Allah’a ve Resulüne İtaat Etmek

0

Allah ve Resulüne itaat ile ilgili ayetler ve mealleri

Allah’a ve Resulüne İtaat Etmek: Yüce Rabbimiz, insanı en mükemmel şekilde, yani ‘‘Ahsen-i Takvim‘‘ üzere yaratmış, ona akıl ve irade vermiş ve onu sorumlu tutmuştur. Nelerden sorumlu olduğunu, insana gönderdiği ilahi kitabı Kur’an-ı Kerim‘de bildirmiştir.
Son peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)‘i göndererek, emir ve yasaklarına nasıl uyulacağının yolunu göstermiştir. Müslüman; Allah‘a ve O’nun Resulü olan Hz. Muhammed (s.a.v.)‘e itaat eden, emir ve yasaklarına uyan kimsedir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:

‘‘De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri
sevmez.‘‘ ( Âl-i İmrân suresi, 32. ayet)
Allah Teala, kendisine itaat ve ibadetin en doğru ölçüsünün, Hz. Muhammed (s.a.v.)‘e uymak olduğunu bu ve buna benzer ayetlerle bildirmiştir. Çünkü Allah’ın emir ve yasaklarını en iyi bilenler peygamberlerdir.
İslam dininin hükmü kıyamete kadar geçerlidir. Hz. Muhammed (s.a.v.) de bu dinin aydınlık yolunu, Kur’an’ı her alanda hayata uygulayarak çizdi. İşte Peygamberimiz‘in sınırlarını çizdiği ferdi ve toplumsal hayat tarzı, sözleri ve davranışları; bizim tabi olmamız gereken en önemli kaynaktır. Diğer bir ifadeyle İki ana kaynağımız Kur’an ve Sünnet’tir. Müslüman, bu iki kaynağa sarılıp, hayatını bu iki kaynağa göre düzenlemeyi benimsemelidir. Bu, imanın gereğidir. Aksi takdirde dalalet ve sapıklığa düşülmüş olur. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

‘’Size sıkıca sarıldığınız sürece sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Allah’ın Kitabı ve
Nebisi’nin sünneti.’’ (Muvatta, İmam-ı Mâlik, C.4, sh.246)
Bu iki ana kaynakta ortaya konan ve dünya ile ahiret saadetine insanı ulaştıracak prensiplere göre hareket etmek, mü’min olmanın vasfı ve gereğidir. Bir mü’min; bu prensipleri, gözardı ederek, kendi heva ve hevesine tabi olamaz. Çünkü Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

‘‘Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.‘‘ (Hucurât suresi, 1. ayet)

Yani, ‘‘Ey iman edenler, gerek söz ve gerekse fiillerinizde Allah ve Resulü‘nün belirlediği esaslara
göre hareket edin. Gerek yapacağınız ve gerek çekineceğiniz her hususta, her söz ve fiilde Allah ve
Resulü‘ne tabi olun. Bu hususta ileri gitmekte Allah’ın azabından korkun.

Onlar bir konuda hüküm beyan etmişlerse ona uyun, sözünüz ve fiilinizle onların önüne geçmeyin. Sizler, Allah’ın huzurunda ve Resulü‘nün sözü ve fiili bulunup da sizin alıp uygulamanız gereken din ve dünya emirlerine ait hallerde sözünüzle de, öne geçmeyesiniz. Her kim sözünü ve davranışını Resulullah (s.a.v.)‘in
önünde tutarsa, bunu Allah’ın da emrinin önüne geçirmiş olur. Çünkü Resulullah (s.a.v.), ancak Allah’tan aldığı emirlerden hareketle hüküm verir.

Mücahid şöyle demiştir: Bu ayette geçen ‘‘La tukaddimu‘‘ ifadesi; ‘‘Allah Teala, Peygamberinin
dili ile hüküm verinceye kadar Allah Resulü‘nün önüne geçmeyin‘‘ anlamına gelir. (Fethu’l-Bârî, İbn Hacer el-Askalânî, C.9, sh.629 )
Bu ayet, Kur’an ve Sünnet esaslarına uygun olmayan herhangi bir işin yapılmasına izin vermemekte, müslümanları Kitap ve Sünnet’e aykırı davranmaktan sakındırmaktadır. Allah’ın ve Resulünün önüne geçmek, onların emir ve yasaklarını dinlememektir. Bir Kurban Bayramı günü Allah Resulü (s.a.v.), bayram namazını kıldırmadan önce, sahabenin bir kısmı kurbanlarını kesmişti. Namazdan sonra Peygamberimiz (s.a.v.), onların kurbanının olmadığını ifade etmiş ve bunun üzerine bu ayet nazil olmuştur. (Tefsîru’l-Kur’an, Ebu’l-Leys Semerkandî, C.6, sh.36 ) Abdullah ibn Abbas (r.a.) bu hususta şöyle demektedir:
‘‘Dini bir mes’elede; kendiliğinizden, Kitap ve Sünnet’e müracaat etmeden herhangi bir hükme
varmayın. Kitap ve Sünnet’in hilafına söylemeyiniz.‘‘ ( Büyük Kur’an Tefsiri, Ali Arslan, C.14, sh.392)
Nitekim Yüce Rabbimiz:

“Allah’ın Rasulünün emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden, yahut acıklı bir
azaba uğramaktan çekinsinler”  (Nur Sûresi, 63.âyet ) buyurmaktadır.
‘’Kur’an bize yeter, sünnete gerek yoktur’’ gibi batıl sözler ve sapıklıklar, Kur’an’a terstir.
Cenab-ı Hak:

“Kim Resul’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur…” (Nisa Sûresi, 80.âyet) buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v) de:

“Hiç biriniz, (arzuları) benim tebliğ ettiğim şeylere tabi olmadıkça (kamil) mü’min olamaz” (Kırk Hadis, İmam Nevevî, Hd. No:41.) buyurmuştur. Yüce Rabbimiz:
“Ey mü’minler, Allah’a ve resulüne itaat edin. (Kur’an’ı ve öğütlerini) dinlediğiniz halde, peygamberin emirlerinden yüz çevirmeyin” (Enfâl suresi, 20. ayet)  buyurmaktadır. Bir diğer ayet-i kerimede ise;

“…Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Çünkü Allah’ın
azabı çetindir”  (Haşr suresi, 7. ayet) buyurulmaktadır.

Sonuç olarak Müslüman; Allah’a ve Resulü’ne tabi olmakla, Kur’an ve Sünnet esaslarına göre hayatını tanzim etmekle mükelleftir. Allah ve Resulü bir konuda hüküm vermişse ona uymak zorundadır. Bu, imanın gereğidir. Çünkü Resulullah (s.a.v.): “Yüz çevirenler (istemeyenler) dışında, ümmetimin tamamı cennete girerler.” buyurdu. Bunun üzerine: “Ey, Allahın elçisi, cennete girmeyi kim istemez ki?” denildi.
Peygamber Efendimiz:
-“Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir.” buyurdu. (Buhârî, İ’tisam 2)

Paylaş

Yorumlar