırlı ise, onu yapmaya karar vermeliyiz.
Sağlığımıza, çevremize ve ülkemize zararlı olan herhangi bir iş ya da davranışı düşünmek istemek bir müslümana yakışmaz.
Bizim iradelerimiz gücümüzle de paralel, yani uyum içinde olmalıdır. Meselâ bir insan bir yıl içinde hiç hazırlığı olmadığı halde, lisenin bütün sınıflarını bitirmek isteyebilir. Ama böyle bir istek gerçekleşmesi çok zor olan bir arzudur. Hatta bazıları imkânsızdır. Hayal gücü fazla olan birisinin “uçmak” istemesi gibi. Bu örneklerde olduğu gibi isteklerimiz, akla, mantığa uygun, iyi ve güzel olmalıdır. Allah’ın “Yapınız” dediklerini yapmayı arzu eden, “Yapmayınız” dediklerinden tiksinip kaçınan kişi, gerçekten iradesini güzel kullanan bir insandır.

İnsanın İradesi ve Kader

Bazıları kader inancını yanlış anlar ve yanlış yorumlar. Halkımız kadere “alın yazısı” adını da verir. Birçok kişiler bir işi yaparken iyice düşünüp, taşınmazlar, hatta bile bile kötülük yaparlar. Sonra da, “Ne yapayım alınyazım böleymiş, benim suçum yok” derler.
Ders çalışması gerekli zamanlarda, oynayan, daima boş evlerle vaktini geçiren bir öğrencinin sınıfta kalınca böyle demesi ne kadar gülünçtür değil mi?
Bile bile kavga eden, önüne gelene saldıran, yumrukla, bıçakla çevresindekileri yaralayan kişinin de böyle bir söz söylemeye hakkı var mıdır? Allah bize irade vermiş. Düşünün! diye emretmiş. Nelerin iyi, nelerin kötü olduğunu da Kitabımızda açıkça belirtmiş. Bütün bunlardan sonra, bile bile kötülüğü isteyip yapan daha sonra da “kaderimmiş” diyen kişi, Allah’a iftira etmiş olmaz mı? Allah kimsenin kötülük yapmasını istemez ve sevmez. Ama biz yapacağız diye ısrar eder, yani diretirsek, O da, bize yapma fırsatını verir. Bir başka deyişle, biz iyi ya da kötü bir davranışı isteriz. Allah da yaratır. İyilik yapmayı istersek hoşnut olur. Bizi sever, kötülük yaparsak da hesabını bir gün mutlaka sorar. Görevimiz iyilikleri yapmaya çalışmak, kötülüklerden kaçınmaktır. Hz. Ömer veba hastalığı olan bir bölgeden, hastalığın maması için o bölgeyi terk etmişti. Kendisine, “Ey Ömer! Allah’ın takdirinden mi kaçıyorsun?” dediklerinde, Hz. Ömer şöyle cevap verdi: “Evet Allah’ın kaderinden kazasına sığınmaya gidiyorum.” Biz tıpkı Hz. Ömer gibi bildiğimiz her iyi ve mantıklı olan şeyi yapacağız. Sonucunu Allah’ın takdirine bırakacağız.

Tevekkül Etmek nedir | Kavramı anlamı ve örneği

Tevekkül Etmek nedir | Kavramı anlamı ve örneği

Paylaş

Yorumlar