Hz. Muhammed’in Rahmet peygamberi olması ne anlama gelir?

0

Rahmet, sözlükte; incelik, şefkat, merhamet, lütuf, ihsan, iyilik, sevap, acıyarak ve severek korumak, birinin suçunu bağışlamak, affetmek anlamlarına gelen bir kavramdır. İslami bir terim olarak ise rahmet; bütün varlıkların iyiliğini arzu edip onlara her türlü yardımda bulunma isteği demektir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’de  peygamberlik hayatı boyunca yaptığı çalışmalarla, insanları kötülüklerden, inkarcılıktan uzak tutmak için verdiği mücadeleyle herkes için bir rahmettir. O sadece Müslümanların değil bütün insanların iyiliği, mutluluk ve huzuru için gönderilmiş bir elçidir.

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberlikle ilgili özelliklerinden biri de onun “rahmet peygamberi”
olmasıdır. Rabb’imiz (c.c.), Hz. Muhammed’i (s.a.v.) âlemlere rahmet olmak üzere gönderdiğini belirtmekte ve bu konuda şöyle buyurmaktadır: “(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”( Enbiyâ suresi, 107. ayet.) Hz. Peygamber (s.a.v.) de bir hadisinde kendisinin rahmet peygamberi olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Ben Muhammed’im, Ahmed’im… Ben tövbe peygamberiyim, rahmet peygamberiyim.”(Müslim, Fedâil, 126.) Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamber olarak gönderilmeden önce başta Arap Yarımadası olmak üzere dünyanın hemen her yerinde birçok olumsuzluk yaşanıyordu.

Örneğin insanların çoğu taştan, ağaçtan, madenlerden vb. maddelerden yaptıkları putlara tapıyordu. İnsanlar kölelere çok kötü davranıyorlar, onları bir mal gibi pazarlarda alıp satıyorlardı. Toplumda güçlü olanlar zayıflara zulmediyor, kim güçlüyse o haklı kabul ediliyordu. İçki, kumar, falcılık gibi kötülükler hoş
karşılanıyor ve normal kabul ediliyordu. Kullarına karşı son derece merhametli olan Allah (c.c.), insanların böyle yanlışlıklar içinde kalmasına razı olmadı. Onlara, ayetlerini okuyacak. kendilerini kötülüklerden arındıracak bir peygamber gönderdi. Rahmet peygamberi Hz. Muhammed’i (s.a.v.) elçisi olarak görevlendirdi. Bunu da bir ayetinde şöyle belirtti: “Nitekim kendi aranızdan; size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.”(Bakara suresi, 151. ayet.)

Hz. Muhammed (s.a.v.), insanların kötülüklerden uzaklaşması, her iki dünyada da huzura ve mutluluğa kavuşması için canla başla çalıştı. Gece gündüz demeden insanları doğru yola, hak ve hakikate çağırdı. Onun çağırısı sonuç verdi ve insanlar Allah’ın (c.c.) izniyle doğru yolu buldular. Sonuçta İslam’ın insanlığa hayat veren ilkeleri toplumda egemen oldu. İnsanlar, Allah’ın (c.c.) lütfu ve rahmet peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) gayretleri sayesinde barış, huzur ve güven içinde yaşamaya başladılar. Böylece Allah’ın (c.c.), Hz. Muhammed’i (s.a.v.) rahmet peygamberi olarak göndermesinin tecellisi ortaya çıktı.

 

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.), son derece şefkatli ve merhametli bir
kişiliğe sahipti. Onun bu özelliği Kur’an’da şöyle belirtilir: “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir
peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.”(Tevbe suresi, 128. ayet.) Allah Resulü (s.a.v.), korunmaya muhtaç olan ve toplumun zayıf kesimi kabul edilen çocukları sever, onlara şefkatle yaklaşırdı. Kadınları, zayıfları, kimsesizleri korurdu. Yetimlerin haklarına sahip çıkar ve onları her zaman gözetirdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) sadece insanlara değil, tüm canlılara karşı merhametliydi. Hayvanlara kötü davranılmasını yasaklar, onlara eziyet edenleri uyarırdı. “Haksız yere bir serçeyi ya da ondan büyük bir şeyi öldürenden, aziz ve celil olan Allah hesap soracaktır.”(Nesâî, Sayd, 12. ) buyururdu. “Ağzı ve dili olmayan şu hayvanlar hakkında Allah’tan korkun…”(Ebu Davud, Cihad, 44.) buyurarak da insanları ikaz ederdi.

Paylaş

Yorumlar