İman ve islam arasındaki ilişki nedir?

0

İman ve islam arasındaki ilişki nedir?

Eslem kabilesinden Ebu Firas (r.a.) der ki:
Bir adam yüksek sesle:
– ‘’Ey Allah’ın Resulü! İman nedir?’’ diye sordu.
Allah’ın Resulü:
– ‘’İhlastır. Samimiyet ve iyi niyettir’’ buyurdu.
Başka bir rivayetinde de der ki:
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
– ‘’Bana istediğiniz şeyi sorabilirsiniz.’’
Bunun üzerine bir adam yüksek sesle:
– ‘’Ey Allah’ın Resulü! İslâm nedir?’’ diye sordu.
Resulullah (s.a.v.):
– ‘’Namaz kılmak ve zekât vermektir’’ diye cevap verdi.
Adam:
‘’İman nedir?’’ diye sordu.
Resulullah (s.a.v.):
– ‘’Samimiyettir’’ diye cevap verdi.
Adam:
– ‘’Öyleyse yakîn nedir?’’ diye sordu.
Resulullah (s.a.v.):
‘’Yaratanın varlığına kesin olarak inanmak ve hakkı doğrulamaktır’’ cevabını verdi. (Terğîb ve Terhîb, Hafız Münzîrî, C.1, sh. 47.)
İman, fert hayatını tanzim eden inançtır. İslâm, tüm hayatı tanzim eden ilahi
nizamdır. Yani, iman ferdin hayatına yön verir, onu düzenler. İslâm ise, toplumun bütün
hayatına yön verir ve onu düzenler. İslâm tek kurtuluş reçetesidir. Âyet-i Kerime’de şöyle
buyurulmaktadır:


‘’Allah indinde hak din İslâm’dır (Āl-i İmrân Sûresi, 19. âyet.)
İslâm, insan için üç mânâya işaret eder:
1-Salim olmak: Yani doğru ve sağlam olmak. Bu iki yönlüdür:

Âhirette :

-Niçin Kur’ân okumadın, anlamadın?
-Niçin anlatmadın, dilsiz miydin?
– Akılsız mıydın ki düşünmedin?
-Sakat mıydın ki İslâm için koşturmadın?
-Fakir miydin ki Allah için infakta bulunmadın?

Denilirse verecek cevabımız var mı? Varsa ne mutlu bize…Allah’ın verdiği bedene ve mala şükretmek gerekir. Ancak bedendeki her azanın ve malın şükrü kendi cinsindendir.
– Ayak, İslâm için yürüyecek,
-Göz, İslâm için uykusuz kalacak,
– Kulak, İslâm için duyacak,
– Dil, İslâm için konuşacak,
– El, İslâm için verecek….

2- Sulh ve Eman
Müslüman, sulh ve eman sahibidir. Barış ve huzurdan yanadır. Asla kimseye zarar vermez..Nitekim Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur:


‘’Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhacir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.’’ (Sünen-i Dârimî, C.6, sh.13. )

3-Teslimiyet:
Yani kayıtsız şartsız ve itirazsız olarak iradesini, kalbini Allah’a teslim etmek… Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’i kurban etmek istemesi gibi… ‘’Ben müslümanım’’ demek, iradesini tümüyle İslam’a teslim etmektir..
Şimdi düşünelim:
– Kalplerimiz tamamen İslâm’a açık mı?
– İslâm’a talip isek bu yolda ne kadar fedakârlık yapıyoruz?
– İslâm’a talip olunca kaybedeceğimiz şeyleri düşünüyor muyuz?
– Bu uğurda verdiğimiz mücadelede neler kazanacağımızın farkında mıyız?

