Ezan nasıl ve ne zaman ortaya çıktı

0

Dinimizde en temel şartlarından biri ezandır. Günde beş kere bütün İslam âleminde minarelerden okunur. Ezan Müslüman halkına namaz ibadetinin vaktinin geldiği haber veriyor.

 

EZANIN MEŞRUİYETİ VE TARİHİ 

 İbni Ömer’den şöyle naklediliyor:  Efendimiz (sav) ve Müslümanlar Medine’de ilk zamanlar kendi aralarında toplanır ve namazlar için vakitler tesbit eder ve bu vakitleri insanlara bildirmek için herhangi bir şey yapmıyorlardı . Enes b. Malik’in  şöyle naklediliyor:  bidayette ezan vakti geldiğinde ashaptan biri sokak sokak dolaşır ve “haydi namaza, haydi namaza” anlamında “es-salah, es-salah shall)” diyerek insanları davet ederdi.  Ne yaziki bu durum karışıklığa neden oluyordu;  namazın kılınacağı vakit tam olarak bilinmediği için bazıları cemaatle namazı kaçırıyordu. Zira Efendimiz (s.a.v) bazen erken, bazen de geç kıldırıyordu.  Bunun üzerine Efendimiz (sav) Hıristiyanların yaptığı gibi ezan vakti çan çalınması yada Yahudilerin yaptığı gibi boru öttürülmesi teklif edildi. 46 Rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Hz. Muhammed (sav)  hoş karşılamamakla birlikte  Hıristiyanların çanına benzer bir çan çalınması teklifini kabul edecek gibiydi; ne var ki bu konuda kesin kararını vermemişti. Efendimiz (sav) Müslümanların namaza davet edilmeleri için özel bir işaret, bir sembol olmasını arzu ediyordu. Bunun için   arada bir ashabını topluyor ve konuyu onlarla istişare ediyordu. Bu istişareler sırasında  onlardan bazıları, Yahudilerin yaptığı gibi bir boru  (bük) kullanılmasını ve ezan vakitlerinde bu borunun öttürerek namaza davet edilmesini teklif ettiler.  Efendimiz (sav) bu teklifi hoş karşılamadı. Zira o, Yahudilerin yapmakta oldukları bir şeyi yapmak istemiyordu. O dönemlerde Şark Hıristiyanları sabah-akşam insanları ibadete çağırmak için iki odun parçasını birbirine vurarak can sesine benzer bir ses çıkaran (wali) nâküs adında bir alet çalıyorlardı. Efendimiz (sav) çan çalınma önerisini beğenmedi.

Ezanın Ortaya Çıkışı

 Nitekim yine ibadet vaktinin nasıl ilan edileceğinin görüşüldüğü bir toplantının ardından,Efendimiz (sav) ashabından Abdullah b. Zeyd  bir rüya gördü. Abdullah b. Zeyd de  Nebi (sav) namazın vaktinin ilanı için yaptığı müşaverelere katılıyor ve bu işe büyük önem veriyordu. Abdullah’tan şöyle naklediliyor:  o bu olayı şöyle anlatmıştır: ” Efendimiz (sav) hoş karşılamasa da Cuma namazı için insanları davet etmek üzere çan çalınmasını emretmeyi düşündüğü zamanlarda bir rüya gördüm. Rüyamda, elinde bir çan bulunan bir adam gördüm. Ona dedim ki: “Şu çanı bana satar mısın?  Adam dedi ki: “Ne yapacaksın?’ Dedim ki: “Onunla namaza çağıracağım.’ Adam dedi ki: “Bundan daha hayırlı bir şeyi sana öğreteyim mi?

 Ben de ‘iyi olur’ dedim. Bunun üzerine, bana şöyle deyin’ dedi: “Allahu Ekber Allâhu Ekber…? Bugün okumakta olduğumuz ezanı öğretti. Sabah olur olmaz hemen  Peygambere geldim ve gördüğüm rüyayı anlattım.  Nebi (sav)  dedi ki: “Şüphesiz o hak bir rüyadır. Bilal ile birlikte kalk ve bildiklerini ona öğret, o da buna göre ezan okusun. Onun sesi seninkinden daha gürdür. Ben de rüyamda öğrendiklerimi Bilal’e öğrettim, o da onları söyleyerek ezan okudu. Bunları henüz evinde olan Ömer duyunca, elbisesini dahi doğru dürüst toplamadan ve onları yerde sürterek Efendimiz (sav)’e geldi ve ona şöyle dedi: ‘Seni hak olarak gönderen Allah (cc) yemin ederim ki, ben de bu rüyamda bu sözlerin aynısını gördüm. Efendimiz (sav)  şöyle buyurdu: ‘Allah’a hamd olusun. Böylece ezan tesbit edilip okunmaya başlandı. O günden günümüze kadar devam ediyor.

Ezan Hangi Tarihte Ortaya Çıktı

Ezan ortaya çıkış tarihi, hicretin birinci yılında miladi 623 yılında  Medine’de meşru kılınmıştır.  Meşruiyeti sünnetle sabittir ve çoğunluğun kanaatine göre bir sahabinin gördüğü rüyaya dayanmaktadır. Efendimiz Hz. Muhammed (sav)  bugün kullanmakta olduğumuz ezanı, namaz vaktini bildirmek için bir dini şiar olarak benimseyip kabul etmiş ve hayatı boyunca kullanmıştır. 

 

Ezanın Okunuşu

Ezan’ın Sözleri ve Önemi Ezan, Hz. Muhammed Mustafa (sav)  tarafından tasdik ve tasvip edilen şu sözlerden oluşur:

  • “Allâhu Ekber  (4 defa);
  • Eşhedu enlâ ilâhe illâllâh  (2 defa);
  • Eşhedu enne Muhammeden Rasülullâh  (2 defa);
  • Hayye ale’s-Salâh (2 defa);
  • Hayye ale’l-Felâh (Sale ) (2 defa);
  • Lâ ilâhe illâllâh (1 defa).

 

Paylaş

Yorumlar