Fatiha Suresi Ve İçeriği hakkında Bilgi

0

Fatiha suresi arapça okunuşu

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

١﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿٢﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ ﴿٣﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ ﴿٤﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ ﴿٥﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ ﴿٦﴾ صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ ﴿٧

Hamd, yalnızca Allah’adır. Salat ve selam da Peygamberimiz Muhammed – sallallahu aleyhi ve sellem-‘edir.
İnsanda iki kuvvet bulunur:

1. İlmi-nazari kuvvettir.
2. Ameli- iradi kuvvettir.

Eksiksiz mutluluğu ise; ilmi ve iradi iki kuvvetin tam olmalarına bağlıdır. İlmi kuvvetin tam olması ise, ancak kişinin yaratanını, isim ve sıfatlarını, kendisine ulaşılacak yolları ve bu yolları yıkacak afetleri, bizzat kendisini ve kusurlarını bilmesinden geçer. İşte kişi bu bilinmesi gereken temel kurallara vakıf olmasıyla ilmi kuvvetini tam kazanmış demektir. İnsanlar içerisinde en bilgili kimse, işte bunları en İyi bilen ve bunları en iyi anlayan kimsedir. Kişinin ilmi-iradi kuvvetinin tam olması, ancak Allah Teala’nın haklarına riayet
etmesi, ihlas ve doğrulukla yerine getirmesi, istikamette ve ihsanda bulunarak ve nankörlük yapmayarak ve haklarını yerine getirirken O’nun huzurunda aciz olduğunu bilerek yerine getirmesiyle ortaya çıkar. Şu var ki, kendisi bu hizmeti yerine getirmeyi asla vazgeçilmez bir ilke olarak görür.Çünkü kendisi de biliyor ki, Allah Teala’nın hakları, kendi hakları gibi değildir. Söz konusu bu iki kuvvetin tam olması da ancak Allah Teala’nın yardımı ile mümkün olur. Allah Teala’nın bazı kullarına hidayet ettiği gibi, kendisinin de dosdoğru yola iletmesine ve doğru yoldan çıkartmamasına ihtiyacı vardır. İlmi kuvvetin bozulmasıyla sapıklığa kayar; ameli kuvvetin bozulmasıyla da Allah Teala’nın gazabına uğrar. Dolayısıyla insanın mutluluğunun eksiksiz oluşu; ancak bunların hepsini bulundurmakla tamamlanır.Şüphesiz ki Fatiha Suresi bunları içerisinde bulundurmuş ve muntazamlığını eksiksiz olarak gözler önüne sermiştir.
Nitekim ayet-i kerimede:

 “Hamd alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gününün   sahibi Allah’adır.”
(Fatiha Suresi: 2-4)

Diye buyrulmuştur ki, bu ilk olan aslı içeriyor.Yani Rab Teala’nın varlığını,isimlerini, sıfatlarını ve fiillerini bilmeyi içeriyor .

Bu surede zikri geçen isimler ise, “el-Esmaü’l Esmaü’l Esmaü’l-Hüsna”nın kökleridir. Bunlar da
“Allah”, “Rab” ve “Rahman” isimleridir.
“Allah” ismi; uluhiyetine dair olan sıfatları içerir.
“Rab” ismi; rububiyetine dair sıfatları içerir.
“Rahman” ismi de; ihsanına, cömertliğine ve iyiliğine dair sıfatlarını içerir.
O’nun isimlerinin anlamları, işte bu minvalde dönüp dolaşır.

“Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz.” (Fatiha Suresi: 5)
ayetine gelirsek; bu da kendisine ulaşılacak yolu bilmeyi içerir. Bu, kuşkusuz Allah Teala’nın istediği ve sevdiği doğrultuda, sadece O’na kulluk etmek, O’na ibadet ederken de sadece O’ndan yardım istemektir.

“Bizi dosdoğru yola ilet” (Fatiha Suresi: 6)

ayeti ise; kulun ancak bu dosdoğru yolda istikamet üzere bulunduğu zaman saadete ulaşacağını ve Rabbi Teala onu hidayete ulaştırdığı zaman ancak istikamette olacağını beyan etmektedir. Tıpkı Allah yardım etmese, Allah Teala’ya ibadet edemeyeceği ve O’nu hidayete iletmese, istikamet bulamayacağı gibi.

“O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil. ve o sapmışların yoluna değil.”
(Fatiha Suresi: 7)

ayeti ise; her iki tarafın da dosdoğru yoldan saptıklarını ortaya koymaktadır. Bir taraf sapıklığa girerek ilmi ve inancı fesada uğratmışlardır, diğer taraf ise, gazaba uğrayarak gayelerini ve amellerini fesada uğratmışlardır. Surenin baş kısmı rahmet, ortası hidayet ve sonu da nimettir. İşte kul, nimetten aldığı haz kadar hidayetten de o ölçüde haz alır. Hidayetten aldığı haz kadar da rahmetten haz alır. Dolayısıyla işlerin hepsi, O’nun nimetine ve rahmetine dönmüş oluyor. Nimet de rahmet de, O’nun rububiyetinin gereksinimlerinden sayılır. Bu sebeple O’nun, rahmet eden ve nimetler bahşeden olduğunda şüphe yoktur. Bu aynı zamanda O’nun ilah olduğunun da göstergesidir. İnkarcılar O’nu İnkar etseler ve müşrikler de O’na ortaklar koşsalar bile O, hak olan tek ilahtır. O halde her kim Fatiha Suresi’ni, anlamlarını gerek ilim ve marifet olarak, gerekse amel ve hal olarak anlamışsa, en şerefli ve yüce nasibin hepsini elde etmiştir. Bununla beraber o kimsenin ibadeti de, avamın ibadetinden çok yüksek bir konuma yükselmiş demektir.

 

 

Paylaş

Yorumlar