Ne yazık ki günümüzde; hiçbir belaya uğramamak, hiçbir fedakârlık yapmamak, hiçbir dünyevi zarara uğramamak şartıyla İslâm’a talip olanlar, ümmetin çoğunluğunu oluşturmaktadırlar.
Resulullah (s.a.v) şöyle buyurur:


“Arzuları benim getirdiğim (İslâm gerçeğine) uymadıkça hiç biriniz (olgun)
mü’min olamaz.’’(Mesabhü’s-Sünne, Beğavî, C.1, sh.160.)
Ashabın büyüklerinden Sa’d b. Zeyd (r.a.), ilk iman eden sahabilerdendir. Annesi onun İslâm’ı
kabul etmesine çok üzülmüştü.
Oğluna:
‘’Sen dininden dönmedikçe ben hiçbir şey yiyip-içmeyeceğim’’dedi. Annesi, böyle yaparak
oğlunu dininden çevirmeye çalışıyordu.
Hz. Sa’d (r.a.), annesine:

‘’Anneciğim! Senin yüz tane canın olsa, her gün gözümün önünde bunlardan biri alınsa bile
ben yine dinimden dönmeyeceğim. Hiç boşuna üzülme’’ demişti. Bir müddet sonra annesi, bu
tavrından vazgeçerek, bu durumu kabullenmek zorunda kaldı.5
İman, ihlastır. Yani samimiyettir. İman elbisesi, ihlas ve takvadır.
İmanın kemâl derecesine ulaşmasının şartları:

1- İlim
‘’Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur…’’  (Muhammed Sûresi, 21.âyet. ) Bu ayette Allah, peygambere ‘’İman et’’ demeden önce ‘’Bil ki’’ demiştir.
2- Yakîn
Kesin olarak inanmak ve inandıklarında hiçbir şüphesi olmamaktır.
3- İhlas
Samimiyettir. İbadette ihlassızlık riyayı meydana getirir ve sevabını ortadan kaldırır.
İmanda riya ise, insanı nifaka ve ardından da şirke götürür. (Bakara Sûresi,14. âyet.)


‘’Dikkat et, halis din yalnız Allah’ındır…’’ ( Zümer Sûresi, 3.âyet)
4-Sıdk
Sadakat demektir. Sadakat ve doğruluğu olmayan birinin ölçüsü bulunmaz. İnançta
ciddiyet ve sadakat esastır.(Mâide Sûresi,119. âyet)
5-Muhabbet:
Mü’minler, iman ettikleri şeylere severek iman etmelidirler. ( Bakara Sûresi 165. âyet.)
6-İnkıyad:
İlahi emir ve yasaklara teslim olup boyun bükmek ve dayanmaktır. (Nisâ Sûresi, 65. âyet.)
7-Kabul:
İmanda sadakat sahibi olanın sebat üzere yaşamasıdır. Sebat ve karar ise, kabul’e bağlıdır. Bir
insanın kabul etmediği şeyi sevmesi, onun üzerinde sabit olması imkânsızdır. İtaat, kabulün
gereğidir.
Tasdik, hakk’ı doğrulamaktır.

‘’Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım isteriz.’’ (Fâtiha Sûresi, 4. âyet.)
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:

‘’Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir ve Allah için menederse, onun imanı kemâl derecesine ulaşmıştır.’‘ (Sünen-i Ebi Dâvûd,Kitabü’s-Sünne, 16.)

Alınacak Dersler:
1- İman, en büyük hazinedir. Onu iyi korumak gerekir.
2- İmanı, ancak Allah’ın razı olacağı amellerle koruyabiliriz.
3- İman; ihlastır, samimiyettir.
4- İman sahiplerinin Allah indindeki dereceleri, ihlas ve samimiyetlerine göredir.
5- Arzu ve istekleri İslâm’a uymayanlar, kamil mü’min olamazlar.
6- Müslüman, İslâm’a teslim olandır.
7- İslâm’a teslim olan müslüman; her bakımdan doğru ve sağlam, barış ve emniyet sahibi
olmalıdır.
8- İmansız İslâm, İslâm’sız iman olmaz.
9- İslâm bütün hayatı tanzim eden ilahi nizamdır. İslâm olmadan saadet olmaz.

Paylaş

Yorumlar