Hz. Muhammed’in Göğe Semaya Yükselişi

0

 

Peygamber Miraca nasıl yükseldi? Miraç nasıl gerçekleşti?

 

سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ

﴿١﴾

Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. (İsrâ suresi, 17:1)

İsra ve Miraç olayı, yüce Allah’ın sevgili Peygamberine bir mükafatı ve ilahi bir mucizesidir. Rabbimiz İsra suresinde buyurur ki: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” O mübarek gecede Resûl-i Ekrem Efendimiz صلى الله عليه وسلم Burak ismindeki bineği ile Kabeden yola çıkarak Mescid-i Aksa’yaulaşmış. Orada geçmiş ümmetlerin peygamberlerine imam olarak namaz kıldırmış ve dolayısıyla İmamü’l-Enbiya (Peygamberlerin İmamı) vasfını kazanmıştır.

Ardından, birinde şarap diğerinde süt bulunmak üzere, kendisine iki bardak sunulmuştur. Hz. Peygamber صلى الله عليه وسلم sütü tercih ettiğinde Cebrail (a.s.): “Seni fıtrata göre yönlendirene hamd olsun. Şarabı seçseydin ümmetin doğru yoldan ayrılırdı.” diye buyurmuştur. (Bkz. Buhârî, Eşribe, 1, H.No: 5576)

Bundan sonra Peygamber Efendimizصلى الله عليه وسلم Cebrail (a.s.) ile birlikte semaya yükselmiştir. Yükselirken semanın farklı tabakalarında peygamberler ile görüşmüştür.Sonra Allah Teala’ya muhatap olmuştur ve Peygamberimize üç müjde verilmiştir. Bunlar beş vakit namaz, Bakara suresinin son ayetleri ve Allah’a ortak
koşmayanların günahlarının affedileceğidir.(Bkz. Müslim, İman, 76, H.No: 173 ) Ruh ve beden ile gerçekleşen bu yükselişin ardından aynı gece Mekke’ye dönmüştür.

Olaydan haberdar olan Mekke müşrikleri bir gecede böyle bir olayın mümkün olamayacağını
söyleyerek miracı inkar etmişler, buna mukabil Hz. Ebû Bekir (r.a.)sarsılmaz imanıyla sadakatini ortaya koymuştur. Bu vesileyle “çok sadık, samimi, hakkı seven” anlamlarına gelen Sıddık lakabını kazanmıştır. Haberi duyar duymaz şu beyanda bulunmuştur: “Allah’a yemin ederim, bunu o söylediyse hakkı
söylemiştir! Hatta ben bundan daha ötesini de tasdik ediyorum. Sabah akşam gökten getirdiği haberleri, yani peygamberliğini tasdik ediyorum!” (İbn-i Hişâm: Es-Sîre En-Nebevîye (1990), 2/49-50 )

Yazımızın başında okuduğumuz ayet-i kerimede Yüce Allah, miracın başlangıç noktası olan Mescid-i Aksa’yı”Çevresini mübarek kıldığımız” diye nitelendirerek bu mescidin kendi katındaki fazilet ve kutsiyetine
işaret etmektedir. Bu ifade aynı zamanda onun etrafındaki toprakların kutsallığını da göstermektedir. Müslümanların ilk kıblesi ve kutsal mescitlerin üçüncüsü olan Mescid-i Aksa’yı bağrında barındıran bu topraklar, Allah tarafından mübarek ve değerli kılınmıştır. Bundan dolayı İsra ve miraçru hunu taşıyan
müminler, o mübarek topraklara karşı sorumluluklarını da unutmamaları gerekir. Allah Resulüصلى الله عليه وسلم’in miracına şahitlik eden Mescid-i Aksa’yı müminler unutmamalı. Kandillerinin sönmemesi ve cemaati eksik kalmaması için yolculuklar yapmalıdırlar. Mescid-i Aksa’yı mahzun ve yalnız bırakmamaları gerekir.

Elbette yüce Peygamberimizin şahsında yaşanmış olan Miraç olayının, mana içre manaları vardır. Ve bizler, sahip olduğumuz ilim ve irfanımız nispetinde bu önemli mevzudan farklı ve zengin anlamlar çıkaracağız. Ancak, ümmetin tüm fertlerinin kıyamete değin çıkaracağı ortak anlam, bu mübarek gecede bizlere farz kılınmış olan namazdır. Unutmamalıyız ki, her bir müminin miraca çıkma imkanı vardır ve şüphesiz ki, bu kılacağımız namazlar vesilesiyledir. Günde en az beş vakit günlük hayatın telaşlarından sıyrılıp, kendisinin huzuruna çıkmak ve yükselmek imkanını bizlere bahşeden Mevlamıza (cc) sonsuz şükürler olsun. Peygamberimizin “gözümün nuru” diye nitelediği namazın ehemmiyetini beyan eden bir hadis-i şerif,
“İslam‘ın halkaları, halka halka çözülecektir. Halkalardan biri çözülünce insanlar diğerine sarılacaklar. İlk çözülecek olan şeriat hükümleri halkasıdır. En son çözülen de namaz olacaktır.” (Müsned-iAhmed, H.No: 22160; İbn-iHibban, H.No: 6715.)

Yüce Rabbimiz bizleri de Hz. Ebû Bekir (r.a.) efendimiz gibi sıddıklardan eyleyip, şeksiz ve şüphesiz bir iman nasip etsin. Namazlarımızı dosdoğru kılmakta, muvaffak kılsın.

Paylaş

Yorumlar